<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnkılap Tarihi &#187; Kurtuluş Savaşı</title>
	<atom:link href="http://www.inkilap.info/category/kurtulus-savasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.inkilap.info</link>
	<description>İnkılap Tarihi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 Aug 2009 11:55:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Koçkiri Ayaklanması</title>
		<link>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/kockiri-ayaklanmasi.html</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/kockiri-ayaklanmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 23:56:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazırlık Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Jepin gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Koçkiri Ayaklanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=422</guid>
		<description><![CDATA[Koçkiri aşireti Hafik (Koçhisar), İmralı, Suşehri, Refahiye, Keğmah, Divriği, Kangal, Zara, ilçeleri ve köylerinde yaşamaktaydı. Aşiret mensupları Kürtçe konuşmakla birlikte Türkçe de biliyorlardı. Aşireti meydana getiren insanların soyadları arasında Oğuz Türklerine ait isimlerde vardı. Selçuklular ve Osmanlı devleti zamanından beri bu bölgelerde yaşamaktaydılar. Mondros Mütarekesini takiben Doğu Anadolu’ da Ermenistan ve Kürdistan devletleri kurulması gündeme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Koçkiri aşireti Hafik (Koçhisar), İmralı, Suşehri, Refahiye, Keğmah, Divriği, Kangal, Zara, ilçeleri ve köylerinde yaşamaktaydı. Aşiret mensupları Kürtçe konuşmakla birlikte Türkçe de biliyorlardı. Aşireti meydana getiren insanların soyadları arasında Oğuz Türklerine ait isimlerde vardı. Selçuklular ve Osmanlı devleti zamanından beri bu bölgelerde yaşamaktaydılar. Mondros Mütarekesini takiben Doğu Anadolu’ da Ermenistan ve Kürdistan devletleri kurulması gündeme gelince; Ermeni Boğos Paşa ile Kürt Şerif Paşa bölgede Ermenistan ve Kürdistan devletlerinin kurulması hususunda anlaşmaya vararak Paris Barış Konferansı’na müracaatta bulundular. Bu arada “Kürt Yükseltme ve Yardımlaşma Cemiyeti” kuruldu. Koçkiri aşireti reisi Haydar Bey de bu cemiyete girmiş ve bulunduğu bölgede cemiyetin bir kolunu kurmuştu. Derneğin yayın organı olan “Jepin” gazetesinde Kürt devleti kurulması için yazılar yayınlanmakta olduğundan, Haydar Bey’ de bu yayınların etkisi altında bulunmaktaydı.</p>
<p><span id="more-422"></span>Bu sırada Sivas Yıldızeli bölgesinde çapulculuk yapan Zalim Çavuş grubu üzerine kuvvet gönderilince, çapulcular İmralı tarafına kaçmışlar ve burada saklanmışlardır. 14 Şubat 1921’de asker kaçaklarını ve Zalim Çavuş’ u yakalamak için asker İmralı’ya gelince, Kör Rifat ve Karmanlı Nuri Alay Komutanına kasabayı terketmesini ve Zara’ya gitmesini söyler. İmralı’yı kuşatan isyancılar Alay Komutanı Binbaşı Halis’i ve askerlerin bir kısmını şehit ettiler, bir kısmını da esir aldılar. Bucak müdürü olan Haydar Bey isyancılara karşı tedbir almadığı gibi, onları yönlendirmiş, diğer kabilelerden İmralı’ya kuvvet göndermelerini istemiştir.</p>
<p>Kan dökülmesini önlemek için Hükümet bölgede tanınan ve Danıştay üyeliği de yapmış  bulunan Şefik Bey’i Zara’ya isyancılara gönderdi. Bundan da bir sonuç alınamayınca 10 Mart 1921’de Elazığ, Erzincan ve Sivas bölgesinde sıkıyönetim ilan edildi.</p>
