<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnkılap Tarihi &#187; Jön Türkler</title>
	<atom:link href="http://www.inkilap.info/tag/jon-turkler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.inkilap.info</link>
	<description>İnkılap Tarihi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 Aug 2009 11:55:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Jön Türkler Tarih Sahnesinde</title>
		<link>http://www.inkilap.info/xx-yy-baslarinda-osmanli-devleti/jon-turkler-tarih-sahnesinde.html</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/xx-yy-baslarinda-osmanli-devleti/jon-turkler-tarih-sahnesinde.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 11:30:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[XX. yy. Başlarında Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci meşrutiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Jön Türkler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=427</guid>
		<description><![CDATA[Müslümanlar kendi içlerinde ekonomik durumları ve çıkarları bakımından farklılaşmıştı. Özellikle İmparatorluğun taşradaki otoritesini yitirmesi üzerine güç kazanan ayan ve derebeylerinin kalıntıları olan yerel eşraf ve toprak sahipleri, II. Mahmut ve Tanzimat reformlarına karşın güçlerini sürdürüyorlardı. Ayrıca Tanzimat toprak üzerindeki özel mülkiyeti yasal bir şekle sokmuştu. Güçlenen yöresel eşrafın çıkarlarıyla merkezi devletin çıkarları çatışma halindeydi. Başka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Müslümanlar kendi içlerinde ekonomik durumları ve çıkarları bakımından farklılaşmıştı. Özellikle İmparatorluğun taşradaki otoritesini yitirmesi üzerine güç kazanan ayan ve derebeylerinin kalıntıları olan yerel eşraf ve toprak sahipleri, II. Mahmut ve Tanzimat reformlarına karşın güçlerini sürdürüyorlardı. Ayrıca Tanzimat toprak üzerindeki özel mülkiyeti yasal bir şekle sokmuştu. Güçlenen yöresel eşrafın çıkarlarıyla merkezi devletin çıkarları çatışma halindeydi.</p>
<p>Başka bir çatışma ise Osmanlı yönetici kadrolarının içindeydi. Tanzimat reformlarıyla ve özellikle bu dönemde kurulmaya başlayan yeni eğitim kurumları yeni düşüncelerin yandaşları ile eski Osmanlı askeri ve dinsel yönetici kadrolarının gelenekçi düşünceleri çatışıyordu. Osmanlı Devleti’nde reformların ve modernleşme girişimlerinin önce Saray ve sonra Babıali bürokrasisi tarafından yürütülmesi, bürokrasi içindeki bu çatışmaları daha da önemli bir hale getirmiştir. Modernleşme ve değişim yanlılarıyla statükonun korunmasını isteyenler arasında bu çatışmayı merkezde bulunan modernleşme yanlıları kazanmış görününce, bu sonuç gelenekçi bürokratlar ile taşradaki eşraf ve toplumun diğer gelenekçi kesimlerini birbirine yaklaştıracaktır. Meşrutiyetin ilanı bir anlamda modernleşme yanlılarının başarısı olarak görülebilir. Çünkü Jön Türkler çoğunlukla yönetici sınıf üyelerinden ve mekteplilerden oluşuyordu.</p>
<p><span id="more-427"></span>Özgürlükçü akımların güçlendiği kurumların başında gelen ordu içinde de, Tanzimat’ın getirdiği mektepli subaylar ile alaylılar arasındaki uyuşmazlık da II. Meşrutiyet’in siyasal kurum ve olaylarının şekillenmesinde etkilidir. Jön Türk İhtilali de ancak ordu içerisinden başlayan bir harekete dönüşünce başarılı olmuştur.</p>
<p>Osmanlı siyasal tarihinde çok önemli bir aşamanın temsilcileri olan, sonraları Paris’deki Ahmed Rıza’nın başını çektiği Jön Türk grubuyla birleşerek “İttihat ve Terakki Cemiyeti” adını alan “Osmanlı Hürriyet Cemiyeti” nin üyelerinin çoğunluğu askerdi. Merkez-i Umûmî’de bulunan 10 üyeden ancak 3’ü sivildi.</p>
