Delibaş Mehmed Ayaklanması

Bozkır’da Zeynelabidin tarafından daha önceleri çıkarılan ayaklanmalar Konya ve çevresinde bir huzursuzluk ortamı oluşturmuştu. Bozkır olaylarının yatışması, Büyük Millet Meclisi tarafından gönderilen öğüt kurulları Konya halkı üzerinde Kuvva-yı Milliye aleyhindeki tavırları ortadan kaldırmıştı. Ancak İtilaf Devletleri ve İstanbul Hükümeti Kuvva-yı Milliye aleyhindeki tavırlarını devam ettirdiklerinden Konya’daki bu huzur ortamını bozmak için tekrar harekete geçtiler. İngiliz Muhipler Cemiyeti üyesi Sait Molla ve Teali İslâm Cemiyeti üyesi Zeynelabidin Efendi Konya’da isyan çıkarmak için harekete geçtiler. İsyanda Rum ve Ermenilerle de işbirliği yapılması fikrini kabul ettiler. Zeynelabidin ve Molla Sait halka Milli Kuvvetler aleyhine, Meclis aleyhine propagandaya başlayarak Kuvayı Milliyenin İttihatçılardan oluştuğunu söyleyerek şunları söylemişlerdir:

Yazının devamını oku…

İkinci Düzce Ayaklanması

Bolu ve Düzce’de çıkarılan ayaklanmalar bastırılmış ve huzur sağlanmıştı. Ancak bu sırada Yozgat’ta Çapanoğulları ayaklanınca Ethem Bey ile Binbaşı İbrahim ‚olak emrindeki kuvvetler Yozgat’a gönderildi. Diğer taraftan Yunan güçleri de Uşak ve Bursa yönünde ilerleyerek, Bursa’yı işgal ettiler. Yunan güçlerinin ilerlemesi üzerine Düzce-Bolu bölgesindeki Binbaşı Nazım Bey emrindeki güçlerin önemli bir bölümü de cepheye gönderildi. Batıda Yunan saldırısı devam ettiği sırada dörtyüz kadar Abaza ve Rum harekete geçerek Nuhveren (Nüfren) ve Efteni çevresinde bazı olaylar çıkardılar ve Abazalar 8 Ağustos 1920’de Düzce’ye girerek kaymakam vekilini, jandarma komutanını, Düzce bölük komutanını, subay ve erleri tutukladılar. Asiler Düzce’ye hakim oldular. Kadı Kemalettin’i kaymakam vekili yaptılar.
İsyanın bastırılması için Düzce’ye kuvvet gönderildi. İsyanın Bolu’ya sıçramaması için de önlem alındı. Diğer taraftan Ali Fuat Paşa Abaza ileri gelenlerine aracılar göndererek ayaklanmadan vazgeçmelerini ve kan dökülmemesini istedi. Görüşmelerden olumlu sonuç alındı ve Abaza reisleri hükümetin emirlerine itaat edeceklerini bildirerek af dileğinde bulundular. 40 elebaşı tarafından imzalanan anlaşma metni 2 Eylül 1920’de Ankara’ya gönderildi. Ayaklanma daha fazla kan dökülmeden 23 Eylül 1920’de sona erdi.

Tem 23rd, 2009 | Kategori Hazırlık Dönemi

Milli Aşireti Ayaklanması

Bir başka kürtçülük olayı da Milli Aşireti’nin ayaklanması oldu. Osmanlı Devleti Kürtlere karşı daima hoşgörülü davranmış ve devletin önemli mevkilerine bile getirmişti. Gerek Meşrutiyet döneminde gerekse B.M.M.’nin açılmasından sonra Meclis’e seçilmek hakları vardı. B.M.M.’ne katılan Yusuf Ziya Bey, Cibranlı Halit Bey’le dostluk kurdu. Halit Bey, Haziran 1920’de Kürt aşiretlerini, “birlik halinde bulunmadıkları için altı yüz yıldır Türk egemenliğinde yaşadıklarını şimdi kurtuluş gününün geldiğini ve silahlanarak harekete geçmeleri için kışkırtıyordu. Ankara’da kurulan Hükümet’in Padişah’ı tanımadığı ve bu Hükümet’in Yunanlılar tarafından ortadan kaldırılacağını yayıyordu. Bu yolda yapılan kışkırtmalar bazı aşiretleri etkiledi. Yüzyıllardır bir arada yaşayan, birbiriyle kültür ve kan bağı ile bağlı olan aynı soydan gelen bu yörenin halkı arasına da İngiliz etkisiyle kışkırtıcılık tohumları saçılıyordu. Bu propogandalardan etkilenen Milli Aşireti, güneydeki İtilaf Devletleri ile ilişki kurdular ve Fransızlar’ın Urfa’ya ikinci kez saldırdıkları sırada, fırsattan yararlanarak, ayaklanıp Siverek’e doğru yürüdüler. Fakat burada bulunan Beşinci Tümen 19 Haziran’da üzerlerine gidince, asiler Suriye’ye kaçtılar. Suriye’de yeterli derecede hazırlanan asiler 24 Ağustos’ta 3.000 atlı ve deveti, 1.000 yaya kuvvetle Viranşehir’e girdiler. B.M.M.’ne karşı harekete geçtiklerini ilan ettiler. Dersim ve Elazığ yöresindeki bütün aşiretlerin başı olduklarını iddiaya başladılar. Fakat bu yöredeki aşiretler bu iddiaları yalanladılar. “Din ve kan kardeşi” kabul edilen Türk ve Kürtlerin alın yazılarının aynı olduğunu, İngiliz ve Fransız parası ile sokulmak istenen düşmanlığın yıkılması için çalışacaklarını açıkladılar. Bu durumda Beşinci Tümen, Hükümete bağlı aşiretlerin de yardımıyla asileri ikinci kez yendi ve “Milli Aşireti” tekrar çöle kaçtı.

