AVRUPA’DAKİ GELİŞMELER VE OSMANLI İMPARATORLUĞU
XV. yüzyıldan itibaren Avrupa’da önemli değişiklikler oldu. İtalya’da başlayan ve daha sonra bütün Avrupa’yı etkileyen Rönesans, insanı önemli hale getirdi. Her şeyin önüne insanı koyan hümanizm ile Avrupa insanı cemaat ruhundan kurtulup, birey olma bilincine ulaştı. Bu dönemde geleneksel Katolik öğretilere karşı tepkiler yeni bir bilinci de doğurdu. Erasmus, Luther gibi reformistler geleneksel Katolik öğretinin karşısına Protestanlığı çıkardılar. Protestanlık, zamanla hem toplumsal hem de entelektüel bir çevre buldu ve başta Prusya (Almanya) olmak üzere geniş bir taraftar kitlesi de buldu. Rönesans, hümanizm ve reform daha sonraki dönemlerin aydınlanmasının da temellerini atmıştır.
XV. yüzyıl coğrafi ve teknolojik gelişmeler açısından da çok önemlidir. Bu dönemin en önemli buluşlarının başında matbaa gelmektedir. Matbaanın 1450 yılından itibaren Avrupa’da yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. 1450 ile 1500 yılları arasında Avrupa’da 15-20 milyon kitap basıldığı düşünülürse (bu ilk basılan kitaplara İncunable denir) matbaanın, düşüncenin yayılması açısından ne kadar önemli olduğu kendiliğinden anlaşılır.
Barutun kullanılması ve silah teknolojisindeki gelişmeler (özellikle top teknolojisi) Avrupa’da çok önemli değişimleri doğurdu. Savaşlar çok pahalı hale geldi. Ayrıca top, surların içindeki şehirlerin de ayrıcalığını yıktı. Avrupa’da feodalitenin yıkılmasındaki önemli faktörlerden birisi de topun savaşlarda kullanılmasıdır. Bir başka değişiklik de gemi teknolojisinde yaşanmıştır. Yüksek bordolu, dayanıklı kalyonların yapılması ve bunların üzerine topların yerleştirilmesi Avrupalı insana gemilerle yeni dünya arayışı kapısını açtı.
XVI. yüzyılda Avrupalılar artık “dünyanın yuvarlak, denizlerin de bir bütün olduğunu öğrenmişlerdi”. Özellikle Portekiz denizciliğinin ileri boyutlara varması onları baharatı, altını ve doğudaki efsanevi Hıristiyan kralını aramaya sevk etti. Portekizlilerin ilk hareketleri, Hindistan’a doğru olmuştur. Nitekim XV. yüzyılın en sonunda Vasco de Gama, Afrika’nın kuzeyinden Hindistan’a ulaşmayı başarmıştır.
Aynı dönemde Portekiz’in yanı sıra İspanya’da aynı amaca yönelik çalışmalara başlamıştır. İspanyol denizcisi (aslen bir İtalyan’dır) Magellan batıdan Hindistan’a gitmeyi planlamış fakat başka bir kıtaya gitmiştir. Her ne kadar Magellan yeni bir kıtaya gittiğini bilmese de XVI. yüzyıla girildiğinde dünyanın haritası değişmeye başlamıştır.
XVI. yüzyılda İngiltere’nin de bu sürece girdiği görülüyor. Bu yüzyılda keşiflerin artık sömürgeciliğe yöneldiği dönemdir. Nitekim 1500 yılında İspanya’da Sömürge Bürosu kurulmuştur. Uzak-doğu, Amerika daha sonra Güney Amerika zamanla kendilerine fatih diyen Avrupalıların sömürgesi haline geldi. XVI. yüzyılın sonlarından itibaren de Amerika’da İngiliz kolonizasyon hareketi başladı.
Coğrafi keşifler Avrupa’yı çok derinden etkiledi. İlk etapta gemiler dolusu altın ve gümüş Avrupa’ya aktı. Bu kadar çok altın ve gümüş önce emisyon ardından da enflasyon sorunini doğurdu. Fakat uzun vadede önemli bir değerli maden stoğunun birikmesini de sağladı. Bu gelen değerli madenler, belli ailelerin ellerinde birikmeye başladı. Bu belli ölçüde yeni oluşan ulusal krallara da finans kapısı oluşturdu. Yeni ve ellerinde çok miktarda altın ve gümüş olan aileler türedi. Örneğin, Függer ailesinin elinde çok altın ve gümüş vardı ve bir çok Avrupa kralına borç veriyordu. Bu yeni zengin sınıf önemli bir güce ulaşmıştı. Bu, daha önceki dönemlerde olamayan bir gelişme idi.
Büyük ticaret kentleri kurulmuş, büyük şirketler yoğun ticaret organizasyonlarına girişmişlerdi. Doğu’nun ve Amerika’nın hammaddeleri ve doğal zenginlikleri biteviye Avrupa’ya akıyordu. Ardından bunun ekonomik sistemi de yaratıldı. Merkantilizm olarak isimlendirilen yeni ekonomik sistemin temelinde değerli maden zenginliği yatmaktadır. Bu görüşe göre insanlar ve devletler ne kadar çok altına sahip olurlar ise o kadar zengindir. Bu öğretiye tepki gecikmedi. Tepkinin kaynağı aristokratlardı. Zira onların elinde yeni oluşan kent-soylular kadar altın ve gümüş yoktu. Onlara göre zenginliğin kaynağında toprak yatmakta idi. Bir insan veya devlet ne kadar çok toprağa sahip ise o kadar zengindir. Fizyokratizm olarak isimlendirilen bu görüş de belli bir yandaş topladıysa da, bu çekişmenin kazananı merkantilistler oldu.
Merkantilizm, Avrupa devletleri için yeni ufuklar açmıştır. Tüm dünyayı kapsayan yeni ticari zihniyet bir süre sonra üretime yönelmiştir. .XVI. yüzyıl sonu ve XVII. yüzyıl başlarında başta İngiltere’de olmak üzere loncaların etkisi dışında manifaktürel üretime geçilmiştir. Bu üretimde önemli artışlar doğurmuş, sanayi devrimine giden yol açılmıştır.
Görüldüğü gibi, XV. yüzyıldan itibaren Avrupa’nın ekonomik, düşünsel, toplumsal yapısı tamamen değişmiştir. Fakat bu değişim sadece Avrupa’yı değil bütün dünyayı etkilemiştir.