<p>Aslında II. Abdülhamid’in mutlakiyetçi yönetimine ilk tepkiler Yeni Osmanlılar’ın muhalefetinin devamı şeklindeydi. Genel olarak Jön Türkler olarak adlandırılan bu kişilerin çoğu II. Abdülhamid döneminin eğitim kurumlarından; Galatasaray Sultanisi’nden, Harbiye, Mülkiye ve Askeri Tıbbiye’den çıkmışlardı. Bunlar Paris, Londra, Cenevre, Bükreş ve İngiliz işgalinden sonra Mısır’da Yeni Osmanlılar’ın muhalefetini sürdürmüşlerdi.</p>
<p>Yurt içindeki ilk gizli örgütlenme ise 1889’da Askeri Tıbbiye’de, İshak Sukuti, Mehmed Reşid, Abdullah Cevdet, İbrahim Temo ve Hüseyinzade Ali’nin kurduğu “İttihad-ı Osmani”dir.</p>
<p>Daha sonraları İttihat ve Terakki adını alan bu örgütün Fransız İhtilali’nin 100. Yılında kurulmuş olması Batı düşüncesinin Jön Türkler üzerindeki etkisini göstermesi bakımından anlamlıdır. Bunlar ülkenin kurtuluşu için bir anayasa, Osmanlılık ve özgürlük programı istiyorlardı. Önceleri gibi bu grublar da yurtdışına kaçmak zorunda kaldılar. Yurt dışında Paris’de Ahmed Rıza’nın liderliğinde örgütün adı Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti’ne çevrildi. Yurt dışındaki dağınık Jön Türk grublarının ortak bir program oluşturmak amacıyla 4 Şubat 1902’de Paris’de düzenledikleri kongrede Jön Türkler içinde, iktidarı ele geçirmek ve daha sonra izlenecek politikalar konusunda iki farklı yaklaşımın olduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Ahmed Rıza’nın liderliğindeki İttihat ve Terakki Cemiyeti’ine göre yalnız propaganda ve yayınla devrim yapılamazdı, askeri güçlerin de ihtilale katılmasını sağlamak gerekiyordu. Bu grup siyasal program olarak da meşruti ve merkeziyetçi bir yönetim anlayışını savunuyordu. Prens Sabahaddin’in görüşlerini yansıtan “Teşebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti” ise İhtilal için yabancı bir devletin yardımının gerekli olduğunu savunuyordu. Sabahaddin ayrıca, Tanzimat’ın kurduğu merkezi hükümet kurumlarının terkedilmesini, yerine eski Osmanlı adem-i merkeziyetçi düzenin getirilmesini istiyordu. Vergi toplanması, belediye ve yargı ile ilgili işler yerel kurumlarca yerel sorunlara ve gereksinimlere uygun olarak yürütülmeliydi. Bunun sağlanması için de Anglo Saksonlarda görülen bireycilik iyi bir örnekti.</p>
<p>Paris’deki İttihat ve Terakki Cemiyeti 1906’da Selanik’te kurulan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti ile ilişki kurarak 1907 yılında bu örgüt ile birleşmiştir. 1908 İhtilalinde etkili olan da, Makedonya koşullarının şekillendirdiği bu örgüt olmuştur.</p>
<p>Osmanlıların Rumeli, Balkanların ise Makedonya olarak adlandırdıkları bölgede bu dönemde etnik sorunlar doruk noktasındaydı. Pan Helenizm, Pan İslavizm ve uzantılarıyla Pan Germenizm bölgede çatışan milliyetçi akımlardı. “Düvel-i Muazzama” olarak adlandırılan Avrupa’nın büyük devletleri Balkanlarda rekabet<br />
halindeydi. İttihat ve Terakki Cemiyeti de bir anlamda Türklerin örgütü olarak bu karmaşık ortama katılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/xx-yy-baslarinda-osmanli-devleti/jon-turkler-tarih-sahnesinde.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlıda Merkeziyetçilik Tartışmaları</title>