Çapanoğulları Ayaklanması

Ayaklanmalar B.M.M.’nin otoritesine karşı büyük bir yangın gibi yayılıyordu. Düzce-Bolu’da çıkan ayaklanmalar sürerken Yozgat yöresinde de ayaklanmalar başladı. Burada yaşayan Çerkezler Osmanlı Hanedanı’na bağlılıklarının etkisi sebebiyle, daha başından beri Ulusal Mücadele’ye karşı hoşnutsuz idiler. Fakat yine de ayaklanmanın patlak vermesinde en önemli etken Osmanlı Hanedanı’na bağlı Çapanoğulları’nın kışkırtıcıliğı oldu. Yozgat Mutasarrıfı Necip Bey, Heyet-i Temsiliye’nin emirlerini dinlemiyordu. Mutasarrıf, Allah’dan, Padişah’dan ve onların kanunlarından başka birşey tanımayacağını bildirmişti. Ankara’da Meclis’in toplanmasını da Padişah’ın arzusuna ve kanunlara aykırı olduğunu ileri sürerek Ankara’ya telgraf göndermişlerdi. Mayıs ayı ortasından itibaren Çapanoğulları tarafından ayaklanma hazırlıkları yapıldığı duyuldu ve Kuvva-yı Milliye burada önlem almaya gerek gördü. Antep’te bulunan KıIıç Ali Bey 80 kişilik bir birlikle Yozgat’a getirildi ve Çapanoğulları gözetim altında tutulmaya çalışıldl. Ancak Vali Yahya Galip Bey bu önlemleri yerinde bulmadığı gibi Çapanoğulları’nın evlerine konan nöbetçileri de kaldırdı. Fakat Ankara tutuklanmalarını isteyince, Mutasarrıf kaçmalarına fırsat verdi. Çapanoğulları’ndan Celal, Edip, Salih, Halit Beyler yörenin azılı eşkıyasından Aynacıoğulları ve Deli Ömer’i yanlarına alarak ayaklandılar. 14 Haziran’da Yozgat’ı işgal ettiler. 23-24 Haziran’da Boğazlıyan da asilerin eline geçti. Ayaklanmanın bu kadar kuvvetlenmesi üzerine, mezhep kışkırtıcılığı propagandaları yaygınlaştı. Tehlike gittikçe büyüyünce, Çerkeş’de bulunan Rafet Bey hemen Çankırı’ya yollandı. Cerkez Ethem, M. Kemal, Fevzi Paşa’lar ve İsmet Bey ile görüştü. Ankara’nın elinde yeterli kuvvet olmadığını gören Ethem, Paşalara karşı tehdit dolu bir şekilde konuşup, sert biçimde eleştirdi. Fakat ayaklanmayı bastırma önerisini kabul etti. O yokken Batı Cephesi sorumluluğunu Fevzi Paşa yüklendi.

Yazının devamını oku…

Cemil Çeto Ayaklanması

Mondros Ateşkesi’nden sonra Doğu Anadolu’da Kürtçülük çalışmaları gösterenler olmuştu. Bir yandan İngilizler bunu kışkırtmış, bir yandan da bazı aşiret reisleri de bu yolda çalışmışlardı. Şeriatın kaldırılmak istendiği ileri sürülerek kışkırtıcılık yapılırken, kürtçülük propagandaları da etkili oluyordu. Fakat yine de büyük bir çoğunluk bunlara kapılmadı. 1920 Mayıs ayında Hıdranlı Aşireti Reisi Hüseyin Paşa Garzan çevresinde “Kürt Teali Derneği”nin bir beyannamesini dağıttı. Bu beyannamede, İtilaf Devletleri’nin Kuva-yı Millîye’yi dağıtacağı ve bir Kürdistan kurulacağı belirtiliyor, silahlanarak, hazırlıklı bulunulması isteniyordu. Hüseyln Paşa’yı misafir eden Bahtiyar Aşireti Reisi Cemil Çeto, başka aşiretleri de kürtçülük için kışkırtarak Garzan yöresinde güçlenmeye başladı. Reşkotan aşiretini de kendi yanına çekmek istedi ve hatta kendisine katılmazlarsa zarar görecekleri biçiminde tehdit etti. Fakat Reşkotan Reisi bu tehdide aldırmadı ve Hükümete sadık kaldı. Cemil Çeto harekete geçtiyse de,askeri birliklerin önlemleri karşısında dağıldılar ve Cemil Çeto 4 oğlu ile 7 Haziran 1920’de teslim oldu.