<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnkılap Tarihi &#187; Askeri Dönem</title>
	<atom:link href="http://www.inkilap.info/category/kurtulus-savasi/askeri-donem/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.inkilap.info</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 Oct 2011 09:25:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Lozan Barış Antlaşması</title>
		<link>http://www.inkilap.info/lozan-baris-antlasmasi</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/lozan-baris-antlasmasi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 22:03:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askeri Dönem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=366</guid>
		<description><![CDATA[3-11 Ekim 1922 tarihleri arasında yapılan Mudanya Ateskeş antlaşması sırasında, İsviçre’nin Lozan kentinde kalıcı bir barış antlaşmasına yönelik konferansın toplanmasına karar verilmiştir. Bu konferansa Fransa, Türkiye, İngiltere, Yunanistan, ABD, Romanya, Sırp-Hırvat-Slovan Krallığı(Yugoslavya) ve Japonya katılacaktı.Boğazlar sorunu görüşülürken Bulgaristan, Sovyet Rusya, Ukrayna ve Gürcistan temsilcileri de bu konferansa katılabileceklerdi. ABD ise konferansa gözlemci olarak katılabilecekti. Türkiye’yi [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/lozan-baris-antlasmasi">Lozan Barış Antlaşması</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>3-11 Ekim 1922 tarihleri arasında yapılan Mudanya Ateskeş antlaşması sırasında, İsviçre’nin Lozan kentinde kalıcı bir barış antlaşmasına yönelik konferansın toplanmasına karar verilmiştir. Bu konferansa Fransa, Türkiye, İngiltere, Yunanistan, ABD, Romanya, Sırp-Hırvat-Slovan Krallığı(Yugoslavya) ve Japonya katılacaktı.Boğazlar sorunu görüşülürken Bulgaristan, Sovyet Rusya, Ukrayna ve Gürcistan temsilcileri de bu konferansa katılabileceklerdi. ABD ise konferansa gözlemci olarak katılabilecekti.</p>
<p>Türkiye’yi Lozan Barış görüşmelerinde, Dışişleri Bakanlığına getirilen İsmet Paşa’nın başkanlığındaki bir heyetin temsil etmesine karar verilmiştir. İtilaf devletlerinden özellikle İngiltere, Ankara hükümetini Lozan Barış masasında zayıf düşürmek amacıyla, bu barış görüşmelerine İstanbul hükümetini de çağırmışlardır. İstanbul Hükümeti’nin başında bulunan Sadrazam Tevfik Paşa bu durum karşısında Ankara’ya telgraflar çekerek ortak davranmayı teklif etmiştir. M.Kemal bu olumsuz koşulu ortadan kaldırmak için Meclis’e verilen bir yasa önerisinin kabulü ile 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırarak, Lozan’daki temsil konusunu bir sorun olmaktan çıkarmıştır. Böylece Lozan Barış görüşmelerine sadece TBMM hükümeti’nin temsilcileri katılmışlardır.</p>
<p><span id="more-366"></span>20 Kasım 1922’de toplanan Lozan Barış Konferansı’nın başkanı, İngiltere Dışisleri Bakın Lord Curzon’dur. Bu konferansta asıl mücadele Türkiye ile İngiltere arasında geçmiştir. İtilaf devletlerinin Sevr Antlaşmasını esas almaya çalışmalarına Türk heyeti büyük bir direnme göstermiş ve tarafların anlaşmazlıkları yüzünden görüşmeler kesintiye uğramıştır. Bu nedenle Lozan Barış görüşmeleri 8 ay kadar sürmüştür.</p>
<p>Lozan Konferansı’nın ilk gününde çeşitli konulara ilişkin üç komisyon oluşturuldu. Bunlardan Lord Curzon’un başkanlığını yaptığı birinci komisyon; toprak, askerlik ve boğazlarla ilgili konularla, İtalyan delegesi Garroni’in başkanlığını yaptığı ikinci komisyon yabancılar ve azınlıklarla ilgili konularla, Fransa delegesi Barer’in başkanlığını yaptığı üçüncü komisyon ise mali ve ekonomik konulara ilişkin sorunlar üzerinde çalışacaktı.</p>
<p>Lozan Konferansı’nda, Türkiye ile itilaf devletleri anlaşmazlığa iten sorunların başında, Türk-Yunan sınırı, boğazlar, Musul, Osmanlı borçları, azınlıklar ve kapitülasyonlar gelmektedir. Müttefikler yeni Türkiye Devleti’nin hem siyasal hem de ekonomik bağımsızlığını etkileyen bu hususlarda inatçı bir tavır takınmışlardır. Bu koşullar altında anlaşmak imkansız olduğundan, görüşmeler 4 Şubat 1923’te sonuçlanamadan dağılmıştır. İsmet Paşa görüşmeler sürerken Ankara’ya yazdığı telgraflarda zor durumda olduklarını itilaf devletlerinin Türkiyen’in egemenlik ve bağımsızlığını engelleyecek isteklerde bulunduklarını ve bu konularda ısrar ettiklerini belirterek Türk ordusunun hazırlıklı olmasını istemiştir. Çünkü Misaki-Milli ile belirlenen sınırları, askeri bir harekat ile gerçekleştirmekten başka yol görünmemektedir. TBMM bu durum karşısında savaş hazırlıklarına başlamış ve yapılan savaş planı bütün ordu birliklerine dağıtılmıştır. İngilizler bu hazırlıkları yakından izliyerek önlemler almaya çalışmıştır, ancak başarılı olamamıştır. İngiliz halkı bile savaştan yana değildir. Çeşitli arabuluculuk görüşmelerinden sonra Lozan Barış görüşmeleri 23 Nisan 1923’de yeniden başlamıştır.</p>
<p>Lozan Konferansı’nın ikinci bölümünde, İngiltere’yi uzlaşmaz, katı temsilcisi Lord Curzon yerine &#8230;. temsil etmiştir. Türkiye heyetinin baş delegesi ise yine İsmet Paşa’dır. Türk heyeti ikinci bölümde de kapitülasyonlara kesinlikle karşı çıkmış ve sonuçta kapitülasyonların kaldırılması kararlaştırılmıştır. Musul meseli ve borçlar konusunda ise anlaşmaya varılamadığından, bunların çözümlenmesi Lozan’dan sonraya bırakılmıştır. Ve nihayet tarafların karşılıklı ödünlerle sorunlara çözüm araması sonucunda, 24 Temmuz 1923’de Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır.</p>
<p><strong>LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI’NIN TEMEL HÜKÜMLERİ</strong></p>
<p>24 Temmuz 1923’de imzalanan Lozan Barış Antlaşmasıyla; Türkiye ile itilaf devletleri arasındaki savaş durumu sona ermiş ve yeni Türkiye Devleti ile batılı devletler arasındaki bütün ilişkiler yeniden düzenlenmiştir.</p>
<p>Lozan Antlaşması, üç çeşit kısımdan oluşmaktadır. Bunlar; barış antlaşması onu tamamlayan ekler ve Türkiye ile kimi batılı devletler arasındaki mektuplardır. 143 maddeden oluşan Lozan Antlaşması’nda; siyasal konular, ekonomik ve mali konular, ulaşım ve sağlıkla ilgili konular ve bunların dışındaki çeşitli konuları kapsamaktadır.</p>
<p><em>Lozan Barıs Antlaşması’nın hükümleri genel olarak şu şekildedir;</em></p>
<p>-Türkiye ile Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya arasındaki savaş durumu antlaşmanın yürürlüğe girişi tarihinden başlayarak bitmiş oluyordu(Madde 1).<br />
-Meriç nehrinin batısına kadar Doğu Trakya Türkiye’ye bırakıldı. Meriç nehri ile Yunanistan arasında sınır olarak kabul edildi. Karaağaç savaş tazminatı olarak Yunanistan’dan alındı. İmroz, Bozcaada ve Tavşan adaları Türkiye’ye, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya adaları Yunanistan’a bırakıldı. Ancak Yunanistan bu adalarda askeri üs kuramayacak, Anadolu kıyıları üzerinde askeri uçak uçuramayacaktı.</p>
<p>-Güney sınırımızda 20 Ekim 1921 tarihli Fransızlarla yapılan Ankara Antlasması’na göre olacaktı.<br />
-Irak sınırı ise Musul sorunu yüzünden belirlenememiştir. İngiltere Musul’u Türkiye’ye bırakmak istemiyordu. Bu nedenle Irak sınırı Türkiye-İngilltere arasında dokuz aylık bir süre içinde çözümlenmek üzere ertelenmiştir.<br />
-Türkiye’de kapitülasyonlar her bakımdan ve tümüyle kaldırılmıştır.Bu haklardan yararlanarak ülkemizde yabancı ticaret kuruluşların da Türk yasalarına uyması zorunluluğu getirilmiştir.</p>
<p>-Azınlıklar sorununa gelince; yeni Türkiye Devleti’nin sınırları içinde yaşayan bütün azınlıkların Türk yurttaşı olduğu kabul edilmiştir. Doğu Trakya ve Anadolu’da bulunan Rumlarla, Yunanistan’daki Türklerin karşılıklı değiştirilmesine, ancak İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin bu değişimin dışında kalmasına karar verilmiştir.</p>
<p>-1854 yılında başlayıp l. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar batıdan alınan ve büyük rakamlara ulaşan devlet borçları, yeni Türkiye Devleti’nin isteği üzerine uzun tartışmalardan sonra Osmanlı Devleti’ninden ayrılan devletler arasında bölüştürülmüştür. Türkiye’ye düşen miktar ise taksite bağlanmıştır. Batılılar Türkiye’nin ödeyeceği miktarın altın veya sterlin olarak ödenmesini istemişler, fakat Türk temsilcileri bu parayı ya Türk parası ya da frankla ödeyebileceklerini söylemişlerdir. Sonunda Türk önerisi kabul edilmiştir. Borçlar konusunun çözümüyle, hem büyük bir borç yükü azaltılmış, hem de ödemede kolaylık sağlanmıştır. Ayrıca Duyun- ı umumiye adı verilen genel borçlar yönetiminin, Türk maliyesi ve ekonomisi üzerindeki denetimi de ortadan kaldırılmıştır.</p>
<p>-Boğazlar sorunu, Lozan’da en uzun tartışmalara sahne olmuştur. Boğazlar stratejik bir konuma sahip olmaları yüzünden tarih boyunca güncelliğini koruyan bir sorun olmuştur. Lozan Konferansı’nda da kesin bir çözüme ulaşılamamış, geçici olarak çözüme bağlanmıştır. Buna göre; barış zamanında askeri bir nitelik taşımayan uçaklar boğazlardan serbestçe geçebileceklerdir. Savaş durumunda ise Türkiye tarafsız kalmışsa, bu ilke aynen geçerli olacaktır. Eğer Türkiye savaşta yer almışsa boğazlar üzerinde istediği gibi davranma hakkına sahip olacaktır. Tarafsız gemi ve uçaklar düşmana yardım etmemek koşuluyla geçiş hakkına sahip olacaktır.</p>
<p>-Barış döneminde ise, askeri nitelik taşıyan gemi ve uçaklar Karadeniz’de kıyısı bulunan devletlerden ve en güçlü donanmaya sahip devletin gemisinden ve uçağından daha fazla iseler boğazlardan geçemeyeceklerdir. Bu niteliği taşımayan askeri nitelikli uçak ve gemiler boğazlardan geçebileceklerdir. Ancak bundan doğabilecek kötü bir sonuçtan Türkiye sorumlu tutulmayacaktır.</p>
<p>-Boğazların savunması içinde, boğazların her iki yakasındaki 15 km’lik bir alan askerden arındırılacaktır. Boğazlardan geçişi ise başkanlığını Türkiye’nin yapacağı uluslar arası bir kurul düzenleyecektir. Ayrıca bu düzenlemeler Milletler Cemiyeti’nin güvencesi altında sürdürülecektir.</p>