<p>İsyanın bastırılması için Merkez Ordusu Komutanı Nurettin Paşa 13 Mart 1921’ de hükümet tarafından görevlendirildi.<br />
Koçkiri aşireti tarafından başlatılan isyan hareketinde asiler Türkkeşlik köyünde, İmralı’da birçok Türk’ü öldürdüler Kemah ve Erzincan bölgesindeki bazı Türk köylerini de yaktılar.</p>
<p>26 Mart 1921’ de Koçkiri aşireti reislerinden Alişan, Kürdistan, bağımsızlığının Avrupa devletleri tarafından tanındığını, Pülümür aşiretlerinin reislerine yazdığı mektuplarla bildirerek onları da isyana davet etti; ancak bundan olumlu bir netice alamadı. Koçkiri isyancılarıyla Kemah, Erzincan, Refahiye, Zara bölgelerinde askeri kuvvetlerle, isyana karşı olan halk arasında çarpışmalar devam etti. İsyanın bastırılması için Giresun Müfrezesinin başında bulunan Osman Ağa (Topal Osman) da büyük gayret gösterdi.</p>
<p>17 Haziran 1921’ de isyanın elebaşlarından Haydar Bey’ in kardeşi Alişan ve 32 isyancı ileri geleni ile beşyüz asi teslim oldular ve böylece isyan bastırılmış oldu.</p>
<p>Koçkiri ayaklanması Yunanlılarla batıda savaşın devam ettiği bir sırada çıkarılmıştı. Amaç Türkiye’yi parçalama ve kardeşi kardeşe düşürmek, kardeşliği ortadan kaldırmaktı. Millî Mücadelenin devam ettiği bir sırada ortaya çıkarılan Kürtçülük hareketi bu yönüyle önemliydi. Ancak İtilaf Devletleri ve onların maşaları olan aşiret reisleri amaçlarına ulaşamadılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/kockiri-ayaklanmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pontus Sorunu</title>
		<link>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/pontus-sorunu.html</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/pontus-sorunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 23:54:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazırlık Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Pontus Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Pontus Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Topal Osman Ağa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=420</guid>
		<description><![CDATA[M.Ö. 281’de Samsun-Trabzon arasında bir Pontus Krallığı kurulmuş fakat Romalılar buna M.S. 63’de son vermişlerdi. Bizans zamanında ise Kommen Ailesi, 1203 yılında bir Kırallık kurmuşlardı. Selçuklular zamanında ise Sinop ele geçirildi. Trabzon kuşatıldı ve Türklerle Pontus ilk kez mücadeleye başlamış oldular. Daha sonra Türklere, Moğollara vergi vererek varlıklarını sürdürdüler. Uzun Hasanla anlaşmış olan Pontus Krallığı’na, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>M.Ö. 281’de Samsun-Trabzon arasında bir Pontus Krallığı kurulmuş fakat Romalılar buna M.S. 63’de son vermişlerdi. Bizans zamanında ise Kommen Ailesi, 1203 yılında bir Kırallık kurmuşlardı. Selçuklular zamanında ise Sinop ele geçirildi. Trabzon kuşatıldı ve Türklerle Pontus ilk kez mücadeleye başlamış oldular. Daha sonra Türklere, Moğollara vergi vererek varlıklarını sürdürdüler. Uzun Hasanla anlaşmış olan Pontus Krallığı’na, Fatih Sultan Mehmet 1461’de son verdi. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküntüye başlaması sonucu, bünyesindeki çeşitli Hristiyan azınlıklar gibi, bu bölgedeki Rumlar da “Pontus Devleti”ni yeniden kurma çalışmalarına başladılar. Bunda dış etken oldukça büyüktü. Merzifon’daki Amerikan Koleji öğretim ve idare kurulunun çalışmalarıyla 1904’de “Pontus Derneği” kuruldu. Çalışmalarını arttırarak kısa zamanda Anadolu’da yaygın bir örgüt haline geldi. Ayrıca “Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti” adıyla, terörcü ikinci bir dernek daha kuruldu. 