<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnkılap Tarihi &#187; Sancılı Yıllar</title>
	<atom:link href="http://www.inkilap.info/category/ataturk-sonrasi-turkiye/sancili-yillar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.inkilap.info</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 Oct 2011 09:25:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Türk Ekonomisinde Yeni Dönem: İthal İkameciliğin Sonu</title>
		<link>http://www.inkilap.info/turk-ekonomisinde-yeni-donem-ithal-ikameciligin-sonu</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/turk-ekonomisinde-yeni-donem-ithal-ikameciligin-sonu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 04:44:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sancılı Yıllar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=169</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’nin gelişmesinde en önemli darboğazlardan birisinin döviz yetersizliği olması, ihracaatın teşvikini hep arka plana bırakmış ve sorunun acele çözüm beklemesinin yarattığı anlayış ithal ikamesi politikasına öncelik verdirmiştir. Döviz yetersizliği sorununun 1954 yılından sonra ve sanayileşme olanaklarının belirmesinden bu yana ithal ikame sanayi kollarının gelişmesine özen gösterilmiş, bu sanayi kolları, ithal yasaları, miktar sınırlamaları, yüksek gümrük [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/turk-ekonomisinde-yeni-donem-ithal-ikameciligin-sonu">Türk Ekonomisinde Yeni Dönem: İthal İkameciliğin Sonu</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Türkiye’nin gelişmesinde en önemli darboğazlardan birisinin döviz yetersizliği olması, ihracaatın teşvikini hep arka plana bırakmış ve sorunun acele çözüm beklemesinin yarattığı anlayış ithal ikamesi politikasına öncelik verdirmiştir. Döviz yetersizliği sorununun 1954 yılından sonra ve sanayileşme olanaklarının belirmesinden bu yana ithal ikame sanayi kollarının gelişmesine özen gösterilmiş, bu sanayi kolları, ithal yasaları, miktar sınırlamaları, yüksek gümrük vergilendirmeleri vb. gibi araçlarla devamlı korunmuştur.</p>
<p>Haklı olarak ihracaatın teşfiki politikasının çok uzun dönemde sonuç vereceği tahmin edilmiştir. Oysa sorun acildi ve kısa dönemde çözülmesi gerekiyordu. İthal ikamesi politikası ise her zaman kısa dönemde çözüm getiren bir yöntem olarak görülmüştür. Ayrıca bu politikanın uygulanmasının daha kolay olduğunu da belirtmek gerekir.</p>
<p>Bu ekonomik politikayı uygulayana az gelişmiş ülkelerde yerli ara ve yatırım malları sanayileri iki alanda birden mücadele etmek durumundadırlar. Sınırlı finansman ve döviz olanaklarını kısmen kendi alanlarına çekmek ve çok elverişli koşullarla ithal edilen yabancı ara ve yatırım mallarıyla rekabet etmek.</p>
<p><strong>Sanayileşme, Bunalım ve 24 Ocak Kararları</strong></p>
<p>İlk üç plan uygulaması sonunda, sanayileşmenin kendi iç gelişmelerinin yarattığı sınırlayıcı duruma dış ekonomik gelişmelerdeki olumsuzlukların eklenmesi ekonomik ve toplumsal bunalıma yol açtı. Denilebilir ki, 1970’li yılların ortalarında, ülke sanayileşmesinin temel sorunu, ara ve yatırım mallarının yerli üretime geçiş sürecinde düğümleniyordu. Bu aşamaya geçilmesiyle, girdi ve teknoloji alanlarında da dışalıma bağımlılık azaltılabilecekti. Amaçlanan, üretim olanaklarının geliştirilmesi ve giderek teknolojinin yerli üretime geçilmesiydi. Geleneksel sanayileşme politikalarının doğal bir uzantısı olan bu süreç, gerek boyutları, gerek niteliği açılarından, öncekilerden farklıydı. Ülke sanayileşmesinin kendi kendini besleyen bir nitelik kazanması için, temel ve dayanıklı tüketim mallarının yerli üretiminde olduğundan farklı bir yaklaşım gerekliydi. Farklılık, yerli makine ve motor üretimi için gerekli iç ve dış finansman sağlaması, alınacak teknolojilerin ve var olan yerli üretim  ile uyumu ve bunu destekleyecek, girdi sağlayacak birimlerin oluşturulması noktalarında toplanıyordu.</p>