<p>Lozan Barış Antlaşması 23 Ağustos 1923 yılında TBMM’nde 227 üyeden 215’inin olumlu oyu ile onaylanmış, buna göre 2 Ekim 1923’te müttefikler İstanbul’u terk etmişler ve Türk Ordusu 6 Ekim 1923’de İstanbul’a girmiştir.</p>
<p>Lozan’da yeni Türkiye Devleti açısından olumlu sonuçlar alınmıştır. Ancak burada İngiltere’yle olan Musul sorunu, egemenlik haklarıyla çelişkili bir nitelik taşıyan boğaz sorunu, Türkiye ile Fransa arasındaki Hatay sorunu, Ege adaları ve Yunanistan’la olan nüfus değişimi konularında çözüm ertelenmiş gibidir.</p>
<p>İngiltere, petrol açısından zengin olan bu bölgeyi Türkiye’ye bırakmak istememiş, hatta Hakkari’de Süryanilerin çoğunlukta olduğunu ve bunların Irak’a göçtüklerini belirterek Hakkari’nin de Irak’a bırakılmasını istemiştir. Bu nedenle Türk-İngiliz gerginliği Milletler Cemiyeti’ne taşınacaktır.</p>
<p>Boğazlarla ilgili egemenlik hakkımızı kısıtlayan madde ise, 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile düzeltilecektir. Hatay sorununa gelince; Hatay 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Antlaşması ile Türkiye sınırları dışında kalmıştı. Lozan’da da Türkiye-Fransa arasında yapılan ön antlaşma aynen kabul edildi. Ancak M. Kemal Paşa’nın sistemli ve bilinçli çalışmaları sonucunda, Hatay 1939 yılında Anavatana katılmıştır.</p>
<p>Yunanlılar ile yaşanan Batı Trakya’daki Türkler ile İstanbul’daki Rumların durumu sorununa gelince; buradakiler 1930’da yerleşik (Etabli) kavramı içine alınarak, yerleşme tarihlerine bakılmamasına karar verilmiş, böylece bu sorun da çözüme kavuşmuştur.</p>
<p><strong>LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI’NIN  ÖNEMİ</strong></p>
<p>Yeni Türkiye Devleti, Lozan Antlaşması’ndan sonra bütün devletlerle eşit haklara sahip, bağımsız ve saygın bir devlet olarak dünya siyaset sahnesinde yerini almıştır.</p>
<p>Lozan Antlaşması’nın tartışılan, eleştirilen yönleri olabilir. Ancak Lozan Antlaşması iyi bir şekilde değerlendirilirken, o dönemin bütün maddi ve manevi koşullarının göz önünde bulundurulması gerekir. Tamamen çökmüş ve işgal güçlerinin denetimi altında bulunan Osmanlı İmparotorluğu’nun yıkıntısından kurtularak, dört yıl süren zorlu bir savaşın ardından Lozan’a ulaşılmıştır. Bu savaş zannnedildiği kadar kolay kazanılmamıştır. Halk, uzun yıllar süren savaşlar yüzünden perişandır. Hem maddi hem de manevi açıdan hiç bir şeyi kalmamıştır. M. Kemal Paşa, 1919’dan itibaren halkın içindeki manevi gücü yeniden canlandırarak başlattığı Ulusal Bağımsızlık Savaşını, başarıyla sonuçlandırmıştır.</p>
<p>Türk topraklarını sömürgeleştirerek, bu toprakları üzerinde yeni devletler kurmak ve bu toprakları parçalamak amacıyla imzalanan Sevr Antlaşması, Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nın hem savaş alanında hem de masa başında başarı ile sonuçlanmasıyla tamamen geçersiz kılınmıştır. Sevr Antlaşması mağlup bir imparatorluğa, yenen devletler tarafından zorla imzalatılmış ve ricalarla yumuşatılmaya çalışılmış bir ölüm fermanı şeklindedir. Lozan ise onurlu bir devletin masa başında çetin pazarlıklar yaparak, geçmişin yüklerinden kurtulduğu ve geleceğe bağımsız bir devlet olarak girdiği akılcı bir antlaşmadır. Bu barış antlaşmasıyla Türk Hükümeti mümkün olanı elde etmeyi başarmıştır. Türk toplumunun başta siyasal bağımsızlığı olmak üzere, ekonomik, mali, askeri ve kültürel bağımsızlığı İtilaf devletleri tarafından da kabul edilmiştir. Böylece Türkiye Devleti bütün sömürge uluslara örnek olmuştur.</p>
<p>Lozan hakkı çiğnenen, bağımsızlık ve hürriyeti alınan Türk ulusunun istilacılara karşı kazandığı askeri üstünlüğü tamamlayan siyasal bir zaferdir. Lozan, Misakı Milli’yi gerçekleştirdi ve bütün dünyaya yeni Türkiye Devleti’nin hakkını tanıttı. Türkiye Devleti Lozan Antlaşmasıyla tam bağımsızlığa kavuştu. Eski düşmanlarıyla bütün sorunlarını Lozan’da çözümleyen Türk ulusuna artık devrim ve yükselme yolları açılmıştır.</p>
<p><em>Lozan Antlaşmasının önemini Mustafa Kemal şöyle açıklamıştır:</em></p>
<p>“Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Muahedesiyle ikmal edildiği zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılmasını ifade eden bir vesikadır. Osmanlı tarihinde emsali görülmemiş bir siyasi zafer eseridir”.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/turk-yunan-iliskileri" rel="bookmark" class="crp_title">Türk-Yunan İlişkileri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/lozan-barisi%e2%80%99nindan-sonraya-kalan-sorunlar" rel="bookmark" class="crp_title">Lozan Barışı’nından Sonraya Kalan Sorunlar</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/montreux-bogazlar-sozlesmesi" rel="bookmark" class="crp_title">Montreux Boğazlar Sözleşmesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/turkiye-ingiltere-iliskileri-ve-musul-sorunu" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye-İngiltere İlişkileri ve Musul Sorunu</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/turkiye-fransa-iliskileri" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye-Fransa İlişkileri</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/lozan-baris-antlasmasi">Lozan Barış Antlaşması</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/lozan-baris-antlasmasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saltanatın Kaldırılması</title>
		<link>http://www.inkilap.info/saltanatin-kaldirilmasi</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/saltanatin-kaldirilmasi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 22:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askeri Dönem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=364</guid>
		<description><![CDATA[Mudanya Mütarekesi’nden sonra, Lozan Barış Konferansı için hazırlıklar başlayınca, Osmanlı Hükümeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti yanında konferansa katılmak arzusunda olduğunu bildirdi. İtilaf Devletleri’nin, hala İstanbul’da bir hükümet tanımak ve onu da Türkiye ile birlikte konferansa çağırmak istemeleri ve bu hükümetin de, delegeleri beraberce seçmek için Büyük Millet Meclisi’ne başvurması, Mustafa Kemal Paşa’yı harekete geçirdi. [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/saltanatin-kaldirilmasi">Saltanatın Kaldırılması</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Mudanya Mütarekesi’nden sonra, Lozan Barış Konferansı için hazırlıklar başlayınca, Osmanlı Hükümeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti yanında konferansa katılmak arzusunda olduğunu bildirdi. İtilaf Devletleri’nin, hala İstanbul’da bir hükümet tanımak ve onu da Türkiye ile birlikte konferansa çağırmak istemeleri ve bu hükümetin de, delegeleri beraberce seçmek için Büyük Millet Meclisi’ne başvurması, Mustafa Kemal Paşa’yı harekete geçirdi.<br />
Sadrazamı Tevfik Paşa’nın barış konferansında görüş ve sözbirliği, Büyük Millet Meclisi Başkanlığına çektiği telgraf, Mecliste tepkiyle karşılandı. Gerek Mustafa Kemal Paşa’nın, 24 Nisan 1920 tarihli önergesinde ve gerekse 20 Ocak 1921 tarihli Anayasada egemenliğin millette olduğu ilan edilmişti.</p>
<p><span id="more-364"></span>Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ve pek çok milletvekilinin ortak önerisi 30 Ekim 1922 günü TBMM’de görüşülmeye başlandı. Önergede Saltanatın kaldırıldığı belirtiliyordu. Saltanatla birleşmiş olan halifelik ise ondan ayrılacaktı.<br />
Ateşli görüşmeler sırasında saltanat ile halifelik makamlarının birbirinden ayrılıp ayrılamayacağı uzun uzadıya tartışıldı. Görülen şuydu: Başta Hüseyin Rauf (Orbay) Bey ve Refet (Bele) Paşa gibi, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yakın arkadaşlarının bulunduğu bir grup, halifeliğin saltanattan ayrılamayacağını ileri sürüyorlardı. Saltanatın kaldırılması hakkında yasa tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Karma Komisyonu’nda görüşülürken, hilafetle saltanatın ayrılamayacağı düşüncesi ileri sürüldü. İlk grubun içinde bulunanlar ise böyle bir ayrımın mümkün olduğunu belirtiyorlardı.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa söz alarak, tarihsel ve bilimsel açıklamalarda bulunarak, yüksek sesle şunları söyledi: “Hakimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez. Hakimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları zorla Türk Milletinin hakimiyet ve saltanatına vaziülyed olmuşlardı (zorla el koymuşlardı). Bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdir. Şimdi de, Türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hakimiyet ve saltanatını isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor. Bu bir emrivakidir. Mevzubahis olan, millete saltanatını, hakimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu behemehal olacaktır. Burada içtima edenler (toplananlar) Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir”.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa’nın bu çok önemli ve tarihi konuşması sonunda, Karma Komisyon’da, görüşülen yasa önerisi hemen kabul edilmiş ve ivedilikle Genel Kurulda görüşülerek, 1 Kasım 1922’de 308 Numaralı karar olarak benimsenmiştir. Yeni Türkiye’nin yeni temellerinin de bir anlatımı olan bu karar ile, hilafet ve saltanat birbirinden ayrılmış, saltanat kaldırılmıştır. Ertesi gün, TBMM, Osmanlı veliahdı Abdülmecid Efendi’yi halife seçmiştir. Böylece, çok önemli bir gelişme sağlanmıştır. TBMM’nin Saltanatı kaldırma kararı, İstanbul Hükümeti tarafından da benimsenmiştir. Hükümet istifa etmiştir. Devir ve teslim işlerine derhal başlanmıştır. Bu tutum, Saltanatın kaldırılmasının beklendiğini de gösterir. Saltanatın kaldırılma kararı üzerine, 17 Kasım 1922’de Sultan Vahidettin, İngiltere himayesine sığınarak Malaya zırhlısı ile yurdu terketmiş ve Malta’ya gitmiştir. Oysa Osmanlı tarihinde hiçbir padişahın düşmana sığınmak gibi bir tutum içine girdiği görülmemiştir.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/saltanatin-kaldirilmasi-1922" rel="bookmark" class="crp_title">Saltanatın Kaldırılması &#8211; 1922</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/cumhuriyetin-ilani" rel="bookmark" class="crp_title">Cumhuriyetin İlanı</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/halifeligin-kaldirilmasi" rel="bookmark" class="crp_title">Halifeliğin Kaldırılması</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/yeni-rejimin-temelleri-atiliyor-1921-anayasasi-ve-getirdikleri" rel="bookmark" class="crp_title">Yeni Rejimin Temelleri Atılıyor: 1921 Anayasası ve Getirdikleri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-savasi" rel="bookmark" class="crp_title">Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/saltanatin-kaldirilmasi">Saltanatın Kaldırılması</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/saltanatin-kaldirilmasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyasi Zafere Doğru</title>