1920 yılında Pontus çetelerinin tehlikesi karşısında Merkez Ordusu kurulduktan sonra, Koleje yapılan bir baskında, Pontus haritaları ve buranın Yunanistan’a katılmasına ait çeşitli kitapIar ele geçti. Durum, Kolejin Amerikalı yöneticisi White’ın yazmış bulunduğu bir mektubun ele geçmesiyle açıkça anlaşıldı. Mektupta Müslümanlık, Türklerin liderliğinde, Hristiyanlığın en büyük düşmanı olarak gösteriliyor ve Türkiye’nin parçalanması amaçlanıyordu.</p>
<p><span id="more-420"></span>Pontusçular bastırdıkları haritalarda, merkezi Samsun olmak üzere, Batum’dan İnebolu’ya ve Kastamonu, Çankırı, Yozgat, Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Gümüşhane ve Erzincan’ı içine alan topraklar üzerinde Pontus Devleti kurmak istiyorlardı. Yunan “Megalo İdea” sının genişliği ve Türkiye için ifade ettiği tehlike açıkça ortadaydı. Bir yandan Ege Bölgesi’ni, diğer yandan Doğu Karadeniz’i de ele çeçirmeye çalışıyordu. Yunanlıların sistemli çalışmaları ile son elli yıl içinde Samsun çevresine 30.000 Rum getirilmişti.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı’nda burada yaşayan Rumlar Yunanistan ve Rusya yararına casusluk yaptılar, Türk cephesi gerisinde düşmanlıktan geri kalmadılar. Ruslar Trabzon’u işgal edince, Rusları coşkuyla karşıladılar ve Trabzon Metropoliti Hrisantos şehir yönetimini ele geçirdi. Bu fırsattan yararlanan Rumlar serbestçe silahlanmaya başladılar. Rus ordusuna katılan Rumlardan bir gönüllü tümen kuruldu. Ancak 1917 Bolşevik Devrimi üzerine bu tümen de dağıldı. Mevcudu 12.000’e varan bu tümen, biraz daha çalışarak iki üç kat artabilirdi. Nondros Ateşkesi sırasında bu tümenin dağılmış olması İstiklal Savaşı başlangıcında büyük bir şanstı.</p>
<p>Rusların çekilmesinden sonra Pontusçuluk yine gizli duruma geldi. Paris Barış Konferansı sırasında Rumlar çok yoğun bir propandaya giriştiler. Samsun yöresinde Müslümanların Hıristiyanları katlettikleri iddialarını ileri sürdüler. Diğer yandan yalan nüfus üstünlüğü iddialarında da bulunuyorlardı. Hatta buradaki Rumların, bu katliamdan kurtulmak için, Bolşevik tehlikesine rağmen Rusya’ya göç ettiklerini ileri sürüyorlardı. Troçki’ye de bir mektup yazarak, Pontus Cumhuriyeti’nin kurulması için yardım istediler.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı sırasında, seferberliğe gelmeyen veya kıtalarından kaçan Rumlar dağlarda çeteler kurmuşlardı. Yalnızca Bafra yöresinde ll Rum köyünden 1.500 silahlı Rum çetecisi çıkmıştı. Rumlar Türk köylerine saldırarak öldürme ve yağmaya başladılar. Mondros Ateşkesi’nden sonra ise Yunanistan’dan getirilen silahlar ve destek sayesinde kuvvetlendiler. İngilizler de kendilerini destekliyordu. Bundan yararlanarak Türk köylerine saldırıları çoğaldı. Yalnız Samsun yöresinde 700’den çok Türk’ü öldürüp, yağma ve tecavüzde bulunmuşlardı. Rumlar’ın bu şekilde saldırıları karsısında Türkler de kendilerini korumak için çeteler kurdular. Bunların en önemlisi, Topal Osman Ağa çetesiydi. Bu daha sonra İstiklal Savaşı’na büyük yararları dokunacak bir kuruluştu.</p>