<p>Sanayileşmede sözü edilen bu son aşamanın gerçekleştirilmesi doğrultusunda somut bir girişim, 1975 sonlarında Bakanlar Kurulu kararıyla sonu SAN’la biten kuruluşların oluşturulmasıdır. Sermayelerin tamamına yakını kamuya (DESİYAB ve KİT’lere) ait olan bu kuruluşlar şunlardır: TÜMOSAN(motor), TAKSAN(takım tezgahları), TEMSAN(elektromekanik), TESTAŞ (elektronik) ve GERKONSAN(çelik konstrüksiyon).</p>
<p>Aynı yıllarda, yaygın halk girişimciliği adıyla oluşacak çok ortaklı üretim birimlerinin desteklenmesi politikası benimsendi. Bunların bir taraftan sanayide tekelci eğilimleri dizginleyeceği, iş bulma ve üretim olanaklarını genişleteceği, diğer taraftan da, mülkiyeti yaygınlaştırarak, yönetime katılma ve demokratikleşme süreçlerine katkılarıyla, toplumsal bir işlevi de olacağı öngörülmekteydi.</p>
<p>SAN’lı kuruluşlar, önce birçok kamu girişiminde görüldüğü gibi gerekli ve yeterli ön hazırlık yapılmadan oluşturuldu. Gerek altyapı (enerji, ulaşım, teknoloji, diğer girdiler), gerek iç ve dış finansman kaynağı yönünde, “yapılabilirlik” konusunda yeterli çalışmalar yapılmadan doğdu. Daha da önemlisi varolan iç ve dış koşullar, bu girişim olanaksız kılıyor, engelliyordu.</p>
<p>İç koşulların başında kamu kesiminin finansmanı geliyordu. SAN’lı kuruluşların oluşturulduğu yıllarda, KİT’ler önemli oranda açık veriyor ve bu açık devlet bütçesinden karşılanıyordu. Kendi mali durumları bir sorun olan KİT’lerden bu yönde bir destek beklenemezdi. Bundan da önemli olarak özel kesim SAN’lı kuruluşları istihza (alay) ile karşıladı. Özel kesimin tutumu yalnız bu konuda hazırlıksız olunmasından ya da KİT’lerin  bu yükü kaldıramayacağından değil, kendi özlemlerinden kaynaklanıyordu. Türkiye’de dayanıklı tüketim mallarını özel sınai kuruluşlar ürettiğine göre bunların “motorunu” de özel kuruluşlar yapabilirdi. Genişleyen iç Pazar, traktör örneğinde olduğu gibi, artık etkin ölçekli motor üretimine olanak vermekteydi. Niteliği gereği, motor üreten kuruluş ekonominin geleceğine damgasını vurabilecekti. O yıllarda özel kesimin motor üretimi konusunda kendi içinde ve kamu kesimiyle bazen açıkça çatışmaya dönüşü bu uğraşı verdiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Dış koşullarda SAN’lı kuruluşların oluşmasına elverişli değildi. Dış ödeme güçlüğü ortamında, dış borç veren kuruluşların başta gelen koşulu, ekonomiye çeki-düzen verilmesiydi: Yatırımların kısılması, TL’nin devalüasyonu ve benzerleri. Kaldı ki, ülkenin yoğun ekonomik ilişki içinde bulunduğu ülkeler ve uluslar arası kuruluşlar, planlı dönemde de hiçbir temel sanayi girişiminin finansmanına yardımcı olmamıştır.</p>
<p>Tüm bu olumsuzluklara karşın, SAN’lı kuruluşların oluşturulması, başta denildiği gibi, tutarsız değildi. Sanayileşme özleminin doğal uzantılarıydı SAN’lı kuruluşlar. Ancak, aynı yıllarda ağırlaşan ekonomik bunalım, bu yöndeki çabaları büyük ölçüde engelledi.</p>
