Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Vatan ve Millet

Ağustos 3, 2007

Osmanlılarda Türkçe yerine kullanılan millet sözcüğü Arapça kökenlidir ve daha çok, dinsel topluluk, cemaat anlamı da kullanılmıştır. Bu nedenle millet, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Müslüman olmayan uyruklar, topluluklar için kullanılmıştır. Rumlar, Ermeniler, ve Yahudiler birer millet sayılmış, Müslüman kesim ise daha çok ümmet olarak adlandırılmıştır. Tanzimat döneminde, dini ve etnik kökeni ne olursa olsun bütün uyrukları [...]

Yazının devamını oku →

Osmanlı Millet Sistemi ve Bozulması

Ağustos 3, 2007

Osmanlı kimliği altı yüzyıl boyunca saray ve çevresi tarafından, fetih siyaseti ile olduğu kadar din yolu ile de dayatılmıştır. Sultanın tebaası etnik kökeni veya ne dini olursa olsun Osmanlı’ydı; öyle ki Türkler Müslüman sıfatıyla, yani ümmetin bir üyesi olarak neredeyse azınlıktayken, gayrimüslim haklar, Hıristiyanlar ve Yahudiler, Panosmanlı altında Millet statüsünden yararlanıyorlardı. Bazı dönemlerde ise Türkler [...]

Yazının devamını oku →

Seçme ve Seçilme Haklarının Gelişimi

Ağustos 3, 2007

Seçim, çağdaş demokratik rejimlerde yöneticilerin belirlenmesi için kullanılan başlıca yöntemdir. Tarih boyunca ortaya çıkan farklı toplum ve devlet biçimlerinde yöneticilerin seçimle belirlendiği görülmüşse de, dönüm noktası 1789 Fransız Devrimi olan ulus egemenliği anlayışının yerleşmesinden önce seçime, modern çağlarda olduğu kadar yaygın şekilde başvurulmazdı ve seçimin işlevi günümüzdekinden farklıydı. Seçimin yöneticilerin saptanmasında yaygın yöntem olarak kullanılması [...]

Yazının devamını oku →

Anayasalarda Yurttaşlık Kavramı ve Gelişimi

Ağustos 3, 2007

Devletle birey arasında kurulan hukuksal bağın nitelliği ve giderek bu bağa verilen ad, devlet egemenliğinin niteliğiyle doğrudan ilgilidir. Egemenliğin ulustan kaynaklandığı demokratik cumhuriyetlerde bu bağın adı Yurttaşlık (Vatandaşlık)tır. Egemenliğin oluşmasında her yurttaşın payı vardır; her yurttaş, her oluşuma eşit biçimde katılabilir. Buna karşılık, egemenliğin bir tek kişide olduğu rejimlerde kişi, yurttaş değil uyruktur (tebaadır). Konuyla [...]

Yazının devamını oku →

Tebaa’dan Yurttaşa

Ağustos 3, 2007

Reaya ve Köylü Arapça’da otlatılan hayvan sürüsü anlamına gelen ‘raiyyet’ten türetilen reaya sözcüğü hükümdarın hükmü ve yönetimi altında yaşayan ve korunan, vergi veren tüm Müslüman olan veya olmayan insanları simgeliyordu. Ancak reaya sözcüğü 15.yüzyıldan 19.yüzyıla doğru anlam değiştirerek ve sadece Hıristiyan tebaa için kullanılmıştır. Yönetici askerler, ‘beraya’ ve ulema ise vergiden muaftı. Gerek İslam gerekse [...]

Yazının devamını oku →

Türk Medeni Kanunu’nun Getirdikleri

Ağustos 3, 2007

Cumhuriyetin ilanından sonra Batıdan alınan yasalar arasında medeni yasa en fazla dikkate alınması gereken yasadır. Çünkü medeni yasa insanla ve toplumla doğrudan ilişkili ve istisnasız bütün bireylerin yaşamını doğrudan etkileyen bir yasadır. Medeni yasa kişinin doğumundan, ölümüne kadar özel hukuk açısından önemli olan yaşam ilişkilerini düzenleyen, toplum ve insan yaşamında çok önemli bir yasadır. Medeni [...]

Yazının devamını oku →

Türk Medeni Kanunu’nun Çıkarılması

Ağustos 3, 2007

Türkiye’de laiklik karşıtlarınca eleştirilen, Türk Devrimi’nin en temel hukuksal belgelerinden biri olan 1926 tarihli Türk Medeni Kanunu’nun Gerekçesi’nden yaptığımız alıntılar bu yasanın çıkarılma nedenini çok çarpıcı bir şekilde açıklamaktadır. “Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin tedvin edilmiş ve Medeni Kanunu yoktur. Yalnız, sözleşmelerin küçük bir kısmına değinebilen Mecelle vardır. 1851 maddedir. 20 Nisan 1869 tarihinde yazılmaya başlanmış ve [...]

Yazının devamını oku →

1924 Anayasası ve Özellikleri

Ağustos 3, 2007

20 Ocak 1921 tarihli Anayasa (Teşkilatı Esasiye Kanunu) olağanüstü dönemin, olağanüstü koşulları içinde çıkarılmış dinamik bir dönemin yetersiz bir anayasası idi. Daha sonra, koşullar değişmiş, Cumhuriyet ilan olunmuş, Türk devrimi ihtilal evresinden yeniden düzenleme evresine yönelmişti. Yeni Türkiye’nin yeni bir Anayasaya gereksinimi vardı. TBMM’nde çalışmalar ve görüşmeler sonucunda, 20 Nisan 1924’te 105 maddeden oluşan yeni [...]

Yazının devamını oku →

Türkiye’de Laikleşme Sürecinin Genel Özellikleri

Ağustos 3, 2007

Türkçe’ye de yerleşmiş olan laiklik deyiminin kökeni Grekçe’dir. Laikos Grekçe’de “rahip olmayan, halktan olan” anlamına gelmekteydi. Avrupa’da kilisenin ibadetten başlayarak kişinin güncel yaşayışında düşünceden sanata ve eğitime kadar her alanı kapsayan yönlendiriciliğine ve baskısına karşı çıkan davranışlar, laik diye nitelendirilmiştir. Laiklik düşüncesi ve uygulamaları Avrupa ile birlikte Avrupa’dan dünyaya yayılırken, o sıralarda İstanbul Türkçesi’nde bu [...]

Yazının devamını oku →

Laik Devletin Özellikleri

Ağustos 3, 2007

Laiklik ve demokrasi, birbirinden farklı ama aynı amaca yönelen ve birbirini besleyen iki önemli kavramdır. Bu kavramların birleşme noktaları öncelikle egemenlik kavramıyla ilgilidir. Egemenliğin kimin elinde olduğu burada en önemli sorundur. Egemenlik Tanrı’nın ya da “yeryüzündeki gölgeleri”nin mi, yoksa halkın, milletin midir? Burada öne çıkan sorun, kim adına iktidar yarışına girildiği ve iktidar yetkilerinin nasıl [...]

Yazının devamını oku →