<p>Bunlara karşı alınan önlemler yetersiz görüldüğü için 24 Nisan 1920’den sonra Merkez Ordusu kuruldu. 10.000 kişilik ordu 1921’de tenkil (bastırma) harekatına başladı. Samsun’daki Metropolit ve papazlar, yıkıcı çalışmaları yüzünden İstiklal Mahkemesi’ne verildiler. Merkez Ordusu’nun mevcudu 1922’de 20.000’e çıktı. Pontus tehlikesi ancak Şubat 1923’te kesinlikle ortadan kaldırılabildi. 10.886 çeteci yakalandı ve 11.188 asi öldü. Geri kalan Rumlar Yunanistan’a göç ettiler. Bu bölgede çalışan İstiklal Mahkemesi Pontus olayına katılmak ve kışkırtmacılık suçundan üçü Müslüman 174 Rum’u idam etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/pontus-sorunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Delibaş Mehmed Ayaklanması</title>
		<link>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/delibas-mehmed-ayaklanmasi.html</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/delibas-mehmed-ayaklanmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 23:52:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazırlık Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Çumra]]></category>
		<category><![CDATA[Delibaş Mehmed Ayaklanması]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=418</guid>
		<description><![CDATA[Bozkır’da Zeynelabidin tarafından daha önceleri çıkarılan ayaklanmalar Konya ve çevresinde bir huzursuzluk ortamı oluşturmuştu. Bozkır olaylarının yatışması, Büyük Millet Meclisi tarafından gönderilen öğüt kurulları Konya halkı üzerinde Kuvva-yı Milliye aleyhindeki tavırları ortadan kaldırmıştı. Ancak İtilaf Devletleri ve İstanbul Hükümeti Kuvva-yı Milliye aleyhindeki tavırlarını devam ettirdiklerinden Konya’daki bu huzur ortamını bozmak için tekrar harekete geçtiler. İngiliz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bozkır’da Zeynelabidin tarafından daha önceleri çıkarılan ayaklanmalar Konya ve çevresinde bir huzursuzluk ortamı oluşturmuştu. Bozkır olaylarının yatışması, Büyük Millet Meclisi tarafından gönderilen öğüt kurulları Konya halkı üzerinde Kuvva-yı Milliye aleyhindeki tavırları ortadan kaldırmıştı. Ancak İtilaf Devletleri ve İstanbul Hükümeti Kuvva-yı Milliye aleyhindeki tavırlarını devam ettirdiklerinden Konya’daki bu huzur ortamını bozmak için tekrar harekete geçtiler. İngiliz Muhipler Cemiyeti üyesi Sait Molla ve Teali İslâm Cemiyeti üyesi Zeynelabidin Efendi Konya’da isyan çıkarmak için harekete geçtiler. İsyanda Rum ve Ermenilerle de işbirliği yapılması fikrini kabul ettiler. Zeynelabidin ve Molla Sait halka Milli Kuvvetler aleyhine, Meclis aleyhine propagandaya başlayarak Kuvayı Milliyenin İttihatçılardan oluştuğunu söyleyerek şunları söylemişlerdir:</p>
<p><span id="more-418"></span>“Bugün Ankara’da türeyenler, kendilerine millet ve memleket hâdimi ve halâskârı süsünü verenler, dün bütün varlığımızı eriten, kanımızı iliğimizi emen, İttihatçılardan başka kimseler değillerdir. Bunlar kendi keselerini dolduracaklar. O, bitmez tükenmez varlıklı yedi düvele, hiç bizim karşı koyacak kuvvetimiz var mı? Karşı geldikçe başımıza bu felaketler gelmektedir. Başımızda yedi evliya kuvvetinde bir Hakan, altı yüz senelik şerefli bir varlığa dayanan koskoca bir sultan var. O dilediğini ferman eder, bildiğini işler, bize böyle dikbaşlılık etmek, ileri geri sözler söylemek değil, elbette ki, o mübareğin her buyruğuna baş eğmek düşer. Bu Allah’ın emridir.”</p>