<p>İlk üç plan döneminin sonlarında, hızlı sanayileşme programının uygulanması, iç ve dış ekonomik gelişmeler sonucu kesintiye uğradı. Ülke içinde, sanayie, özellikle kamu yatırımları alanında kaynak yaratılmaması, etkin bir vergi düzeninin yokluğu, enflasyon baskısını arttırıyordu. Buna Petrol fiyat sıçramasının ve ondan doğan dış ödeme güçlükleri ağır bir ekonomik bunalıma yol açtı. Bu sırada, ülkenin yoğun ekonomik ilişkilerde bulunduğu gelişmiş kapitalist ülkelerin karşılaştığı ekonomik bunalım, dışsatım olanaklarını sınırlıyordu. Hızlı fiyat artışları, mal arzı darlıkları ve dış ödeme güçlüğü biçiminde görülen ekonomik bunalım, siyasal ve toplumsal bunalıma dönüştü ve ekonomi politikasında köklü değişikliklere gidildi.</p>
<p>İlk yürürlük tarihi dikkate alınarak, kamuoyunda “24 ocak1980 ekonomik istikrar önlemleri olarak adlandırılan önlemler, iç piyasa ve dış piyasalarda fiyat serbestisini, ya da piyasa mekanizmasının kamusal düzenlemelere konu olmadan, serbestçe işlemesini temel alır. Mal ve hizmet piyasalarında fiyatlar arz ve talebe göre oluşmalıdır, bu tanıma, TL’nin dış değeri, döviz kuru ve işçi ücretleri de dahil sayılır. Dolayısıyla, sınai üretim için yatırım kararlarını da özel girişimcilerin kar amaçları belirleyecektir. Önlemler, ekonomide kamu kesiminin olabildiğince, daraltılmasına, özellikle sanayie kamu yatırımlarının azaltılmasını, piyasa egemenliği mantığıyla, ön görmektedir.</p>
<p>Programın dışsatıma öncelik veren, gelişmeyi dışsatım ekseninde gören özü, genelde dışa açılma biçiminde algılanmasına yol açmaktadır. Bu süreçte, döviz  olanakları artacak, yabancı sermayeye güvence sağlanacak ve yerli üretimin, dış alımı giderek serbestiye kavuşturulması sonucu, dış pazarlarda rekabet edilebilir bir duruma gelmesi, eğitilmesi sağlanacaktır.</p>
<p>Yaklaşım, üretimin, özellikle sınai üretimin artırılmasını piyasa koşullarına bırakmaktadır. Bu çerçevede, üretim, döviz getirisine göre önemsenmektedir ve üretimde nitelik farkları bir tarafa bırakılmaktadır. Yaklaşıma göre, çelik üretmekle, kilim üretmek arasında bir fark yoktur, hatta daha çok döviz sağlıyorsa, kilim üretimi tercih edilmelidir.</p>
<p>24 Ocak’ın sanayileşme yaklaşımı, bilindiği gibi, karşılaştırılmalı  üstünlükler kuramına dayanmaktadır. Bu kurama göre, her ülke üretim girdileri açısından daha ucuza, ya da daha yüksek verimle elde edebileceği malların üretiminde uzmanlaşmalıdır. Türkiye, bu nedenle işgücü bol-sermaye kıt konumuyla, işgücü yoğun üretimlerde uzmanlaşmalıdır. Dolayısıyla, ileri teknoloji gerektiren, ağır sanayi denilen üretim süreçlerinden kaçınmalıdır. Bu süreç azgelişmiş ekonomilerin gelişmiş kapitalist ülkelerle bütünleşmesi, kapitalist işbölümünde yerlerini belirleme amacını içerir. Özellikle Dünya Bankası ve IMF ile bunların sözcülüğünü yapan iktisatçılarca Türkiye’ye sürekli olarak bu önerilerin yapıldığı bilinmektedir. Bu önermelerin azgelişmiş ülke pazarlarını sanayileşmiş ülkelerin ürünlerine açmaktan başkaca bir işlevi yoktur. Piyasa ekonomisi, özellikle uluslararası ticarette tam bir düşten öteye geçmemiştir ve sanayileşmiş ülkelerin nasıl yerli üretimleri konusunda  korumacı davrandıkları, her gün yaşanmakta ve  görülmektedir.