		<link>http://www.inkilap.info/xx-yy-baslarinda-osmanli-devleti/osmanlida-merkeziyetcilik-tartismalari.html</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/xx-yy-baslarinda-osmanli-devleti/osmanlida-merkeziyetcilik-tartismalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jul 2007 01:58:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[XX. yy. Başlarında Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[ittihat ve terakki]]></category>
		<category><![CDATA[Jön Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[merkeziyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Prens Sabahattin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=15</guid>
		<description><![CDATA[Türk düşünce geleneğinin günümüze kadar süregelen önemli tartışma konularından biri de XX. Yüzyılın başlarında ve özellikle İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde ortaya çıkan, yönetim anlayışına ilişkin farklı düşünce anlayışları yansıtan merkeziyetçilik – adem-i merkeziyetçilik bölümlenmesidir. Yönetim yapısında başlayan bozulma tartışmanın ana nedenidir. XVII. Yüzyıldan itibaren Osmanlılarda toprağın, devletin denetiminden çıkarak fiilen beylerin yerli güçlü ailelerin denetimine geçmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk düşünce geleneğinin günümüze kadar süregelen önemli tartışma konularından biri de XX. Yüzyılın başlarında ve özellikle İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde ortaya çıkan, yönetim anlayışına ilişkin farklı düşünce anlayışları yansıtan merkeziyetçilik – adem-i merkeziyetçilik bölümlenmesidir. Yönetim yapısında başlayan bozulma tartışmanın ana nedenidir. XVII. Yüzyıldan itibaren Osmanlılarda toprağın, devletin denetiminden çıkarak fiilen beylerin yerli güçlü ailelerin denetimine geçmesi merkezin konumunun sorgulanmasına yol açmıştır. XVIII. Yüzyılın bitiminde Doğu Anadolu’nun yanı sıra batıda da derebeyleşme eğilimleri artmıştı. Bu süreç beraberinde çözüm arayışlarını ve bir takım önlemlerin alınması zorunluluğunu da getirmekteydi. Tanzimat’la başlayan merkezileştirme girişimleri çerçevesinde başlayan bu tartışma İkinci Meşrutiyet öncesinde en yüksek noktasına ulaşmıştır.</p>
<p>Bu süreçte, konumuz açısından ortaya çıkan iki noktayı açmakta yarar vardır. Bunlardan birincisi, bu dönemin hem Avrupa hem de Osmanlının kendi dinamikleri açısından bir merkeziyet çağı olmasına rağmen uygulamada ortaya konan ve bir zorunluluğu içeren adem-i merkeziyet anlayışıdır. Diğeri ise, resmi Batılılaşma sürecine dönüşen Tanzimat ve sonrasında ortaya çıkan tepkiler ve bu tepkilerin Osmanlıdan Cumhuriyete uzanan bir çizgi oluşturur nitelikteki pozisyonu ile ilgilidir. Bu anlayışların özellikle siyasal-yönetsel sistem içindeki ağırlıklı konumu bağlamında Tanzimat’tan Cumhuriyete ve günümüze kadar oluşan yerel yönetim ve merkeziyetçi-adem-i merkeziyetçi anlayışlar ile yapılanmalar üzerindeki etkisi yadsınamaz.</p>
<p><span id="more-17"></span>Klasik Osmanlı yönetiminin zayıflaması ve çöküşünün her alanda iyice belirgin hale gelmesi ve reform gereksinimini tartışmasız öncelikli sorun niteliğini kazanmasıyla birlikte, XIX. yüzyıl, Osmanlı toplumu için tam bir dönüşüm ve reform çağı olarak tarihte yerini almıştır. Bu dönemde özellikle yönetim alanında atılan adımlar Osmanlı kamu yönetiminin modern anlamda kurumlaşmasını beraberinde getirmiştir. Bu anlamda adem-i merkeziyetçiliğin temel kurumları olan yerel yönetimlerin ayrı ve önemli bir yeri vardır. III. Selimden sonra iktidarı devralan II. Mahmut’un diğer bir çok önemli konularda olduğu gibi yerel yönetimin meydana getirilmesi sürecinin de başlatıcısı olduğu söylenebilir.</p>