		<link>http://www.inkilap.info/siyasi-zafere-dogru</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/siyasi-zafere-dogru#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2007 06:49:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askeri Dönem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=93</guid>
		<description><![CDATA[İtilaf Devletleri’nin kararsız tutumları, M. Kemal Paşa’nın tutarlı ve kesin davranışı sonunda, Türkiye’nin istediği oldu. İngiliz Kabinesi’nin Avrupa’yı yeni bir felakete götürebilecek olan sorumsuz politikası ve savaş girişimleri General Harrington’un gerçekçi davranışıyla başarısız oldu. M. Kemal ve Harrington’un anlaşmaları sonucunda 3 Ekim 1922’de Mudanya’da Ateşkes görüşmelerinin başlaması kararlaştırıldı. Başkomutan M. Kemal Paşa, ateşkes görüşmelerine Türk [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/siyasi-zafere-dogru">Siyasi Zafere Doğru</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>İtilaf Devletleri’nin kararsız tutumları, M. Kemal Paşa’nın tutarlı ve kesin davranışı sonunda, Türkiye’nin istediği oldu. İngiliz Kabinesi’nin Avrupa’yı yeni bir felakete götürebilecek olan sorumsuz politikası ve savaş girişimleri General Harrington’un gerçekçi davranışıyla başarısız oldu. M. Kemal ve Harrington’un anlaşmaları sonucunda 3 Ekim 1922’de Mudanya’da Ateşkes görüşmelerinin başlaması kararlaştırıldı. Başkomutan M. Kemal Paşa, ateşkes görüşmelerine Türk Ordusu’nun temsilcisi olarak Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’yı görevlendirdi. Mudanya’da İsmet Paşa’nın başkanlığı altında İngiltere Delegesi General Harringion, Fransa Delegesi General Charpy, İtalya Delegesi General Monbelli’nin katıldıkları konferans 3 Ekim’de toplandı. Fevzi ve Refet Paşalar da İsmet Paşa ile Mudanya’ya geldiler ve görüşmeler süresince kendisine yardımcı oldular.</p>
<p>İşin ilginç yanı, Mudanya’da, yenilmiş Yunan Orduları’nın temsilcisi yoktu. Avukatlığını İngiltere yapacaktı. Görülüyor ki Türkiye ateşkes masasına Birinci Dünya Savaşı’nın galipleri ile oturuyor ve onlarla hesaplaşıyordu. Yalnız bu sefer Müttefiklerin karşısında yenik bir Osmanlı İmparatorluğu’nun ezik delegeleri yoktu. Yunan Orduları’nı 15 gün içinde yok etmiş, İtilaf Devletleri’ni dehşete düşürmüş muzaffer Türk Orduları’nın temsilcisi vardı. Türkiye ateşkes masasına Misaik-ı Milli’ye dayanan bağımsızlık tezini ve inancını getiriyordu.</p>
<p>Konferansın en önemli konuları, Doğu Trakya’nın Yunan kuvvetleri tarafından boşaltılıp, Türklere teslim edilmesi ve Boğazlar ile İstanbul’un bağlı olacağı durum idi. İngiliz delegesi bu konularda Türkiye’nin aleyhine bir tutum içinde olduğu için görüşmeler sert bir hava içinde geçti. 5 Ekim’de Yunanlıların Trakya’da hala kıyım yaptıklarını hatırlatan Fransız Delegesi Yunanlılara karşı hemen bir harekatın başlatılmasının kaçınılmazlığını dile getirdi. İngiltere’nin Yunanlılar lehine tutum izlemesi üzerine Başkomutan, İsmet ve Fevzi Paşalara, Batı Cephesi Orduları’na yeniden harekat serbestliği veren bir buyruk gönderdi. Türk tarafının kararlılığı ve İngiltere’nin uyuşmaz tutumu yüzünden Konferansın dağılması ve savaşın yeniden başlaması tehlikesi belirdi. Mustafa Kemal Paşa ayrıca Trakya’nın İzmir’deki görüşmelerde kararlaştırıldığı biçimde Türkiye’ye terk edilmesinin kabul edilmemesi durumunda Türk Orduları’nın İstanbul’a yürümelerini emretti. Müttefik delegeler 6 Ekim sabahı İstanbul’da bir araya gelerek kendi aralarında durumu görüştüler. Fransız ve İtalyan delegelerinin arabuluculukları ile 9 Ekim’de görüşmeler başladı. General Harrington’un Müttefikler adına sunduğu değişiklik projesi İsmet Paşa tarafından M. Kemal Paşa’ya bildirildi. 10 Ekim’de görüşme yapılamadı. 11 Ekim gecesi sabaha karşı toplanan Konferans 11 Ekim sabah saat 6 da Ateşkes’i imzaladı.</p>
<p>Ateşkes hükümleri 14-15 Ekim gecesi yürürlüğe girecek ve Türk-Yunan silahlı kuvvetleri arasındaki çatışma son bulacaktı. Yunan kuvvetleri Doğu Trakya’yı hemen boşaltmaya başlayacaklar ve 15 gün içinde boşaltma tamamlanacaktı. Bu yerler 30 gün içinde, asayişi sağlayacak olan T.B.M.M. Hükümeti jandarma kuvvetlerine teslim edilecek, ancak bu kuvvetler 8.000’i aşmayacak, Trakya’nın yönetimi Türk memurlarına verilecekti. Devir teslim işlemleri sırasında karışıklık çıkmaması Çin, İtilaf Kuvveteri 7 taburluk bir kuvvet bulunduracaklardı. Bu kuvvet Doğu Trakya’nın Türkiye’ye tesliminden sonra 30 gün içinde geri çekilecekti (madde: 1-10). Barış antlaşması sağlanana kadar Türk Silahlı Kuvvetleri Çanakkale ve İzmit Yarımadası’nda belirlenen çizgiyi geçmeyecekler, Trakya’ya asker geçirmeyecek ve ordu toplamayacaktı.</p>
<p>Mudanya Ateşkesi Türk Orduları’nın kazandığı Büyük Zaferin sonucunda, ileride yapılacak barış antlaşmasının Türkiye lehine gelişmesini etkileyecek bir başarı idi. Mondros işe Osmanlı İmpararorluğu tarihe karışırken, Mudanya ile yeni, diri bir Türk Devleti doğuyordu. İtilaf Devletleri’ne Türk isteklerini kabul ettiren Türk politikasının “Hakkımızı istiyoruz, siz vermek istemezseniz biz alacağız” anlamındaki sert ve kararlı tutumu oldu. Bu ateşkes ile Türkiye savaş yapmaksızın bütün Trakya ve Edirne’yi alıyordu. Bu tarihe kadar T.B.M.M. Hükümeti’ni resmen tanımamış olan İngiltere, artık Türkiye’nin siyasi varlığını da kabul ediyordu. M. Kemal Kurtuluş Savaşı’nda çok akıllı bir politika izleyerek, İngiltere’yi askeri alanda yalnız bırakmıştı. Şimdi ateşkes masasında da yalnız bırakıyordu. Yalnız başına kalan İngiltere, Türkiye’ye savaş açmak sorumluluğunu ve cesaretini tek başına yüklenemedi. Üstelik Yunan Ordusu’nun hemen bütün silah, cephane ve malzemesi de Türk Ordusu’nun eline geçmiş bulunuyordu.</p>
<p>Venizelos’un Büyük Yunanistan hülyası ile, Lloyd George’un Türkiye’ye yeni bir savaş açmak için, müttefiklerini Türkiye’ye karşı kullanmak politikası yıkıldı.</p>
<p>Barış Konferansı’nın toplanacağı yer için M. Kemal Paşa İzmir’in seçilmesini istemişti. Fakat Müttefikler tarafsız bir ülkede yapılmasını istedikleri için İsviçre’nin Lozan Şehri seçildi.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/mudanya-ateskes-antlasmasi-ve-mondros%e2%80%99tan-mudanya%e2%80%99ya-kisa-bir-degerlendirme" rel="bookmark" class="crp_title">MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI VE MONDROS’TAN MUDANYA’YA KISA BİR DEĞERLENDİRME</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-savasi" rel="bookmark" class="crp_title">Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/makedonya-cephesi" rel="bookmark" class="crp_title">Makedonya Cephesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/lozan-baris-antlasmasi" rel="bookmark" class="crp_title">Lozan Barış Antlaşması</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ikiyuz-yillik-cekilisin-son-noktasi-sakarya-meydan-savasi" rel="bookmark" class="crp_title">İkiyüz Yıllık Çekilişin Son Noktası: Sakarya Meydan Savaşı</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/siyasi-zafere-dogru">Siyasi Zafere Doğru</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/siyasi-zafere-dogru/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI VE MONDROS’TAN MUDANYA’YA KISA BİR DEĞERLENDİRME</title>
		<link>http://www.inkilap.info/mudanya-ateskes-antlasmasi-ve-mondros%e2%80%99tan-mudanya%e2%80%99ya-kisa-bir-degerlendirme</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/mudanya-ateskes-antlasmasi-ve-mondros%e2%80%99tan-mudanya%e2%80%99ya-kisa-bir-degerlendirme#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2007 06:31:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askeri Dönem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=91</guid>
		<description><![CDATA[T&#252;rk Orduları bir yandan İzmir&#8217;e girerken bir yandan da İstanbul ve &#199;anakkale Boğazı&#8217;na doğru ilerliyorlardı. Başkomutan, b&#252;y&#252;k devletlerden biri veya bir ka&#231;ı ile savaşa girmeden, Boğazlar b&#246;lgesini g&#252;venlik altına almak, Yunan Ordusu&#8217;nun buralara gelmesini engellemek ve Trakya&#8217;da yapılacak olan bir harekat ve İtilaf Devletleri&#8217;ni, T&#252;rk isteklerini kabule zorlamak i&#231;in gerekli hazırlıkları yapmış ve komutanlara gereken [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/mudanya-ateskes-antlasmasi-ve-mondros%e2%80%99tan-mudanya%e2%80%99ya-kisa-bir-degerlendirme">MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI VE MONDROS’TAN MUDANYA’YA KISA BİR DEĞERLENDİRME</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>T&uuml;rk Orduları bir yandan İzmir&rsquo;e girerken bir yandan da İstanbul ve &Ccedil;anakkale Boğazı&rsquo;na doğru ilerliyorlardı. Başkomutan, b&uuml;y&uuml;k devletlerden biri veya bir ka&ccedil;ı ile savaşa girmeden, Boğazlar b&ouml;lgesini g&uuml;venlik altına almak, Yunan Ordusu&rsquo;nun buralara gelmesini engellemek ve Trakya&rsquo;da yapılacak olan bir harekat ve İtilaf Devletleri&rsquo;ni, T&uuml;rk isteklerini kabule zorlamak i&ccedil;in gerekli hazırlıkları yapmış ve komutanlara gereken emirleri vermişti.<br />