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/sanayide-devlet" rel="bookmark" class="crp_title">Sanayide Devlet</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/savas-ekonomisi-ve-yokluk-yillari" rel="bookmark" class="crp_title">Savaş Ekonomisi ve Yokluk Yılları</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/petrol-bunalimi-ve-turkiye" rel="bookmark" class="crp_title">Petrol Bunalımı ve Türkiye</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/1929-dunya-ekonomik-buhrani-ve-turkiye" rel="bookmark" class="crp_title">1929 Dünya Ekonomik Buhranı ve Türkiye</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/planli-ekonomiye-gecis" rel="bookmark" class="crp_title">Planlı Ekonomiye Geçiş</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/turk-ekonomisinde-yeni-donem-ithal-ikameciligin-sonu">Türk Ekonomisinde Yeni Dönem: İthal İkameciliğin Sonu</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/turk-ekonomisinde-yeni-donem-ithal-ikameciligin-sonu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1982 Anayasası ve Özellikleri</title>
		<link>http://www.inkilap.info/1982-anayasasi-ve-ozellikleri</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/1982-anayasasi-ve-ozellikleri#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 04:40:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sancılı Yıllar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=168</guid>
		<description><![CDATA[Danışma Meclisi’nin asıl görevi, adından da anlaşılacağı gibi yeni bir anayasa hazırlamaktı. Yasalar için olduğu gibi anayasa taslağını ve metnini oluşturmada da hazırlık görevi Danışma Meclisine, kesinleştirme  yetkisi MGK’ye aitti. Anayasanın son metni halk oylamasına sunulacaktı. Anayasa komisyonu kendi içindeki görev bölüşümünü yaptıktan sonra çeşitli kurum ve kuruluşlardan Anayasa konusundaki görüşlerini istedi. Bu raporlar komisyonun [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/1982-anayasasi-ve-ozellikleri">1982 Anayasası ve Özellikleri</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Danışma Meclisi’nin asıl görevi, adından da anlaşılacağı gibi yeni bir anayasa hazırlamaktı. Yasalar için olduğu gibi anayasa taslağını ve metnini oluşturmada da hazırlık görevi Danışma Meclisine, kesinleştirme  yetkisi MGK’ye aitti. Anayasanın son metni halk oylamasına sunulacaktı.</p>
<p>Anayasa komisyonu kendi içindeki görev bölüşümünü yaptıktan sonra çeşitli kurum ve kuruluşlardan Anayasa konusundaki görüşlerini istedi. Bu raporlar komisyonun Anayasa taslağının oluşmasına yardımcı oldu, bu taslağın Danışma Meclisi Başkanlığına verildiği tarihte de kitaplaştırıldı. Hazırlanan taslak Milli Güvenlik Konseyi tarafından incelendi. Anayasa taslağı 7 Kasım 1982 günü halkoyuna sunuldu. Anayasa için Türk tarihinde yapılan ikinci oylamaya halk büyük oranda katılmıştır. Halkoylamasına katılanların yüzde 91,1’inin kabul oyuyla yeni anayasa kabul edilmiştir.<br />
Bu Anayasa’da özellikle bir önceki döneme ve 1961 Anayasasına bir tepki niteliği vardır. Hele insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili hükümlerinde büyük eksiklikler ve aksaklıklar bulunduğu bu özelliğinin bir sonucu olduğu ilk elden belirtmelidir. Gene ilk ve orta dereceli okullarda zorunlu din dersleri hükmü, iyi niyetle konulmuş olsa bile laiklik ilkesiyle asla bağdaşmamakta ve bu bakımdan Anayasal sistemi tam anlamıyla bozmaktadır (Mumcu, 1996:183).<br />
Anayasaların genelde iki tür düzenleme alanı vardır: Devlet içi kuruluş ve işleyiş ile Devlet-Birey ilişkileri. Her iki alan, ama özellikle ikincisi demokratik teorinin gerektirdiği sınırlı iktidar anlayışının da sınanacağı alanlardır.</p>