<p>Diğer taraftan Hürriyet ve İtilaf Fırkası üyesi olanlar da Kuvayı Milliye’nin köyleri soyduğunu, İzmir ve Batı vilayetlerini işgal eden ordunun Yunan ordusu olmadığını, burayı işgal eden güçlerin Halife ordusu olduğu propagandasını yaptılar. Bu propagandalarla ortamı hazırlayan vatan hainleri Delibaş Mehmed ile temasa geçerek ayaklanmanın O’nun tarafından yapılmasını sağladılar.</p>
<p>2 Ekim 1920 günü Çumra’dan hareket eden Delibaş Mehmed İçeri Çumra’ya geldiğinde telgraf hatlarını kesti. Asiler ellerinde kılıç, sopa, kama, av tüfeği vb. aletlerle Konya’ya yürüdüler ve 3 Ekim’de şehre girdiler. Hükümet konağını işgal eden asilerle çarpışma akşama kadar devam etti. Hükümet konağını koruyan polis ve jandarmaların cephanelerini bittikten sonra Delibaş, hükümet binasına girdi. İsyancılar resmi  binalar dışında Kuvayı Milliyeye taraftar olan vatanseverlerin evlerine de baskınlar düzenleyerek yağmaladılar. Mazlumzade Osman Efendi’yi vali seçtiler. Jandarma ve polis müdürlüklerine de istediği kişileri tayin ettiler.</p>
<p>Delibaş tarafından çıkartılan ve Konya çevresinde de yayılan ayaklanmanın bastırılması için Kolordu Komutanı Derviş Paşa ve İçişleri Bakanlığı görevini de yapan Albay Refet Bey görevlendirildiler. Asilerle yapılan çarpışmadan sonra 6 Ekim 1920’de şehre girilerek şehir asilerden temizlendi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/delibas-mehmed-ayaklanmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İkinci Düzce Ayaklanması</title>
		<link>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/ikinci-duzce-ayaklanmasi.html</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/ikinci-duzce-ayaklanmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 23:49:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazırlık Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Düzce Ayaklanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=416</guid>
		<description><![CDATA[Bolu ve Düzce’de çıkarılan ayaklanmalar bastırılmış ve huzur sağlanmıştı. Ancak bu sırada Yozgat’ta Çapanoğulları ayaklanınca Ethem Bey ile Binbaşı İbrahim ‚olak emrindeki kuvvetler Yozgat’a gönderildi. Diğer taraftan Yunan güçleri de Uşak ve Bursa yönünde ilerleyerek, Bursa’yı işgal ettiler. Yunan güçlerinin ilerlemesi üzerine Düzce-Bolu bölgesindeki Binbaşı Nazım Bey emrindeki güçlerin önemli bir bölümü de cepheye gönderildi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bolu ve Düzce’de çıkarılan ayaklanmalar bastırılmış ve huzur sağlanmıştı. Ancak bu sırada Yozgat’ta Çapanoğulları ayaklanınca Ethem Bey ile Binbaşı İbrahim ‚olak emrindeki kuvvetler Yozgat’a gönderildi. Diğer taraftan Yunan güçleri de Uşak ve Bursa yönünde ilerleyerek, Bursa’yı işgal ettiler. Yunan güçlerinin ilerlemesi üzerine Düzce-Bolu bölgesindeki Binbaşı Nazım Bey emrindeki güçlerin önemli bir bölümü de cepheye gönderildi. Batıda Yunan saldırısı devam ettiği sırada dörtyüz kadar Abaza ve Rum harekete geçerek Nuhveren (Nüfren) ve Efteni çevresinde bazı olaylar çıkardılar ve Abazalar 8 Ağustos 1920’de Düzce’ye girerek kaymakam vekilini, jandarma komutanını, Düzce bölük komutanını, subay ve erleri tutukladılar. Asiler Düzce’ye hakim oldular. Kadı Kemalettin’i kaymakam vekili yaptılar.<br />