<p>Halil İnalcık Tanzimat Dönemi’ndeki yerel meclisleri ve iltizam sistemi ile ilgili gelişmeleri ise, Sened-i İttifak-Gülhane Hattı ikiliği çerçevesinde ele almaktadır. Ona göre, siyasal tarih bakımından Sened-i İttifak, büyük ayanın devlet iktidarını denitim altına alma girişimini anlatmaktadır. Gülhane Hattı ise ona karşı Padişahın mutlak otoritesini savunarak merkeziyetçi devlet idaresinin, başka deyimle bürokrasinin işlere mutlak bir şekilde el koymasını ifade etmektedir.</p>
<p>Merkeziyetçilik ve bürokratikleşme, Tanzimat’ın yönetim anlayışının temel özelliğini meydana getirir. Bu nitelikler uygulamada büyük sıkıntıları da beraberinde getirmiştir. XIX. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğunda merkeziyetçi devlet felsefesi ve eğiliminin egemenliği açıkça görülebilmektedir Sayılan nitelikleriyle Tanzimat döneminin değişim sürecindeki en önemli aracı bürokrasi olmuştur.</p>
<p>Tanzimat’la belirginleşen Osmanlı modernleşme süreci, tepkileri ve destekleri içeren birçok fikir akımı ve hareketin doğması gerçeğini de beraberinde getirmiştir. Merkeziyetçi bir nitelikte yürütülen resmî batılılaşma politikası ya da modernleşme hareketini başlatan Tanzimat sürecine, ülkenin tüm siyasal, kültürel ve bilimsel etkinlik, hak ve özgürlüklerini hem kullanan, hem de temsil eden başkentte önemli bazı tepkiler gelmiştir. Bu tepkileri, Tanzimat’tan Cumhuriyete uzanan niteliğiyle, merkeziyetçilik ve adem-i merkeziyetçilik ilişkileri açısından ele almak gerekir. Çünkü bu iki çizgi, Türkiye Cumhuriyetinin, özelde merkeziyetçi ya da adem-i merkeziyetçi niteliği, genelde ise siyasal-yönetsel yapısının oluşmasında doğrudan etkili olan bir sürekliliği içermektedir.</p>
<p>Tanzimat’la birlikte Osmanlı başkentinde öncelikle iki tepki ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlisi Yeni Osmanlılar hareketidir. Yeni Osmanlılar hem Batıyı, hem de Osmanlı merkeziyetçiliğine bağımlılıklarını sürdürdüler.</p>
<p>Osmanlıdan Cumhuriyete uzanan iki temel çizginin asıl olarak billurlaşmasını sağlayan ise, Jön Türkler ve sonrasında İttihat Terakki olarak somutlaşan harekettir. Bu birikimli etkileşim süreci Jön Türkler içinde daha da net çizgilere ayrılacak ve nihayetinde 1902 Jön Türk kongresinde iyice billurlaşacaktır. “Kongrede azınlıklarca desteklenen Sabahattin ve Lütfullah Beylerin özgürlükçü bir devrim için Batılı ülkelerin Osmanlı devletine karışmasını savunmaları cemiyeti ikiye böldü. Prens Sabahattin yandaşları Osmanlı Hürriyet Perveran Cemiyeti adında yeni bir örgüt oluşturdular. Ahmet Rıza ve yandaşları ise İttihat ve Terakki Cemiyetini oluşturarak Şura’yı Ümmet adlı bir gazete çıkardılar. Prens Sabahattin kanadı bölgesel özerklik, yerinden yönetim, bireysel girişim ve kişisel özgürlükleri savunurken; ittihatçı kanat merkeziyetçi, Türkçü, seçkinci ve otoriter bir anlayışa sahiptiler ve Alman Friedrich List’in millî iktisat düşüncesini savunmaktaydılar. Oysa Sabahattin kanadı İngiliz iktisadî görüşü olan serbest (liberal) ticaret anlayışına sahiptir.</p>
<p>Her iki kanatta meşrutiyetçi ve laik eğilimlere sahiptirler. İslam birliği düşüncesini reel politik açısından uygun bulmazken, bir sosyal gerçeklik olarak İslamiyet’in varlığını onaylamaktadırlar. O nedenle birinci planda imparatorluk güçlendirilmeli ve halkı bilgisizlik ve yoksunluğa sürükleyen baskıcı yönetim orkadan kaldırılmalıydı.<br />