<p><span id="more-169"></span>Devletin yeniden düzenlenmesi açısından Anayasanın getirdiği yeniliklerin birincisi yasama-yürütme ilişkileriyle ilgilidir. 1982’de bu iki organ arasında denkliğe doğru gidiş vardır. Yürütme artık 1961’de olduğu gibi yalnız yasalar çerçevesinde yerine getirilen bir devlet görevi değil, aynı zamanda doğrudan doğruya anayasadan da doğan bir yetkidir. Ayrıca, kanun hükmünde kararname kurumu ve bu yolla kural koyma yetkisi yürütme lehine genişlemiştir. Genel olarak yürütmenin özel olarak da Cumhurbaşkanının olağanüstü hallerle ilgili etkinlik alanları artmıştır. Seçimlerin Cumhurbaşkanınca yenilenmesi mekanizmasının eskiye oranla biraz daha işleyebilir duruma getirmesi de yürütmeyi kollayan bir yeniliktir. Yargı gücü ve yargı denetimi alanında göze çarpan olgu, bu organın yürütme karşısında gerilemesidir.</p>
<p>Siyasal karar organları olan yasama ve yürütme ile yargı organı arasındaki yeni ilişkileri özetlemek gerekirse, 1982 Anayasası ile en karlı çıkanın yürütme, en çok kayıplı çıkanın ise yargı organı olduğu açıktır. 1961 yasası bakımındansa durum bunun tersi idi; Yasama ve Yürütme en kayıtlı,  yargı en karlı organ olarak yeni anayasa dönemine dönüyorlardı. 1960’lar hukuk devletinin kesin yükselişini uyguluyordu. 1980’li yıllara ise yargıyı bir ölçüde ayak bağı sayan bir anlayışla girilmişti. Askeri müdahale, özellikle bu organı sanık sandalyesine oturtmuştu.<br />
Yürütme içi değişmelerin en ilginç yanı Cumhurbaşkanının statüsü ile ilgilidir. Cumhuriyetin ilanından beri bu statü teorik olarak etkisizdi; parlamenter hakemlik karakteri göstermişti.</p>
<p>Devlet karşısında birey ve toplum ilişkisi demokrasinin çerçevesinin nasıl çizildiği sorusunu da içerir. Anayasanın bu konulara yaklaşım biçimi 1961 anayasası ile karşılaştırıldığında, çok net bir şekilde antiliberaldir. Bir kere daha Başlangıç bölümünden anlaşıldığı gibi anayasaya ve yapıcılarına göre en yüce değer birey değil, özgürlük ve demokrasi hiç değil, “Devlet ve Türk Milli Menfaatleri”dir. Anayasanın istediği ve koruduğu demokrasi ve hukuk devleti de, bu anayasada gösterilen demokrasi ve hukuk devletidir. Yani bu kavramların evrenselliği yansınmış, bunlar millileştirilmiştir (Tanör, 1997: 47).</p>
<p>Temel hak ve özgürlüklerin rejimi ile bu yaklaşımın gereğine uygun olarak düzenlenmiştir. Sistemde sınırlanamayacak hak ve özgürlük yoktur. İnsanlık tarihinin üstüne titrediği ve gerçeği aramada kendine kılavuz edindiği düşünce, bilim ve sanat özgürlükleri de buna dahildir. İkincisi hak ve özgürlükler ulusal güvenlik, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü, kamu yararı, genel ahlak, kamu düzeni vb. gibi kavramlarla silikleştirilmiş ve ikinci plana itilmiştir.</p>
<p>1982 anayasası, 12 Eylül müdahalesini gerçekleştiren askeri gücün yeni rejim üzerindeki otoritesini bir süre daha geçerli kılmasını sağlayacak hükümlerde getirmiştir. Böylece, demokrasiye dönüşten sonra bile belli bir süre için bir türlü vesayet sistemi yada geçiş dönemi öngörülmüştür. Anayasa için yapılan halk oylaması ile birlikte, Milli Güvenlik Konseyi Başkanı yedi yıl için Cumhurbaşkanı sıfatı kazanmıştır. Milli Güvenlik Konseyi, TBMM’nin göreve başlamasından itibaren altı yıllık bir süre için Cumhurbaşkanlığı konseyine dönüşmüştür. Aynı altı yıllık sürede Cumhurbaşkanının anayasada yapılan değişiklikleri TBMM’ye geri göndermesi halinde, bunların aynen kabul edilip yine Cumhurbaşkanına gönderilmesi için 3/4oy gereklidir. Nihayet anayasa, eski parlamenter ve parti yöneticilerinden bazıları hakkında beş yada on yıllık siyasal faaliyet yasakları koymuştur. Daha öncede değinildiği gibi bu son iki düzenleme 1987 de yapılan anayasa değişiklikleri ile yürürlükten kaldırılacaktır .<br />