Yunan Orduları&rsquo;nın 30 Ağustos&rsquo;ta perişan olduğunu duyan İngiltere b&uuml;y&uuml;k endişeye kapıldı. Turkiye&rsquo;nin Ağustos ayı i&ccedil;indeki iyi niyetli barış g&ouml;r&uuml;şmelerini reddeden, Fethi Bey&rsquo;le g&ouml;r&uuml;şmeyi bile kabul etmeyen İngiliz Kabinesi&rsquo;nin başı şimdi b&uuml;y&uuml;k korkuya kapılmıştı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; İngiltere, Boğazların korunması i&ccedil;in Fransa ve İtalya&rsquo;nın yardımcı olmayacağını biliyor, bu işin yalnızca İngiltere&rsquo;ye kalacağını g&ouml;r&uuml;yordu. İngilizler Yunanlıları kesin bir imhadan kurtarmak i&ccedil;in, 1827&rsquo;den beri yaptıkları gibi, 3 Eyl&uuml;l&rsquo;de Yunanistan&rsquo;ın yaptığı ateşkes &ouml;nerisini Fransa ve İtalya&rsquo;ya iletti. Fakat Fransa, Yunan kuvvetlerinin Anadolu&rsquo;yu boşaltmalarını şart koştu. İtalya yanıt bile vermedi. Bu durumda &Ccedil;anakkale&rsquo;nin Anadolu yakasının savunulması 8.000 İngiliz Askeri&rsquo;ne kalıyordu. Londra, m&uuml;ttefikleri yardım etmediği takdirde, &Ccedil;anakkale&rsquo;nin terk edileceğini General Harrington&rsquo;a bildirdi. 4 Eyl&uuml;l&rsquo;de Rauf Bey&rsquo;den M. Kemal Paşa&rsquo;ya, İstanbul&rsquo;dan ateşkes &ouml;nerisi istendiğini bildiren telgraf geldi. M. Kemal 5 Eyl&uuml;l&rsquo;de verdiği yanıtta, Yunan Ordusu&rsquo;nun b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle imha edildiğini, ateşkesin kabul&uuml; i&ccedil;in, Trakya&rsquo;nın ateşkesten sonra 10-15 g&uuml;n i&ccedil;inde, 1914 sınırlarına kadar boşaltılmasını, tutsakların serbest bırakılmasını ve Yunan H&uuml;k&uuml;meti&rsquo;nin, Anadolu&rsquo;da Yunan Ordusu&rsquo;nun yaptığı zararları &ouml;demeyi kabul etmesini şart koştu. Yunanistan 7 Eyl&uuml;l&rsquo;de yine İtilaf Devletleri aracılığı ile yeni bir ateşkes teklifinde bulundu. Fakat bu konuda T.B.M.M. yazışmaları s&uuml;rerken T&uuml;rk Ordusu 9 Eyl&uuml;l&rsquo;de İzmir&rsquo;e girdi. <br />
General Harrington bir &ouml;nlem olarak aynı tarihte, bir Albaya kuvvet vererek T&uuml;rklerin tarafsız b&ouml;lgeyi ge&ccedil;melerini engellemek ve &Ccedil;anakkale&rsquo;yi savunmakla g&ouml;revlendirdi. İngiliz savaş gemileri de yeni birlikler getirdiler. Aynı tarihte İstanbul&rsquo;un Anadolu yakasında Caddebostan-B&uuml;y&uuml;k &Ccedil;amlıca hattında savunma &ouml;nlemleri aldılar. İngilizlerin aldığı b&uuml;t&uuml;n bu &ouml;nlemler T&uuml;rk Ordusu&rsquo;nun kararını değiştirmedi. 18 Eyl&uuml;l&rsquo;den itibaren T&uuml;rk birlikleri Boğazlar &uuml;zerine y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler ve İngiliz Askeri, Yunan ordusunu on beş g&uuml;nde yok edip &Ccedil;anakkale şehrinin 15 km yakınına gelen T&uuml;rk askeri ile karşılaştı. T&uuml;rk birliklerine, d&uuml;şman ateş a&ccedil;madık&ccedil;a ateş a&ccedil;maması emredilmişti. Harrington da İngiliz birliklerine, T&uuml;rk Askeri ateş a&ccedil;madık&ccedil;a ateş a&ccedil;ılmamasını emretmişti. 23 Eyl&uuml;l&rsquo;de &Ccedil;anakkale yakınında Erenk&ouml;y&rsquo;de T&uuml;rk Askeri, t&uuml;fekleri omuzlarında, namlusu yere d&ouml;n&uuml;k asılı olarak İngiliz Askeri&rsquo;nin yakınma kadar geldi. İngiliz Subayı T&uuml;rk birliklerinin geri &ccedil;ekilmesini istedi. T&uuml;rk komutan bu isteği reddedince İngilizler &ccedil;ember i&ccedil;ine girmemek i&ccedil;in geri &ccedil;ekildiler. Taraflar arasında bir &ccedil;atışma &ccedil;ıkması olasılığı varken Lloyd George T&uuml;rkiye&rsquo;ye karşı son kozlarını oynuyordu.</p>
<p><span id="more-92"></span><br />
İngiliz Kabinesi 15 Eyl&uuml;l&rsquo;de toplanarak, &Ccedil;anakkale ve İstanbul&rsquo;a doğru ilerleyen T&uuml;rk Ordusu&rsquo;na karşı kuvvet kullanılması kararı aldı ve m&uuml;ttefikleriyle dominyonlardan yardım istendi. Bahriye Bakanlığı da bir bildiri yayımlayarak, m&uuml;ttefiklerin, dominyonların ve Balkan Devletlerinin, Boğazların korunması i&ccedil;in yardımını istedi. T&uuml;rklerin ne olursa olsun Avrupa&rsquo;ya ge&ccedil;mesini engellemek ve T&uuml;rk başarısının yarattığı &uuml;st&uuml;n durumu ortadan kaldırmak kararında olan Lloyd George&rsquo;un &ccedil;ağrısına ne m&uuml;ttefiklerinden, ne de dominyonlardan, ne de Balkan Devletlerinden olumlu yanıt geldi. Hi&ccedil; kimse İngiliz politikası uğruna maceraya atılmayı istemiyordu. <br />
Fransa ve İtalya, T&uuml;rkiye ile yapılacak diplomatik g&ouml;r&uuml;şmelere katılmayı kabul ettiler. 18 Eyl&uuml;l&rsquo;de İstanbul&rsquo;daki M&uuml;ttefik Devletler, T.B.M.M, temsilcisi Hamit Bey&rsquo;e bir nota vererek, tarafsız b&ouml;lgeye girilmemesini istediler.Fakat 19 Eyl&uuml;l&rsquo;de Fransız askeri birlikleri, Fransa Başbakanı&rsquo;nın emriyle &Ccedil;anakkale Boğazı&rsquo;nın Anadolu yakasından Rumeli yakasına taşındılar. İtalyanlar ise T&uuml;rklere karşı savaşmayı kesinlikle red ettiklerinden İngilizler yalnız kaldı. M&uuml;ttefikler durumu g&ouml;r&uuml;şmek i&ccedil;in 19 Eyl&uuml;l&rsquo;de Paris&rsquo;te toplandılar. Fransa&rsquo;yı Başbakan Poincare, İngiltere&rsquo;yi Lord Curzon ve İtalya&rsquo;yı Kont Sfortza temsil ettiler. Paris&rsquo;te bu g&ouml;r&uuml;şmeler s&uuml;rerken,Fransız General Pelle İzmir&rsquo;e gelerek M. Kemal ile g&ouml;r&uuml;şt&uuml;. General Pelle, T&uuml;rk birliklerinin tarafsız b&ouml;lgeye girmemelerini istedi. Mondros Ateşkesi h&uuml;k&uuml;mlerine g&ouml;re, stratejik b&ouml;lgelerin işgal altında bulunduğunu, T.B.M.M. H&uuml;k&uuml;meti&rsquo;ni, Babıali&rsquo;nin devamı olarak kabul edip, T&uuml;rklerin tarafsız b&ouml;lgeye girmemelerinde ısrar etti. M. Kemal Paşa, M&uuml;ttefiklerin Mondros Ateşkesi h&uuml;k&uuml;mlerini en baştan beri &ccedil;iğnediklerini, emperyalistlerin Yunanlıları T&uuml;rkiye&rsquo;ye saldırttıklarını,&uuml;&ccedil; yıl T&uuml;rk Ulusu&rsquo;na zul&uuml;m yapılırken seslerini &ccedil;ıkartmadıklarını sert bir şekilde hatırlattıktan sonra, T&uuml;rkiye&rsquo;nin tarafsız bir b&ouml;lge tanımadığını, T&uuml;rk Orduları&rsquo;nı durduramayacağını ve ateşkesin uzaması halinde ordularını hareketsiz bırakamayacağını, Trakya dahil b&uuml;t&uuml;n &uuml;lkenin terk edilmesini istedi. Boğazlar konusunda g&ouml;r&uuml;şmeye hazır olduğunu bildirdi. M. Kemal Paşa İzmir Limanı&rsquo;nda bulunan İtilaf Devletleri donanmasına bir nota vererek 24 saat i&ccedil;inde İzmir Limanı&rsquo;nı terk etmelerini bildirdi. Donanma bu notadan sonra &ldquo;Geldiği gibi gitti&rdquo;<br />
Paris&rsquo;te M&uuml;ttefik g&ouml;r&uuml;şmeleri sert bir hava i&ccedil;inde ge&ccedil;iyordu. Fransa, Edirne dahil b&uuml;t&uuml;n Doğu Trakya&rsquo;nın T&uuml;rkiye&rsquo;ye verilmesini istedi. İtalya da kendisini destekledi. İngiltere&rsquo;nin savaş &ccedil;ıkartmak isteyen tutumu karşısında Fransa Başbakanı Lord Curzon&rsquo;a &ccedil;ok sert bir konuşma yaparak, İngiltere&rsquo;yi yalnız bırakacağını bildirdi. İngiltere Fransa&rsquo;nın bu isteğini 22 Eyl&uuml;l&rsquo;de kabul etti ve hazırlanan notayı imzaladı. Hazırlanan nota 23 Eyl&uuml;l&rsquo;de İzmir&rsquo;de bulunan Başkomutan Mustafa Kemal Paşa&rsquo;ya g&ouml;nderildi. Aynı g&uuml;n T&uuml;rk birlikleri İngilizlerin tarafsız b&ouml;lge dedikleri yerlere girip, &Ccedil;anakkale&rsquo;de İngiliz birliklerine iyice yaklaşmışlardı. Franklin Bouillon M. Kemal Paşa&rsquo;ya başvurarak, durumun gergin olduğunu ve kendisiyle g&ouml;r&uuml;şmek istediğini bildirdi. General Harrington, Lloyd George&rsquo;un kendisine g&ouml;nderdiği emirleri işleme koymayıp, İngiliz birliklerine silaha başvurulmaması emrini verdi. 24 Eyl&uuml;l&rsquo;de Yunanistan&rsquo;da ihtilal &ccedil;ıktı. Kral tahtını bıraktı ve İhtilal Mahkemesi kurularak, yenilginin sorumluları yargılanmaya başladılar. Sovyetler Birliği de 24 Eyl&uuml;l&rsquo;de İngiltere, Fransa, İtalya, Balkan Devletleri ve Mısır&rsquo;a bir nota g&ouml;ndererek, Yakın Doğu&rsquo;da &ccedil;ıkan ciddi soruna bug&uuml;ne kadar b&uuml;y&uuml;k devletlerin katılmadığını hatırlatıp, olay b&uuml;y&uuml;rse, Avrupa&rsquo;nın yeni sarsıntılarla karşılaşacağını hatırlatıp, bu sorunun &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml;n, T&uuml;rk halkının T&uuml;rk &uuml;lkesine ve Boğazlara mutlak egemen olması ile &ccedil;&ouml;z&uuml;lebileceğini, Boğazlar konusunun Sovyetler i&ccedil;in &ouml;nemini belirttikten sonra, Boğazlar konusunda Rusya&rsquo;nın katılmadığı ve &ccedil;ıkarlarına ters d&uuml;şen bir kararı kabul etmeyeceklerini bildirdiler. <br />