Prens Sabahattin’in eleştirileri ve programı daha kuramsal ve derinlikli çözümlemelere dayanırken, ittihatçı kanadın eleştirileri tepkisel ve sistemin özünden ziyade Abdulhamit ve kadrolarını tasfiyeye yönelikti. Her iki kanatta ulusal bir burjuvazi yaratılması hususunda hemfikirdiler. İngilizler de uzun vadeli bir politika olarak bu fikri desteklemektedir. Sömürülerini ülkedeki siyasal iktidara dayandırmaya çalışan Almanlara karşı İngilizler ulusal bir burjuvaziye dayandırılacak bir sömürü yönetiminin daha akılcı ve verimli olacağı inancındaydılar.</p>
<p>İşte bu niteliklerde ortaya çıkan bu iki kanadın farklı görünümlerdeki uzantıları yeni Cumhuriyetin yapılanması ve oluşumunu da belirlemiştir. Ancak burada bir noktanın altını çizmek gerekir. Osmanlıdan Cumhuriyete uzanan bu iki temel çizgi, İttihat ve Terakkinin öne çıkması ve Cumhuriyete geçişle birlikte daha belirgin hale gelecek diğer bir deyişle yakın tonlarını da içerir duruma gelecektir. Ekonomik ve siyasal yönü ağırlıklı bu belirginleşmeyi Emre Kongar, devletçi-seçkinci ve gelenekçi-liberal kavramlaştırması ile daha geniş bir bakıç açısı ile değerlendirmiştir.</p>
<p>Prens Sabahattin, Teşebbüsü Şahsi- Adem-i Merkeziyet Düşüncesi ve Liberal Gelenek: İttihat ve Terakki ile ilgili bilgiler sunulurken belirtildiği üzere, hem devletçi-seçkinci hem de gelenekçi-liberal cephe, ağırlıklı olarak Yeni Osmanlılar, Jön Türkler çizgisinde ortaya çıkan hareketler içinden gelmişlerdir. Meşrutiyetçi ve laik eğilimler açısından ortak paydayı paylaşan bu iki grubun farklı unsurları da içerir hale gelmesi asıl olarak Cumhuriyetle birlikte ağırlık kazanmıştır.</p>
<p>Bu iki gruptan liberal cephe ile adı özdeşleşen Prens Sabahattin’in Teşebbüs-i Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti’nin 1906 yılında yayınlanan programı özetle şöyleydi: Siyasal düzeltim yapılarak yerinden yönetim sağlanacaktır. Vilayet meclisi üyeleri halk tarafından seçilecektir. Merkezde halk tarafından seçilecek bir meclis oluşturulacaktır. Osmanlı halkının hak eşitliği sağlanacaktır. Yerel yöneticiler halkın nüfus dağılımına uygun olarak, farklı etnik ve dinî oranlara göre seçilecektir.</p>
<p>Bu bağlamda etkinliklerde bulunan Prens Sabahattin’in düşünceleri, bir özgürlük kuramı niteliğindeydi. O, devletten bağımsız olarak kişilerin kendi kişisel yeteneklerini kullanabilmeleri anlamında teşebbüs-i şahsilik düşüncesini ve devlet yönetiminde adem-i merkeziyet talep eden liberal düşünceler savunmaktaydı.</p>
<p>Ana hatlarıyla bu düşünceleri savunan Sabahattin, bu farklı nitelikleri ile Tanzimat’tan Cumhuriyete uzanan devletçi-seçkinci gruptan ayırmış ve liberal bir geleneğin başlatıcısı olarak anılmasını sağlamıştır.</p>
<p>Yönetimle ilgili bu düşüncelerinin yanında Sabahattin, ekonomik, sosyal, siyasal ve yönetsel olmak üzere her alanda bireyci kişilik özelliklerini taşıyan bireylerin yetiştirilmesini savunmaktadır. Son çözümlemede Osmanlı toplumunun kurtuluşunu da buna bağlamaktadır.</p>
<p>1908 İhtilali ile başa geçen İttihat ve Terakki ile egemen güç haline gelen devletçi-seçkinci kanat ise Batılılaşma yolundaki devrimleri gerçekleştirmek için, toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasal yaşamın her düzeyinde devletin işe karışması gereğine inanıyorlardı. Bu cepheyi oluşturanların devletçiliği Osmanlı toplumunda, toplumsal-ekonomik ve siyasal değişmeye önderlik edebilecek güçlü toplumsal sınıfların yokluğuna bağlıydı.</p>