1978 sonunda bazı illerde ilan edilen sıkıyönetimden sonra, 12 Eylül askeri müdahalesi bütün ülke çapında sıkıyönetim ilan etmişti. Bir yandan askeri rejim kuşkuları, öbür yandan sıkıyönetim uygulamaları ve bunların yargı denetimi dışı kalışı, insan hakları ihlallerinin de doruk noktalara ulaşmasına yol açtı.</p>
<p>1983 te çok partili hayata yeniden dönülmesinden sonra sıkıyönetim uygulamaları giderek azaltıldı ve bunun yerine bazı illerde olağanüstü hal rejimi geçirildi. Olağanüstü hal rejimi de yargı denetimi açısından önemli istisnalar taşıyordu.</p>
<p>12 Eylül askeri rejimi ve getirdiği hukuki yapı, insan hakları alanında olduğu gibi, demokrasi sorunu çerçevesinde de sıkıntılar doğurmaya devam etti. Bunlar, biri somut ve özel, öbürü de genel olmak üzere iki alanda yapılanabilir; Siyasal partiler ve Anayasa sorunu.</p>
<p>Siyasal partiler bütün demokratik ülkeler de ister iktidarda ister muhalefette olsunlar, siyasal hayatın vazgeçilmez kurum ve kuruluşlarıdır. 1961 ve 1982 Anayasaları da bu gerçeği vurgulamıştır. Ne var ki  1982 Anayasa’sı ve onu izleyen mevzuatlar siyasal partilerin etkinlikleri üzerine kısıtlama oluşturmuştur. Siyasal partileri ideolojik açıdan sınırlanmasında başlıca dört kategori söylenebilir: faşist, antilaik, komünist, ve bölücü partiler.  Siyasal partilerin dışında ve bunlara komşu alandaki kısıtlama ve yasaklarda dikkat çekicidir. Örneğin siyasal partiler sendikalar, dernekler, meslek kuruluşları, vakıflar ve partiler siyasal amaçlarla ortak hareket edemezler.</p>
<p>12 Eylül 1980’den sonra demokrasinin daraltılması ile görülen en önemli gelişmelerden birisi laiklik konusundaki gözlenen gerilemelerdir. 12 eylül müdahalesinden sonra siyasal, derneksel, kültürel, toplumsal hayatın değişik boyutlarına getirilen çeşitli kısıtlamalar ve baskılar, yurttaşlak bağı yerine, en kolay sığınılabilecek zemin ve mekanlardan biri olan dinsel ideolojiyi ve örgütlenmeleri beslemiştir.</p>
<p>Bu verilerle başlayan 1983’den sonraki siyasal yaşamda, başka iç ve dış etkenlerin de yardımı ile, laiklik karşıtı akımların hızla siyasallaşması süreci yaşandı. Bu açıdan 1983 sonrası Türk siyasal hayatı ve demokrasisi önceki dönemlerle kıyaslanmayacak ölçüde dinsel ağırlık kazanmaya başlamıştır. Kuşkusuz bunda hızlı ve çarpık kentleşmenin de rolü büyüktür. Ancak, eski dönemlerde yeni kentlerin siyasal eğilimi genelde sosyal demokrat yada sol bir karakter gösterebilmişken, ele alınan dönemde uygulanan anti demokratik baskılar ve depolitizasyon operasyonları, siyasal arenayı antilaik ve dolayısıyla antidemokratik örgütlenmelere daha açık hale getirmiştir.</p>
<p>Siyasal hayat ve siyasal partilerden sonra demokratik hayatın gelişebilmesinin bağlı olduğu ikinci ve daha genel bir sorun 12 Eylül hukuku diye belirtilen ve askeri rejimden gelen kurallar dünyasıdır. Bununda temelini 12 eylül anayasası ve 1980 ve 1983 arasında çıkartılan yasalar oluşturur.</p>
<p>Anayasa sorunu 1983 ü izleyen yıllarda kendi belli etmeye başlamıştı. Özellikle aydınlar merkez sol siyasetler ve partiler bunu daha baştan teşhis etmekte gecikmemişlerdir. Anayasadan yapılmalar çok geçmeden geleneksel yada yeni sağ çizgileri de rahatsız etmeye başladı. ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Turgut Özal 1987’den itibaren bu anayasanın dinamizmi engellediği tezleri ile ortaya çıktı. Ama Özal’ın şikayetçi olduğu hususlar arasında, çoğunluğa dayalı tek elden yönetimi engelleyen anayasal düzenleme ve kurumlarda vardı.</p>