25 Eyl&uuml;l&rsquo;de T&uuml;rk birlikleri İngiliz m&uuml;stahkem mevkilerinin tel &ouml;rg&uuml;lerinin yanına kadar geldiler. 26 Eyl&uuml;l&rsquo;de General Harrington, M. Kemal Paşa&rsquo;ya bir telgraf g&ouml;ndererek, T&uuml;rk birliklerinin tarafsız b&ouml;lgeyi, g&ouml;r&uuml;şmelerin yararı i&ccedil;in terk etmelerini istedi. M. Kemal verdiği yanıtta, tarafsız bir b&ouml;lge tanımadığını, T&uuml;rk Ordusu&rsquo;nun yenik Yunan Ordusu&rsquo;nu izlediği, İngiltere&rsquo;nin Yunan Ordusu i&ccedil;in tarafsız b&ouml;lge ilan edemeyeceğini ve Yunanlıların yaptığı yıkımı hatırlatarak, Boğazlar konusunda T&uuml;rkiye&rsquo;nin her zaman g&ouml;r&uuml;şmeye hazır olduğunu bildirdi. Bu arada Franklin Boulillon da M. Kemal Paşa ile g&ouml;r&uuml;şmek i&ccedil;in 28 Eyl&uuml;l&rsquo;de İzmir&rsquo;e geldi. İzmir&rsquo;de ikisi arasında kararlaştırılan esaslar &ccedil;er&ccedil;evesinde T&uuml;rk Orduları&rsquo;nın Boğazlara doğru harekatı durduruldu. M. Kemal aynı g&uuml;n General Harrington&rsquo;un ikinci mektubuna da yanıt vererek, M&uuml;ttefiklerin İstanbul halkına uygulamakta oldukları &ouml;nlemleri kaldırmalarını, Yunan donanmasının bir daha İstanbul&rsquo;a gelmemesini istedi ve ileri harekatın durdurulduğunu bildirdi. M&uuml;ttefiklerin Paris&rsquo;ten g&ouml;nderdikleri notayı da 29 Eyl&uuml;l&rsquo;de yanıtlayıp, askeri harekatın durdurulduğunu fakat, Yunanlıların Edirne dahil b&uuml;t&uuml;n Trakya&rsquo;yı hemen boşaltmalarını bildirdi. İngiliz Kabinesi ise 29 Eyl&uuml;l&rsquo;de toplanarak, Lord Curzon&rsquo;un karşı &ccedil;ıkmasına rağmen, General Harrington&rsquo;a bir telgraf g&ouml;ndererek, T&uuml;rkiye&rsquo;ye T&uuml;rk Askeri&rsquo;nin tarafsız b&ouml;lgeyi terk etmelerini; aksi takdirde ateş a&ccedil;ılacağını bildirir bir nota vermesini istedi. Fakat Harrington bu emri yerine getirmedi. Banşın hazırlandığı bir sırada, yeni bir savaşı başlatabilecek bu emri uygulamamakla en akıllı yolu izledi. 1 Ekim&rsquo;de Londra&rsquo;ya yolladığı bir telgrafta emri ni&ccedil;in uygulamadığını a&ccedil;ıkladı. M. Kemal Paşa ile Harrington arasında Mudanya&rsquo;da bir Konferans toplanmasının belirmesi &uuml;zerine İngiliz Kabinesi yeni hazırlıklara başladı.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/kilikyalilar-cemiyeti" rel="bookmark" class="crp_title">KİLİKYALILAR CEMİYETİ</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/trakya-pasaeli-mudafaa-heyet-i-osmaniye-cemiyeti" rel="bookmark" class="crp_title">TRAKYA-PAŞAELİ MÜDAFAA HEYET-İ OSMANİYE CEMİYETİ</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/trablusgarp-savasi" rel="bookmark" class="crp_title">TRABLUSGARP SAVAŞI</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/izmir-mudafaa-i-vatan-heyeti" rel="bookmark" class="crp_title">İZMİR MÜDAFAA-İ VATAN HEYETİ</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/trabzon-muhafaza-i-hukuk-i-milliye-cemiyeti" rel="bookmark" class="crp_title">TRABZON MUHAFAZA-İ HUKUK-I MİLLİYE CEMİYETİ</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/mudanya-ateskes-antlasmasi-ve-mondros%e2%80%99tan-mudanya%e2%80%99ya-kisa-bir-degerlendirme">MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI VE MONDROS’TAN MUDANYA’YA KISA BİR DEĞERLENDİRME</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/mudanya-ateskes-antlasmasi-ve-mondros%e2%80%99tan-mudanya%e2%80%99ya-kisa-bir-degerlendirme/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı</title>
		<link>http://www.inkilap.info/buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-savasi</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-savasi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2007 06:28:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askeri Dönem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=90</guid>
		<description><![CDATA[Ankara hükümeti 1921 yılının sonunda kendini dünya kamuoyuna tanıtmış ve kabul ettirmiş durumdaydı. Artık Yunan ordusunun Anadolu’dan atılması kalmıştı. Gazi M.Kemal Paşa’nın isteği üzerine TBMM tarafından 31 Ekim 1921’de başkomutanlık yasası üç ay daha uzatılmıştır Bütün ülke olağanüstü hazırlıklar içine girmiştir. Halk bütün imkanlarını ordu için seferber etmiştir. Yunan birliklerine beklenmedik bir zamanda saldırılarak yok [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-savasi">Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Ankara hükümeti 1921 yılının sonunda kendini dünya kamuoyuna tanıtmış ve kabul ettirmiş durumdaydı. Artık Yunan ordusunun Anadolu’dan atılması kalmıştı. Gazi M.Kemal Paşa’nın isteği üzerine TBMM tarafından 31 Ekim 1921’de başkomutanlık yasası üç ay daha uzatılmıştır Bütün ülke olağanüstü hazırlıklar içine girmiştir. Halk bütün imkanlarını ordu için seferber etmiştir. Yunan birliklerine beklenmedik bir zamanda saldırılarak yok edilmesi amaçlanlandığından hazırlıklar gizli bir şekilde sürdürülmekteydi.</p>
<p>Türk ordusunun genel durumu şu şekilde idi;</p>
<p>8.658 subay, 199.283 er, 67.974 hayvan, 71 fayton, 3.141 beygir arabası, 1.970 öküz arabası, 2.317 kağnı, 92.792 tüfek, 2.025 hafif makineli tüfek, 839 ağır makineli, 323 top, 5.282 kılıç ve 10 adet uçaktan oluşuyordu.</p>
<p>Sakarya Zaferi’nden sonra büyük taarruz için hazırlıklar sürdürülürken, itilaf devletleri 22 Mart 1922’de Türkiye ve Yunanistan’a bazı tekliflerde bulunmuşlardır. Buna göre; her iki tarafın da üç ay için ateşkesi kabul etmeleri ve Türk ve Yunan ordularının müttefik bir komisyon tarafından kontrol edilmesi önerilmiştir. Ancak Türk Hükümeti bunu kabul etmemiştir. Bunun üzerine itilaf devletleri 26 Mart 1922’de yeni barış koşulları ileri sürmüşlerdir. Buna göre ise; İzmir ve batı Anadolu Türklere verilerek, Tekirdağ dışında Trakya Yunanistan’a verilecek, doğuda bir Ermenistan devleti kurulacak, Türkiye’de askerlik mecburiyeti olmayacak, ayrıca Sevr Antlaşması’nın bazı ekonomik koşulları Türkiye aleyhinde dezültilecektir. Türk hükümeti bu koşulları da kabul etmemiştir. Çünkü ana hedefleri Misak-ı Milli esaslarını gerçekleştirmektir.</p>
<p>M.Kemal Pasa, 20Ağustos’da gizlice cepheye gelerek durumu komutanlarla değerlendirmiş ve 26 Ağustos’da taarruza geçileceğini bildirmiştir.</p>
<p>Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922 tarihinde saat 05.30 başlamış ve seri bir baskın şeklinde gelişerek, Yunan mevziileri basılmış ve Yunan birlikleri kuzey batıya çekilmek zorunda bırakılmıştır. Daha sonra Aslıhanlar yöresinde yenilgiye uğratılan Yunan güçleri, Dumlupınar’da Gazi M.Kemal Paşa’nın bizzat komuta ettigi Başkomutanlık Meydan Savaşı’nda 30 Ağustos 1922’da büyük yenilgiye uğramışlardır. Böylece Yunan ordusu dağıtılmış, bir kısımı da esir alınmıştır. Esir alınanlar arasında Yunan Ordusunun Başkomutanı General Trikopis’de bulunmaktadır.</p>
<p>M.Kemal çekilen Yunan birliklerini kovalama kararı alarak 31 Ağustos’da Türk orduna şu bildiriyi vermiştir. “TBMM orduları! Afyonkarahisar-Dumlupınar meydan Muharebelerinde zalim ve mağrur bir ordunun temel varlığını, inanılmayacak kadar az bir zamanda yok ettiniz. Büyük necip milletimizin fedakarlıklarına layık olduğunu ispat ettiniz. Sahibimiz olan Türk milleti geleceğinden emin olmaya haklıdır. Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir ileri” diyerek, çevreyi yakıp yıkarak geri çekilen Yunan güçlerinin ardından 9 Eylül 1922’de İzmir’e Türk Birlikleri girmiş, 16 Eylül’de de Bursa’dan Yunan birlikleri tamamen çıkarılmıştır.</p>
<p>Böylece Anadolu düşmandan temizlenmiş, sıra İstanbul, Boğazlar ve Trakya’ya gelmiştir. Bu sorunlar da artık masa başında çözümlenecektir. Türk ulusunun maddi ve manevi bütün kaynakları seferber ederek kazandığı bu zaferle kayıtsız şartsız yeni bir Türk Devleti’nin kurulması için en büyük adımlardan biri atılmıştır.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/ikiyuz-yillik-cekilisin-son-noktasi-sakarya-meydan-savasi" rel="bookmark" class="crp_title">İkiyüz Yıllık Çekilişin Son Noktası: Sakarya Meydan Savaşı</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ikinci-inonu-savasi-23-mart-1-nisan-1921-ve-sonuclari" rel="bookmark" class="crp_title">İkinci İnönü Savaşı (23 Mart-1 Nisan 1921) ve Sonuçları</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/siyasi-zafere-dogru" rel="bookmark" class="crp_title">Siyasi Zafere Doğru</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/birinci-inonu-savasi-ve-sonuclari" rel="bookmark" class="crp_title">Birinci İnönü Savaşı ve Sonuçları</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ankara%e2%80%99nin-en-zor-gunleri-kutahya-%e2%80%93-eskisehir-savaslari" rel="bookmark" class="crp_title">Ankara’nın En Zor Günleri: Kütahya – Eskişehir Savaşları</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-savasi">Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-savasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İkiyüz Yıllık Çekilişin Son Noktası: Sakarya Meydan Savaşı</title>
		<link>http://www.inkilap.info/ikiyuz-yillik-cekilisin-son-noktasi-sakarya-meydan-savasi</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/ikiyuz-yillik-cekilisin-son-noktasi-sakarya-meydan-savasi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2007 06:25:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askeri Dönem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=89</guid>
		<description><![CDATA[M.Kemal başkomutanlığa atandıktan hemen sonra memleketin bütün kaynaklarından ordunun faydalanmasını için gerekli önlemleri almıştır. Daha önceki bölümde bahsettiğimiz Tekalif-i Milliye Emirleri’nin uygulanmasını takip etmek üzere, İstiklal Mahkemeleri kurulmuş ve çeşitli merkezlerde etkin kılınmıştır. Mustafa Kemal, Ulusal Bağımsızlık Savaşı&#8217;nın Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanacağına inandığından Yunanlılar ile yapılacak savaşın stratejisini buna göre belirlemiştir. İlk saldırıyı 23 Ağustos [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/ikiyuz-yillik-cekilisin-son-noktasi-sakarya-meydan-savasi">İkiyüz Yıllık Çekilişin Son Noktası: Sakarya Meydan Savaşı</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>M.Kemal başkomutanlığa atandıktan hemen sonra memleketin bütün kaynaklarından ordunun faydalanmasını için gerekli önlemleri almıştır. Daha önceki bölümde bahsettiğimiz Tekalif-i Milliye Emirleri’nin uygulanmasını takip etmek üzere, İstiklal Mahkemeleri kurulmuş ve çeşitli merkezlerde etkin kılınmıştır.</p>
<p>Mustafa Kemal, Ulusal Bağımsızlık Savaşı&#8217;nın Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanacağına inandığından Yunanlılar ile yapılacak savaşın stratejisini buna göre belirlemiştir. İlk saldırıyı 23 Ağustos 1921’de Yunan ordusu başlatmıştır. İngilizlerin’de büyük destek sağladığı Yunan ordusu, hem insan gücü açısından hem de savaş malzemeleri açısından Türk ordusuna göre çok üstün düzeydeydi. Başkomutan M. Kemal bütün bunları bildiği için savaşın stratejik noktaları iyi hesaplamasının yanında, Türk ordusuna manevi yönden de destek sağlamıştır. Sakarya savaşı öncesinde söylediği “Hattı müdaafa yoktur, sathı müdaafa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı Türk’ün kanıyla sulanmadıkça bırakılmıyacaktır” sözüyle vatanın her karış toprağı için savaşmayı emretmiştir.</p>