İsyanın bastırılması için Düzce’ye kuvvet gönderildi. İsyanın Bolu’ya sıçramaması için de önlem alındı. Diğer taraftan Ali Fuat Paşa Abaza ileri gelenlerine aracılar göndererek ayaklanmadan vazgeçmelerini ve kan dökülmemesini istedi. Görüşmelerden olumlu sonuç alındı ve Abaza reisleri hükümetin emirlerine itaat edeceklerini bildirerek af dileğinde bulundular. 40 elebaşı tarafından imzalanan anlaşma metni 2 Eylül 1920’de Ankara’ya gönderildi. Ayaklanma daha fazla kan dökülmeden 23 Eylül 1920’de sona erdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/ikinci-duzce-ayaklanmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milli Aşireti Ayaklanması</title>
		<link>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/milli-asireti-ayaklanmasi.html</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/milli-asireti-ayaklanmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 23:47:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazırlık Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Aşireti Ayaklanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=414</guid>
		<description><![CDATA[Bir başka kürtçülük olayı da Milli Aşireti’nin ayaklanması oldu. Osmanlı Devleti Kürtlere karşı daima hoşgörülü davranmış ve devletin önemli mevkilerine bile getirmişti. Gerek Meşrutiyet döneminde gerekse B.M.M.’nin açılmasından sonra Meclis’e seçilmek hakları vardı. B.M.M.’ne katılan Yusuf Ziya Bey, Cibranlı Halit Bey’le dostluk kurdu. Halit Bey, Haziran 1920’de Kürt aşiretlerini, “birlik halinde bulunmadıkları için altı yüz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir başka kürtçülük olayı da Milli Aşireti’nin ayaklanması oldu. Osmanlı Devleti Kürtlere karşı daima hoşgörülü davranmış ve devletin önemli mevkilerine bile getirmişti. Gerek Meşrutiyet döneminde gerekse B.M.M.’nin açılmasından sonra Meclis’e seçilmek hakları vardı. B.M.M.’ne katılan Yusuf Ziya Bey, Cibranlı Halit Bey’le dostluk kurdu. Halit Bey, Haziran 1920’de Kürt aşiretlerini, “birlik halinde bulunmadıkları için altı yüz yıldır Türk egemenliğinde yaşadıklarını şimdi kurtuluş gününün geldiğini ve silahlanarak harekete geçmeleri için kışkırtıyordu. Ankara’da kurulan Hükümet’in Padişah’ı tanımadığı ve bu Hükümet’in Yunanlılar tarafından ortadan kaldırılacağını yayıyordu. Bu yolda yapılan kışkırtmalar bazı aşiretleri etkiledi. Yüzyıllardır bir arada yaşayan, birbiriyle kültür ve kan bağı ile bağlı olan aynı soydan gelen bu yörenin halkı arasına da İngiliz etkisiyle kışkırtıcılık tohumları saçılıyordu. Bu propogandalardan etkilenen Milli Aşireti, güneydeki İtilaf Devletleri ile ilişki kurdular ve Fransızlar’ın Urfa’ya ikinci kez saldırdıkları sırada, fırsattan yararlanarak, ayaklanıp Siverek’e doğru yürüdüler. Fakat burada bulunan Beşinci Tümen 19 Haziran’da üzerlerine gidince, asiler Suriye’ye kaçtılar. Suriye’de yeterli derecede hazırlanan asiler 24 Ağustos’ta 3.000 atlı ve deveti, 1.000 yaya kuvvetle Viranşehir’e girdiler. B.M.M.’ne karşı harekete geçtiklerini ilan ettiler. Dersim ve Elazığ yöresindeki bütün aşiretlerin başı olduklarını iddiaya başladılar. Fakat bu yöredeki aşiretler bu iddiaları yalanladılar. “Din ve kan kardeşi” kabul edilen Türk ve Kürtlerin alın yazılarının aynı olduğunu, İngiliz ve Fransız parası ile sokulmak istenen düşmanlığın yıkılması için çalışacaklarını açıkladılar. Bu durumda Beşinci Tümen, Hükümete bağlı aşiretlerin de yardımıyla asileri ikinci kez yendi ve “Milli Aşireti” tekrar çöle kaçtı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/kurtulus-savasi/hazirlik-donemi/milli-asireti-ayaklanmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