<p>Oysa Anayasa sorunu, demokrasi sorununu içinde temel bir nokta idi. Demokratikleşmeyi engelleyen büyük çapta 12 eylül hukukunun getirdiği düzenlemelerdi. Örneğin  günlük siyasal ve kamusal hayatı düzenleyen temel yasaların hemen hemen tümü bu dönemin eseriydi. Bu düzenlemeler, kendisi demokratik olmayan Anayasaya bile yer yer aykırı düşmekteydiler.  Ancak, yine Anayasa’nın bir hükmü (geçici md.15) bunların Anayasa mahkemesine götürülmesini engellemiş, daha doğrusu anayasa mahkemesi bu hükmü bu yolda yorumlamıştır.</p>
<p>Demokratikleşme ve liberalleşme yönünde güçlü dip dalgalarına sahne olan Türkiye’de yeni bir anayasa arayışının bütün siyasal çevreleri sarmış olması, Anayasa krizinin derinliğinin de bir kanıtıdır. Anayasanın değiştirilememesinin biri teknik öbürü siyasal baş nedeni vardır. Teknik neden, dünya Anayasalarının hemen hepsi gibi, 1982 Anayasasının değiştirilmesinin de özel ve kuvvetlendirilmiş oy çoğunluğunu gerektirmesidir. Gerçi 1987 de yapılan Anayasa değişiklikleri sırasında bundan sonraki Anayasa değişiklikleri için nispeten daha kolaylaştırılmış usul ve koşullar konmuşsa da, Anayasa değişikliği yine de yasaların değiştirilmesi usulünden daha zor kurallar bağlanmış durumdadır.</p>
<p>Anayasada köklü değişikliklere yada yeni bir anayasa yapımına gidişi engelleyen politik neden ise daha önemli ve derindedir. Türkiye demokrasisinin sağ kanadını temsil eden ve çoğunluğu oluşturan partiler genelde tutucudurlar ve bu karakterlerin demokratikleşme konusunda da kendini sık sık göstermiştir. Bu kanatta egemen olan demokrasi anlayışı çoğulcu ve özgürlükçü olmaktan çok, çoğunlukçudur. Yani, genel oyla çıkmış olan çoğunluğun dilediğince yönetebilmesi anlayışına dayalıdır. Bu yüzden de kapatılmacı, özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyi köstekleyen bir Anayasa ile bunlar arasında büyük bir çelişki yoktur.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/1924-anayasasi-ve-ozellikleri" rel="bookmark" class="crp_title">1924 Anayasası ve Özellikleri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/1961-anayasasi%e2%80%99nin-getirdikleri" rel="bookmark" class="crp_title">1961 Anayasası’nın Getirdikleri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/12-eylul-1980-hareketi" rel="bookmark" class="crp_title">12 Eylül 1980 Hareketi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/yeni-rejimin-temelleri-atiliyor-1921-anayasasi-ve-getirdikleri" rel="bookmark" class="crp_title">Yeni Rejimin Temelleri Atılıyor: 1921 Anayasası ve Getirdikleri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/27-mayis-1960-hareketi" rel="bookmark" class="crp_title">27 Mayıs 1960 Hareketi</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/1982-anayasasi-ve-ozellikleri">1982 Anayasası ve Özellikleri</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/1982-anayasasi-ve-ozellikleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>12 Eylül 1980 Hareketi</title>
		<link>http://www.inkilap.info/12-eylul-1980-hareketi</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/12-eylul-1980-hareketi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 04:38:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sancılı Yıllar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=167</guid>