<p>23 Ağustos’ta başlayıp 13 Eylül’e kadar süren bu savaşta, Sakarya’nın doğusu düşman birliklerinden temizlenmiştir. Daha sonra Türk ve Yunan orduları 26 Ağustos 1922’ye kadar karşılıklı savunma düzenine girmişlerdir. Sakarya savaşından sonra Türk halkı ve ordusu yeniden moral kazanmış, Türk bağımsızlık savaşının gücü itilaf devletlerine bir kez daha kanıtlanmıştır. Bu devletlerden Fransa, Türk Hükümeti ile dostluk kurmaya çalışarak, 20 Ekim 1921’de Türkiye-Suriye sınırını belirlemek üzere Ankara Antlaşmasını imzalamıştır. Bu antlaşma ile güneyde Irak’a kadar olan topraklarımız güvence altına alınmış, İskenderun’a (Hatay) özel bir yönetim tanınarak, buranın Türkiye’nin uzantısı olduğu kabul edilmiş, en önemlisi sonuç ise, Fransa’nın Ankara hükümeti resmen tanıması olmuştur. Sakarya savaşından sonra Yunanistan’da siyasal iktidar kavgaları şiddetlenmiş ve bu arada itilaf devletleri Yunanistan’ı Ankara Hükümeti ile barış yapmaya zorlamışlardır. Sakarya savaşının diğer bir sonucu da TBMM’sinden 19 Eylül 1921’de çıkarılan 153 sayılı kanun ile</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa’ya en büyük askeri rütbe olan Mareşal rütbesi ile Gazilik ünvanı verilmiştir.</p>
<p>Yine bu savaşın ardından, Sovyet Rusya ile bugünkü Türk-Sovyet sınırını belirliyen 13 Ekim 1921 tarihli Kars antlaşması, İngiltere’yle de esirlerin değiştirilmesi konusunda bir antlaşma imzalanmıstır. İngilizler de böylece Ankara Hükümeti’ni artık resmen tanımış oluyorlardı .</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-savasi" rel="bookmark" class="crp_title">Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ankara%e2%80%99nin-en-zor-gunleri-kutahya-%e2%80%93-eskisehir-savaslari" rel="bookmark" class="crp_title">Ankara’nın En Zor Günleri: Kütahya – Eskişehir Savaşları</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/hatay-sorunu-ve-cozumlenmesi" rel="bookmark" class="crp_title">Hatay Sorunu ve Çözümlenmesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ikinci-inonu-savasi-23-mart-1-nisan-1921-ve-sonuclari" rel="bookmark" class="crp_title">İkinci İnönü Savaşı (23 Mart-1 Nisan 1921) ve Sonuçları</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/kurtulus-savasinin-maddi-kaynaklari" rel="bookmark" class="crp_title">Kurtuluş Savaşı&#8217;nın Maddi Kaynakları</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/ikiyuz-yillik-cekilisin-son-noktasi-sakarya-meydan-savasi">İkiyüz Yıllık Çekilişin Son Noktası: Sakarya Meydan Savaşı</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/ikiyuz-yillik-cekilisin-son-noktasi-sakarya-meydan-savasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ankara’nın En Zor Günleri: Kütahya – Eskişehir Savaşları</title>
		<link>http://www.inkilap.info/ankara%e2%80%99nin-en-zor-gunleri-kutahya-%e2%80%93-eskisehir-savaslari</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/ankara%e2%80%99nin-en-zor-gunleri-kutahya-%e2%80%93-eskisehir-savaslari#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2007 06:23:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askeri Dönem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=88</guid>
		<description><![CDATA[İkinci İnönü Savaşından sonra düşman, kuvvetlerini geriye çekerek, Bursa ve Dumlupınar konumuna yerleşmişti. Bu yenilgiden sonra Yunan Hükümeti ordularını kuvvetlendirmek gereğini duyarak Yunanistan da genel seferberlik ilân etti. Böylece cephedeki tümenlerinin sayısını 11’e çıkarabildi. Türk ordusu, genel seferberlik yapılmadığı için, gücünü artırmak olanağını bulamamıştı. Yalnız 15 Nisan 1921’de Güney ve Batı Cepheleri kuvvetleri birleştirilerek, Batı [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/ankara%e2%80%99nin-en-zor-gunleri-kutahya-%e2%80%93-eskisehir-savaslari">Ankara’nın En Zor Günleri: Kütahya – Eskişehir Savaşları</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>İkinci İnönü Savaşından sonra düşman, kuvvetlerini geriye çekerek, Bursa ve Dumlupınar konumuna yerleşmişti. Bu yenilgiden sonra Yunan Hükümeti ordularını kuvvetlendirmek gereğini duyarak Yunanistan da genel seferberlik ilân etti. Böylece cephedeki tümenlerinin sayısını 11’e çıkarabildi.</p>
<p>Türk ordusu, genel seferberlik yapılmadığı için, gücünü artırmak olanağını bulamamıştı. Yalnız 15 Nisan 1921’de Güney ve Batı Cepheleri kuvvetleri birleştirilerek, Batı Cephesi ismi altında İsmet Paşa emrine verildi. Böylece bütün cephe bir komutana bağlanmış oldu. Ayrıca Kocaeli, Adana, Kafkas Cephelerindeki kuvvetler de Batı Cephesine alınmıştı. Ordumuz yiyecek ve taşıma hususunda güçlük çekiyordu. Bu işlerde özellikle Türk kadınının büyük bir özveriyle çalıştığı görülüyordu.<br />
<span id="more-89"></span><br />
Türk ordusu İnönü &#8211; Kütahya &#8211; Diğer hattında dört grup halinde düzenlenmiş bulunuyordu. Ayrıca Geyve civarında bir Kocaeli Grupu vardı. Saldırıdan önce Yunan uçakları, orduyu ve halkı Millî Hükümet aleyhine kışkırtan fetvalar ve beyannameler atmağa başladılar. 10 Temmuz 1921 tarihinde ise tekrar saldırıya geçtiler. Düşman Bursa bölgesinden, Kütahya ve İnönü istikametinde olmak üzere iki koldan harekete geçti. Bir tümen de Afyon’a doğru yürüyordu. Düşmanın çevirme hareketini kırmağa muvaffak olan Türk ordusu, üstün kuvvetler karşısında geri çekilmek zorunda kaldı. Cephe Komutanının emriyle Eskişehir &#8211; Seyitgazi hattına çekildi. Çekilen ordu Eskişehir’in kuzey ve güneyinde toplandıktan sonra da 25 Temmuz 1921’de Sakarya’nın doğusuna çekildi.</p>
<p>Bu geri çekiliş İngiliz ve Yunanlılara fırsat ve cesaret de vermişti. İngiliz Başvekili Lloyd George Yunanistan, kazandığı zafer dolayısıyla artık Sevr Antlaşmasıyla yetinemez, daha geniş ölçüde tatmin edilmelidir diyordu.</p>
<p>Türk ordusunun Sakarya gerisine çekilerek büyük bir toprak parçasını düşman istilâsına bırakması halk ve Mecliste olumsuz etki yarattı. Oysa ki Başkomutanlığın amacı orduyu yok olmaktan kurtarmak ve geri çekilerek bir cephe kurmaktı. Ordunun ve halkın manevî kudreti büyük bir sarsıntı geçirmekte idi. Bu durumu önlemek ve halkı aydınlatmak gerekiyordu. Çekiliş özellikle Mecliste kötü gidişin sorumluluğu konusunda sert ve çetin tartışmalara yol açtı.</p>
<p>Milletvekilleri, Mustafa Kemal’in ordunun başına gelmesini istiyorlardı. Ordu ve halk O’na güveniyor, bu durumu ancak ordunun başına geçmek suretiyle düzelteceğine inanıyorlardı. Mustafa Kemal, Meclis tarafından önerilen edilen Başkomutanlığı kabul etti. Fakat Meclisin bütün yetkilerinin üç ay için kendisine verilmesini istedi. Mustafa Kemal’in bu önerisi Meclisteki muhalifler tarafından, ulusal egemenlik bir kişiye verilemez denilerek reddedilmek istendi. Uzun tartışma ve görüşmeler sonucunda Meclisin bütün yetkisi üç aylık bir süre için Mustafa Kemal’e bırakıldı. Mustafa Kemal 5 Ağustos 1921 tarihinde kabul edilen bir kanunla Başkomutanlığı üzerine aldı. Başkomutanın vereceği emirler kanun olacaktı.</p>
<p>Yeni bir meydan savaşı için memleketin bütün savaş gücü harekete geçirildi. Bunun için birçok yeni yaş grubu silâh altına çağırıldı. Güney ve Doğu Cephesindeki kuvvetler, Sakarya’da toplandı. Ülke içinde düzenin sağlanması ve korunması için, İstiklâl Mahkemeleri’nin sayısı artırıldı.</p>
<p>Yunanlılara gelince: Eskişehir ve Kütahya Savaşlarını büyük bir zafer sayan Yunanlılar, ordumuzu tamamen yok edecek büyük bir saldırıya hazırlanıyordu. O sırada tahta geçen Kral Konstantin’in amacı, artık yalnız Sevr Antlaşmasını kabul ettirmek değil, eski Bizans İmparatorluğunu diriltmekti. Bunun için de eli silâh tutan bütün Yunanlılar askere alındılar. Memleketin bütün gelir kaynakları ordunun emrine verildi. Diğer tarafta da İngiliz Hükümeti, bol para ve malzeme vermek yoluyla Yunan ordusunu destekliyordu. KraI Konstantin, Yunan orduları başkomutanlığını üzerine aldı.</p>
<p>Yunanlılar yine araç &#8211; gereç ve asker bakımından Türklerden üstün durumda bulunuyorlardı. Yunanlıların elinde bulunan toprakları Türkiye’nin bayındır ve zengin yerleriydi. Yolları vardı ve ordularını besleyebiliyordu. Yunanlıların arkaları denizlere ve kuvvetli müttefiklere açıktı.</p>
<p>Bizim elimizde bulunan bölgede düzenli yollar yoktu. Memleket fakirdi. Orduyu beslemekte zorluk çekiyorduk. Yabancı hiç bir devletten yardım görmüyorduk. Bütün bunlara karşın Türklerin Yunanlılardan üstün bir tarafı vardı. Ya üzerinde yaşadığı bu yurdu savunacak, yahut ölecekti, uğrunda ölünecek toprak, elimizde kalan son yurt parçası idi.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/ikinci-inonu-savasi-23-mart-1-nisan-1921-ve-sonuclari" rel="bookmark" class="crp_title">İkinci İnönü Savaşı (23 Mart-1 Nisan 1921) ve Sonuçları</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/birinci-inonu-savasi-ve-sonuclari" rel="bookmark" class="crp_title">Birinci İnönü Savaşı ve Sonuçları</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ikiyuz-yillik-cekilisin-son-noktasi-sakarya-meydan-savasi" rel="bookmark" class="crp_title">İkiyüz Yıllık Çekilişin Son Noktası: Sakarya Meydan Savaşı</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/kurtulus-savasinin-maddi-kaynaklari" rel="bookmark" class="crp_title">Kurtuluş Savaşı&#8217;nın Maddi Kaynakları</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-savasi" rel="bookmark" class="crp_title">Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/ankara%e2%80%99nin-en-zor-gunleri-kutahya-%e2%80%93-eskisehir-savaslari">Ankara’nın En Zor Günleri: Kütahya – Eskişehir Savaşları</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/ankara%e2%80%99nin-en-zor-gunleri-kutahya-%e2%80%93-eskisehir-savaslari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İkinci İnönü Savaşı (23 Mart-1 Nisan 1921) ve Sonuçları</title>