<p>Sonuç olarak Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kalan miras, ekonomiden sosyal alana ve kültürden yönetime geniş bir yelpazeyi içermektedir. Tanzimat’la birlikte bürokratlar, siyaset sahnesinde hakim bir unsur olarak ortaya çıkmıştır. Kalemiye’ye mensup, az çok Avrupa görmüş ve kısmen yabancı dil bilen bürokratlar, devlet yönetiminde ulemanın önüne geçmiştir; otorite, saraydan Bab-ı Ali’ye aktarılmıştır. I. Meşrutiyet’te II. Abdülhamit’in kişisel özellikleri sebebiyle, saray yönetsel otoriteyi tekrar ele geçirdi. İttihat ve Terakki ile birlikte ordu siyaset sahnesine etkili olarak katılmıştır. Bu üçüncü dönemde otorite ne Babıali bürokratlarının ne de hükümdarındı. Siyasal bir cemiyet olan İttihat ve Terakki, Saray ve bürokrasi üzerinde güçlü bir otorite kumuştu. Kurtuluş Savaşı’nın yönetici kadroları, büyük ölçüde İttihat ve Terakki içinde yetişmiş veya en azından o gelenekten etkilenmiş kişilerdi.</p>
<p>İttihat ve Terakki’nin lider kadrosundaki iki farklı çizgi, günümüzdeki yönetim anlayışını da etkilemeye devam etmektedir. Bu cemiyetin liderlerinden Ahmet Rıza merkeziyetçi, devletçi ve otoriter bir yönetimden yanaydı. Karşıt grubun temsilcisi olan Prens Sabahattin ise, adem-i merkeziyet ve teşebbüs-i şahsî ilkesine dayalı bir yönetimi savunuyordu. İttihat ve Terakki içinde Ahmet Rıza’nın yönetim anlayışını benimseyen kadro egemen olduğu için, merkeziyetçi seçkinci ve otoriter eğilimler, devletin resmî politikası haline geldi ve kamu bürokrasisi bu çerçevede şekillenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/xx-yy-baslarinda-osmanli-devleti/osmanlida-merkeziyetcilik-tartismalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İkinci Meşrutiyet Dönemi</title>
		<link>http://www.inkilap.info/xx-yy-baslarinda-osmanli-devleti/ikinci-mesrutiyet-donemi.html</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/xx-yy-baslarinda-osmanli-devleti/ikinci-mesrutiyet-donemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jul 2007 13:46:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[XX. yy. Başlarında Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci meşrutiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Jön Türkler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=9</guid>
		<description><![CDATA[* 2. Meşrutiyet Dönemine Doğru Osmanlı Devleti&#8217;nin Durumu * Jön Türkler Tarih Sahnesinde * İkinci Meşrutiyetin İlanı ve Sonrası * İttihatçıların İktidar Sorunu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.inkilap.info/xx-yy-baslarinda-osmanli-devleti/2-mesrutiyet-donemine-dogru-osmanli-devletinin-durumu.html" target="_self">* 2. Meşrutiyet Dönemine Doğru Osmanlı Devleti&#8217;nin Durumu</a><br />
<a href="http://www.inkilap.info/xx-yy-baslarinda-osmanli-devleti/jon-turkler-tarih-sahnesinde.html" target="_self">* Jön Türkler Tarih Sahnesinde</a><br />
<a href="http://www.inkilap.info/xx-yy-baslarinda-osmanli-devleti/ikinci-mesrutiyetin-ilani-ve-sonrasi.html" target="_self">* İkinci Meşrutiyetin İlanı ve Sonrası</a><br />
<a href="http://www.inkilap.info/xx-yy-baslarinda-osmanli-devleti/ittihatcilarin-iktidar-sorunu.html" target="_self">* İttihatçıların İktidar Sorunu</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/xx-yy-baslarinda-osmanli-devleti/ikinci-mesrutiyet-donemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