		<link>http://www.inkilap.info/ikinci-inonu-savasi-23-mart-1-nisan-1921-ve-sonuclari</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/ikinci-inonu-savasi-23-mart-1-nisan-1921-ve-sonuclari#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2007 06:17:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askeri Dönem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=87</guid>
		<description><![CDATA[Bu savaş, Türk Bağımsızlık Savaşı’nın ikinci önemli meydan savaşıdır. Birinci İnönü Savaşı’nda yenilerek geri çekilen Yunanlılar, Türk Ordusunun güçlenmesine olanak vermemek için saldırıya geçtiler. Yunan ordusu Bursa ve Uşak’ta olmak üzere iki grup halinde idi. Türk ordusu Batı Cephesiyle, Güney Cephesi ve Kocaeli Grubuna ayrılmıştı. Batı Cephesindeki kuvvetler Yenişehir, İnegöl hattıyla İnönü mevziine yerleşmişlerdi. Batı [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/ikinci-inonu-savasi-23-mart-1-nisan-1921-ve-sonuclari">İkinci İnönü Savaşı (23 Mart-1 Nisan 1921) ve Sonuçları</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Bu savaş, Türk Bağımsızlık Savaşı’nın ikinci önemli meydan savaşıdır. Birinci İnönü Savaşı’nda yenilerek geri çekilen Yunanlılar, Türk Ordusunun güçlenmesine olanak vermemek için saldırıya geçtiler.</p>
<p>Yunan ordusu Bursa ve Uşak’ta olmak üzere iki grup halinde idi. Türk ordusu Batı Cephesiyle, Güney Cephesi ve Kocaeli Grubuna ayrılmıştı. Batı Cephesindeki kuvvetler Yenişehir, İnegöl hattıyla İnönü mevziine yerleşmişlerdi. Batı cephesindeki kuvvetlerimiz İsmet Paşa’nın kumandasında idi. Kocaeli Grupu Kurmay Başkanlığı emrinde bulunuyordu. Güney Cephesi kuvvetleri ise Afyon civarında toplanmıştı.<br />
<span id="more-88"></span><br />
Yunanlılar 23 Mart 1921’de Bursa ve Uşak bölgelerinde olmak üzere iki koldan ileri harekete geçtiler. Bursa’dan İnönü yönünde ilerleyen düşman, Bilecik ve Pazarcık’ı işgal etti. 26 Mart 1921’de Gündüzbey’de başlayan savaş, 31 Marta kadar aralıksız olarak devam etti. Düşman daha ziyade yanlardan baskı yapmakta idi. Özellikle sağ kanatta çetin savaşlar olmuş, kuvvetlerimizin üstün dayanma ve direnmesi dolayısiyle, bu kanatta savaş bir boğuşma şeklinde gerçekleşmişti.</p>
<p>30 Mart’ta düşman saldırısı karşısında sıkışık bir duruma düşen sol kanat geri çekildi. Fakat 31 Mart’ta üstünlük tamamen Türk kuvvetlerine geçti. Türk kuvvetlerinin şiddeti savunması karşısında yıpranan Yunan ordusu 31 Mart &#8211; 1 Nisan gecesinden itibaren geri çekilmek zorunda kaldı. Geri çekilen düşmanı Türk piyade kuvvetlerimiz cepheden, süvari kuvvetleri de yandan izlediler.</p>
<p>Güney Cephesindeki kuvvetlere gelince: 23 Mart günü Afyon istikametinde saldırıya geçen düşman, Afyon’u işgal etti. Kuzeyde İnönü de yenilen düşman geri atıldıktan sonra burada serbest kalan Türk kuvvetleri Güney Cephesi Komutanlığı emrine verildi. Bu kuvvetler düşmanın yan gerilerine saldıracaktı. Bunu anlayan düşman, 7 Nisan 1921’de Afyon’u boşaltarak geri çekildi. 8 Nisan’da Aslıhanlar savaşı adı verilen büyük bir savaş oldu. Üç gün süren bu kanlı savaştan sonra Yunanlılar 11 Nisan’da Dumlupınar konumuna çekildiler.</p>
<p>Bu suretle üstün düşman kuvvetleri, Türk Ordusunun inancı ve iradesi önünde bir defa daha yıkılmış oldu.Bu utku duyulduktan sonra M.Kemal, Albay İsmet’e çektigi telgrafta “Siz orada yalnız düşmanı değil, ulusun ters alın yazısını da yendiniz” şeklinde onurlandırıcı sözle Albay İsmet’i tuğgeneralliğe yükseltilmesini sağlamıştır. II. İnönü Zaferi’nin olumlu sonuçları hemen kendini göstermiş, 1 Haziran 1921’de İtalya, işgal ettigi yerleri boşaltmış, Fransa da Ankara Hükümeti ile anlaşma yollarını aramaya başlamıştır.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/birinci-inonu-savasi-ve-sonuclari" rel="bookmark" class="crp_title">Birinci İnönü Savaşı ve Sonuçları</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ankara%e2%80%99nin-en-zor-gunleri-kutahya-%e2%80%93-eskisehir-savaslari" rel="bookmark" class="crp_title">Ankara’nın En Zor Günleri: Kütahya – Eskişehir Savaşları</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-savasi" rel="bookmark" class="crp_title">Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/bati-cephesi%e2%80%99nin-yeniden-duzenlenmesi-ve-cerkes-ethem%e2%80%99in-ayaklanmasi" rel="bookmark" class="crp_title">Batı Cephesi&#8217;nin Yeniden Düzenlenmesi ve Çerkes Ethem&#8217;in Ayaklanması</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ikiyuz-yillik-cekilisin-son-noktasi-sakarya-meydan-savasi" rel="bookmark" class="crp_title">İkiyüz Yıllık Çekilişin Son Noktası: Sakarya Meydan Savaşı</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/ikinci-inonu-savasi-23-mart-1-nisan-1921-ve-sonuclari">İkinci İnönü Savaşı (23 Mart-1 Nisan 1921) ve Sonuçları</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/ikinci-inonu-savasi-23-mart-1-nisan-1921-ve-sonuclari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Rejimin Temelleri Atılıyor: 1921 Anayasası ve Getirdikleri</title>
		<link>http://www.inkilap.info/yeni-rejimin-temelleri-atiliyor-1921-anayasasi-ve-getirdikleri</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/yeni-rejimin-temelleri-atiliyor-1921-anayasasi-ve-getirdikleri#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2007 05:59:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askeri Dönem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=86</guid>
		<description><![CDATA[Bilindiği gibi İstanbul’un 16 mart 1920 tarihinde itilaf güçleri tarafından işgal edilmesiyle son Osmanlı Mebusan Meclisi dağıtılmış ve işlevini yerine getiremez hale gelmişti. Bu olay üzerine Mustafa Kemal ve arkadaşlarınca Ankara’da 23 Nisan 1920 tarihinde olağanüstü yetkilere sahip T.B.M.M. oluşturularak, ulus egemenliğine dayalı yeni bir devletin temelleri atılmıştı. Mustafa Kemal, ulusal egemenliğe dayalı kurduğu bu [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/yeni-rejimin-temelleri-atiliyor-1921-anayasasi-ve-getirdikleri">Yeni Rejimin Temelleri Atılıyor: 1921 Anayasası ve Getirdikleri</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Bilindiği gibi İstanbul’un 16 mart 1920 tarihinde itilaf güçleri tarafından işgal edilmesiyle son Osmanlı Mebusan Meclisi dağıtılmış ve işlevini yerine getiremez hale gelmişti. Bu olay üzerine Mustafa Kemal ve arkadaşlarınca Ankara’da 23 Nisan 1920 tarihinde olağanüstü yetkilere sahip T.B.M.M. oluşturularak, ulus egemenliğine dayalı yeni bir devletin temelleri atılmıştı.</p>
<p>Mustafa Kemal, ulusal egemenliğe dayalı kurduğu bu düzeni hukukileştirmeyi amaçladığından hemen çalışmalarına başlamıştı. T:B.M.M. Hükümeti 18 Eylül 1920’de meclise bir anayasa tasarısı ve tasarıya gerekçe olarak Halkçılık Programı sunmuştur. Bu program ve anayasa taslağı, özel bir komisyon tarafından incelendikten sonra, meclis tarafından kabul edilip Halkçılık Programı adıyla bildiri şekline dönüştürülerek yayınlanmıştır.<br />
<span id="more-87"></span><br />
T.B.M.M. içindeki saltanat ve hilafet yanlısı grup, anayasa taslağına karşı çıkarak, B.M.M. hükümetinin geçici bir hükümet olduğunu, yani saltanatın, hilafetin, vatanın ve milletin kurtuluşuna kadar çalışması gerektiğini vurgulamışlardır. Anayasasın geçici olmasını sağlayarak, hilafet ve saltanat düzenini garanti altına almayı düşünmüşlerdir. Mustafa Kemal, meclisin 25 Eylül 1920’de gerçekleştirdiği gizli oturumda tutuculara şu şekilde cevap vermiştir: “Bugün koyacağımız yasa ilkeleri varlığımızı ve bağımsızlığımızı kurtaracak olan Millet Meclisini ve ulusal hükümetimizi güçlendirecek anlam ve yetkiyi kapsamalı ve dile getirmelidir&#8230;Eğer amaç bugünkü halife ve padişaha olan bağlılığı bir daha söyleyip belirtmekse, bu kişi haindir. Düşmanların yurt ve ulusa kötülük yapmakta kullandıkları maşadır”.</p>
<p>Meclise sunulan anayasa taslağı üzerindeki çalışmalar 20 Ocak 1921’de sonuçlanarak, kabul edilen anayasa Teşkilat-ı Esasiye Kanunu adıyla yürürlüğe konulmuştur. Bu anayasada olağanüstü koşullar içinde bulunulduğundan bir çok konuya yer verilmemiştir. Bu nedenle bazı durumlarda Osmanlının Kanun-i Esasisi’ne başvurulduğundan iki anayasalı bir dönem başlamıştır.</p>
<p>Hükümet kurulduktan sonra Meclis Komisyonlarının seçimini yaptı. Bu komisyonlardan biri de “Hukuk Esasiye Komisyonu” idi. Komisyonun görevi, Mustafa Kemal’in kabul edilen önergesindeki prensiplere uygun bir Anayasa tasarısı hazırlamaktı. Bu tasarı üzerindeki görüşmeler 20 Ocak 1921’de sona erdi. Görüşmeler esnasında iki fikir akımı belirdi. Bir kısmı Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin geçici bir hükümet olmasını; buna muhalif olanlar ise egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete geçmesini istiyorlardı.</p>
<p>İlk Anayasa 20 Ocak 1921’de kabul edildi. <strong>Bu yasanınönemli bazı maddeleri şunlardır:</strong></p>
<p><strong>1.</strong> Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.<br />
<strong>2.</strong> Kanun yapmak ve kanunu yürütmek yetkisi, milletin tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisinde toplanır.<br />
<strong>3.</strong> Türkiye Devleti, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur.<br />
<strong>4.</strong> Meclis Başkanı, İcra Vekillerinin de başkanıdır.</p>
<p>İlk Anayasa’da egemenlik hakları kayıtsız şartsız Büyük Millet Meclisi’ne bırakılmıştır. Hilafet ve saltanat hakkında kesin bir hüküm yoktu. Çünkü henüz kurulmuş olan Büyük Millet Meclisi’nin rejim değişikliği yapması için uygun zamanı beklemesi gerekiyordu. Kurulan yeni Türk Devleti’nin dünyaya tanıtılması için her şeyden önel vatanın düşman istilasından kurtarılması gerekiyordu.</p>
<p><strong>YENİ DEVLETİN YENİ SİMGESİ: İSTİKLAL MARŞI</strong></p>
<p>Avrupa’da ulusçuluk hareketlerinden sonra ulusal devletlerin kurulmaya başlanmasıyla, hem bireyleri birbirlerine bağlamak hem de devletin bağımsızlığını vurgulamak için bir simge arayışına gidilmiştir. Bunların başında ise ulusal marşlar gelmektedir.</p>
<p>Avrupa’da ilk milli marş, 1740’da İngiltere’de kabul edilmiştir. Osmanlı Devleti ulusal bir devlet olmadığından, böyle bir marşı da bulunmamaktadır. Ancak İkinci Mahmut döneminde Mızıka-i Hümayun Mektebi’nin kuruluşu ile önce Mahmudiye daha sonra da Mecidiye marşları bestelenmiştir.</p>
<p>1921 tarihinde dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi (Tanrıöver), orduya ve halka heyecan aşılamak, milletimizin bağımsızlık isteğini dile getirmek amacıyla milli marş için uygun bir şiir yarışması düzenledi. Bu yarışmaya 724 şiir katılmış; ne var ki bu şiirlerden hiç biri bakanlık tarafından uygun bulunmamıştır.Hamdullah Suphi Bey’in milli marşımızı yazmasını istediği Mehmet Akif Bey (Ersoy) ise  yarışma ödüllü olduğu için katılmamıştı.</p>
<p>Fakat yarışmaya katılan şiirlerin milli marş için uygun olmaması üzerine, bakanın tekrar başvurusunu kabul etmiş ve 12 Mart 1921 ‘de kahraman ordumuza adayarak  yazdığı şiir Türk Milletinin ulusal marşı olarak benimsenmiştir. Daha sonra bu şiir için beste yarışması açılmış, 1924’den 1930’a kadar Ali Rıfat Çağatay’ın bestesi ile çalınan milli marşımız, 1930’dan itibaren de Cumhurbaşkanlığı Orkestrası şefi Zeki Üngör’ün yaptığı beste ile seslendirilmiştir.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/1924-anayasasi-ve-ozellikleri" rel="bookmark" class="crp_title">1924 Anayasası ve Özellikleri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/yeni-rejimin-adi-cumhuriyet" rel="bookmark" class="crp_title">Yeni Rejimin Adı: Cumhuriyet</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/saltanatin-kaldirilmasi-1922" rel="bookmark" class="crp_title">Saltanatın Kaldırılması &#8211; 1922</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/cumhuriyetin-ilani" rel="bookmark" class="crp_title">Cumhuriyetin İlanı</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/saltanatin-kaldirilmasi" rel="bookmark" class="crp_title">Saltanatın Kaldırılması</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/yeni-rejimin-temelleri-atiliyor-1921-anayasasi-ve-getirdikleri">Yeni Rejimin Temelleri Atılıyor: 1921 Anayasası ve Getirdikleri</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/yeni-rejimin-temelleri-atiliyor-1921-anayasasi-ve-getirdikleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LONDRA KONFERANSI VE TBMM’NİN VARLIĞININ ULUSLARARASI DÜZEYDE TANINMASI</title>
		<link>http://www.inkilap.info/londra-konferansi-ve-tbmm%e2%80%99nin-varliginin-uluslararasi-duzeyde-taninmasi</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/londra-konferansi-ve-tbmm%e2%80%99nin-varliginin-uluslararasi-duzeyde-taninmasi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2007 05:56:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askeri Dönem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=85</guid>
		<description><![CDATA[T.B.M.M, Sevr Antlaşması&#8217;nı kabul etmemiş, İtilaf Devletleri&#8217;ni yurttan &#231;ıkarmak i&#231;in harekete ge&#231;mişti. TBMM, Milli M&#252;cadele sırasında G&#252;neyde Fransızlara karşı başarılı olmuş, T&#252;rk Sovyet g&#246;r&#252;şmelerini başlatmış, Yunan ilerleyişini durdurmuştu. I. İn&#246;n&#252; Zaferi de kazanılınca İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşmasında bazı değişiklikler yapmak &#252;zere Yunanistan ve T&#252;rkiye&#8217;nin de katıldığı bir konferansın 23 Şubat 1921&#8217;de Londra&#8217;da yapılmasına karar verdiler. [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/londra-konferansi-ve-tbmm%e2%80%99nin-varliginin-uluslararasi-duzeyde-taninmasi">LONDRA KONFERANSI VE TBMM’NİN VARLIĞININ ULUSLARARASI DÜZEYDE TANINMASI</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>T.B.M.M, Sevr Antlaşması&rsquo;nı kabul etmemiş, İtilaf Devletleri&rsquo;ni yurttan &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in harekete ge&ccedil;mişti. TBMM, Milli M&uuml;cadele sırasında G&uuml;neyde Fransızlara karşı başarılı olmuş, T&uuml;rk Sovyet g&ouml;r&uuml;şmelerini başlatmış, Yunan ilerleyişini durdurmuştu. </p>
<p>I. İn&ouml;n&uuml; Zaferi de kazanılınca İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşmasında bazı değişiklikler yapmak &uuml;zere Yunanistan ve T&uuml;rkiye&rsquo;nin de katıldığı bir konferansın 23 Şubat 1921&rsquo;de Londra&rsquo;da yapılmasına karar verdiler. <br />
Fakat TBMM&rsquo;ni tanımadıkları i&ccedil;in, konferansa yalnızca Osmanlı H&uuml;k&uuml;metini &ccedil;ağırdılar. Mustafa Kemal&rsquo;in de konferansa delege olarak katılabileceğini ya da bir temsilci yollayabileceğini Osmanlı H&uuml;k&uuml;meti&rsquo;ne bildirdiler. Osmanlı H&uuml;k&uuml;meti de itilaf devletlerinin bu &ouml;nerisini TBMM Başkanı Mustaf Kemal Paşa&rsquo;ya iletti. Ancak TBMM bu &ouml;neriyi onaylamadı ve &ccedil;ağrılmadığı bir konferansa, katılamayacağını bildirdi. Bunun &uuml;zerine İtilaf Devletleri, İtalya&rsquo;nın aracılığı ile TBMM&rsquo;ni resmen Londra Konferansı&rsquo;na &ccedil;ağırdı. Konferans 23 Şubat&rsquo;ta Londra&rsquo;da a&ccedil;ıldı. İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşması&rsquo;nda k&uuml;&ccedil;&uuml;k değişiklikler yapmak istediler. T&uuml;rk temsilciler buna şiddetle karşı &ccedil;ıktılar. <br />
Sadrazam Tevfik Paşa, s&ouml;z sırası kendisine gelince, &ldquo;Ben s&ouml;z&uuml; T&uuml;rk Milletinin ger&ccedil;ek temsilcisi olan T&uuml;rkiye B&uuml;y&uuml;k Millet Meclisi Başdelegesine bırakıyorum&rdquo; diyerek konuşma yetkisini Bekir Sami Bey (Kunduh)&rsquo;e bıraktı. Bunun &uuml;zerine, İtilaf devletleri her t&uuml;rl&uuml; g&ouml;r&uuml;şmeyi TBMM heyetiyle yaptı. TBMM delegeleri, Misak-ı Milli&rsquo;ye dayanarak Sevr Antlaşması&rsquo;nı hi&ccedil;bir şekilde kabul etmediklerini dile getirdiler. Şiddetli tartışmalardan sonra konferans sonu&ccedil; alınamadan dağıldı. <br />
Bekir Sami Bey konferansın dağılmasından sonra savaş esirlerinin karşılıklı geri verilmesi ile ilgili olarak, 11 Martta Fransızlarla, 12 Martta İtalyanlarla ve 16 Martta İngilizlerle, ayrı ayrı antlaşmalar imzaladı. TBMM tarafından onaylanmayan bu antlaşmalar hi&ccedil;bir zaman y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe girmedi. Konferans, sonu&ccedil; alınamamasına rağmen, İtilaf Devletleri&rsquo;nin TBMM&rsquo;ni tanımaları a&ccedil;ısından diplomatik bir başarıydı. <br />
Birinci İn&ouml;n&uuml; Zaferi&rsquo;nin sonu&ccedil;larından biri de T&uuml;rk-Afgan Dostluk Antlasması&rsquo;nın imzalanmasıdır. Afganistan Moskova&rsquo;da 1 Mart 1921 tarihinde T&uuml;rk delegeleriyle, T&uuml;rk-Afgan Dostluk Antlaşmasını imzalayarak T&uuml;rk ulusunun Ulusal Bağımsızlık Savaşı&rsquo;da desteklediğini belirtmiştir. </p>
<p>
<font color="#ff0000">Moskova Dostluk Antlaşması</font></p>
<p>
Londra Konferansı&rsquo;ndaki başarısızlığa karşılık, daha &ouml;nceki ilişkilerin değerlendirilmesi amacı ile Rusya&rsquo;ya giden bir TBMM Heyeti, 16 Mart 1921&rsquo;de Sovyet H&uuml;k&uuml;meti ile tarihe adı &ldquo;Moskova Antlaşması&rdquo; olarak ge&ccedil;en &ouml;nemli bir belge imzaladı. Ermenilere karşı sağlanılan zaferden sonra, 1. İn&ouml;n&uuml; Savaşı&rsquo;nın da kazanılması Ruslardaki son teredd&uuml;tleri ortadan kaldırmıştı. Onlar, daha &ouml;nceden tanıdıkları TBMM H&uuml;k&uuml;meti ile sıkı bir işbirliği i&ccedil;ine girmeyi kararlaştırdılar. <br />
Bu antlaşmaya g&ouml;re ile ilk kez b&uuml;y&uuml;k bir devlet Ankara H&uuml;k&uuml;meti&rsquo;ni tanımış oluyordu. Bu antlaşma ile Sovyet H&uuml;k&uuml;meti Misak-i Milli&rsquo;yi tanımış ve &Ccedil;arlık Rusya&rsquo;sı ile Osmanlı Devleti arasındaki b&uuml;t&uuml;n anlaşmalar h&uuml;k&uuml;ms&uuml;z hale getirilmiştir. 1877-78 savaşında Ruslar aldıkları toprakları geri vermişlerdir. Zaten daha &ouml;nce 22 Şubat 1921&rsquo;de G&uuml;rcistan ile imzalanan antlaşmayla, Artvin ve Ardahan T&uuml;rklere bırakılmıştı.<br />
Bu anlaşmaya g&ouml;re ayrıca her iki taraf da uluslararası ilişkilerde birbirlerinin yararına aykırı davranışlarda bulunmayacaklar ve her t&uuml;rl&uuml; parasal ilişki ve yardımlarda bulunacaklardı. Bu antlaşma ile sağlanan Sovyet yardımı, Ulusal Bağımsızlık Savaşı&rsquo;nın kazanılmasında &ouml;nemli olmuştur. Ayrıca Doğu Anadolu&rsquo;nun g&uuml;venligi sağlanarak T&uuml;rkiye-Rusya arasındaki kesin bir sınır belirlenmiştir. Bundan sonra ulus b&uuml;t&uuml;n maddi ve manevi g&uuml;c&uuml;n&uuml; batı cephesine aktarabilmiştir.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/trakya-pasaeli-mudafaa-heyet-i-osmaniye-cemiyeti" rel="bookmark" class="crp_title">TRAKYA-PAŞAELİ MÜDAFAA HEYET-İ OSMANİYE CEMİYETİ</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ismet-inonu%e2%80%99nun-cumhurbaskani-secilmesi" rel="bookmark" class="crp_title">İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı Seçilmesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/kilikyalilar-cemiyeti" rel="bookmark" class="crp_title">KİLİKYALILAR CEMİYETİ</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/birinci-dunya-savasinin-sonuclari" rel="bookmark" class="crp_title">BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞININ SONUÇLARI</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/kibris-sorunu-ve-turkiye%e2%80%99nin-adaya-mudahalesi" rel="bookmark" class="crp_title">Kıbrıs Sorunu ve Türkiye’nin Adaya Müdahalesi</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/londra-konferansi-ve-tbmm%e2%80%99nin-varliginin-uluslararasi-duzeyde-taninmasi">LONDRA KONFERANSI VE TBMM’NİN VARLIĞININ ULUSLARARASI DÜZEYDE TANINMASI</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/londra-konferansi-ve-tbmm%e2%80%99nin-varliginin-uluslararasi-duzeyde-taninmasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