		<description><![CDATA[1970&#8242;li yıllar sona ererken Türkiye ağır bir siyasal ve ekonomik bunalımla karşı karşıyaydı. 1977 seçimlerinden sonra istikrarlı bir hükümet kurulamadığı gibi, iki büyük parti CHP ve AP arasındaki diyalog neredeyse tamamıyla ortadan kalkmıştı. 1979 Kasım&#8217;ında Demirel başkanlığında, dışarıdan MHP ve MSP destekli AP azınlık hükümetinin kurulması da siyasal istikrarsızlığı sona erdirmeye yetmemişti. Bu arada günde [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/12-eylul-1980-hareketi">12 Eylül 1980 Hareketi</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>1970&#8242;li yıllar sona ererken Türkiye ağır bir siyasal ve ekonomik bunalımla karşı karşıyaydı. 1977 seçimlerinden sonra istikrarlı bir hükümet kurulamadığı gibi, iki büyük parti CHP ve AP arasındaki diyalog neredeyse tamamıyla ortadan kalkmıştı.</p>
<p>1979 Kasım&#8217;ında Demirel başkanlığında, dışarıdan MHP ve MSP destekli AP azınlık hükümetinin kurulması da siyasal istikrarsızlığı sona erdirmeye yetmemişti. Bu arada günde 25-30 kişinin yaşamına mal olan siyasal ve toplumsal şiddet olayları da bütün hızıyla sürüyordu.</p>
<p><span id="more-168"></span>Demirel’in azınlık hükümetinin güvenoyu almasından 36 gün sonra 2 Ocak 1980’de Silahlı Kuvvetlerin Devlet Başkanı’na bir mektup verdiği haberi yayınlanmıştı. Aslında mektup Cumhurbaşkanı Korutürk’e yılbaşından önce, 27 Aralıkta sunulmuştu. Ama Korutürk birkaç gün bekledikten sonra 2 Ocak’ta mektubun birer kopyasını Başbakan Demirel ile ana muhalefet lideri Ecevit’e vermişti. İçinde bulunulan durumdan yakınmalarla dolu olan ve oldukça sert bir söylemle yazılmış olan mektup, 12 Mart 1971 Muhtırası içeriğinde olmazsa bile yine de bir muhtırayı andırıyordu. Komutanlar sürüp giden anarşiye, terör eylemlerine son verilmesini istiyorlar, aksi halde gerekenin yapılacağını ima ediyorlardı. Gerekenin ise, yönetime el koymak, yani yeni bir darbe olacağı açıktı. Uyarı Mektubu adı verilen bu belgeyi Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ile birlikte Kuvvet Komutanları ve Jandarma Genel Komutanı tarafından imzalanmıştı.</p>
<p>Bu arada terör eylemlerin ve suikastlerin önü de bir türlü alınamamıştı. Daha hükümetin kurulduğu günlerde İstanbul’da Prof. Ümit Doğanay 21 Kasım’da, arkasından da Prof. Cavit Orhan Tütengil 8 Aralık’ta öldürülmüşlerdi. Bunları Niksar Cumhuriyet Savcısı’nın, yazar ve halk bilimci Ümit Kaftancıoğlu’nun 11 Nisan 1980’’de, MHP’nin ileri gelenlerinden Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ın 27 Mayıs 1980’de, CHP Milletvekillerinden Abdurahman Köseoğlu’nun 15 Temmuz’da, 12 Mart döneminin Başbakanı Nihat Erim’in 19 Temmuz’da ve DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in 22 Temmuz’da öldürülmeleri izlenmişti. Faillerden hiç biri yakalanmamıştı. Ağustos ayında on ayrı kentte öldürülenlerin sayısı 24’ü bulmuştu.</p>
<p>Bunların dışında TBMM’sinde yeni Cumhurbaşkanı seçimi dönemine girildiğinde büyük bir kilitlenme başlamış ve aylarca sürmüştü. Fahri Korutürk’ün yedi yıllık görev süresi 6 Nisan 1980 günü sona ermiş, ancak o tarihten önce yapılan oylamalardan yeni bir Cumhurbaşkanı seçilememişti. Görev süresi dolan hiç duraksamadan görevinden ayrılmıştı. Siyasal partilerin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde uzlaşamamaları, giderek inatlaşmaları sonucu beş ayı aşkın sürede bir Devlet Başkanı belirlenememişti. Böylece Cumhurbaşkanlığı krizi 12 Eylül 1980 Darbesine kadar sürmüştür.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Türk Ordusu Yeniden Siyaset Sahnesinde</strong></span></p>
<p>Türkiye’de tanık olunan tüm öteki askeri eylemler gibi, 12 Eylül Harekatı da toplumun geniş kesimlerince istenen ve beklenen bir hareket olmuştur.</p>
<p>1979 sonlarında Cumhurbaşkanı Korutürk’e verilen Uyarı Mektubu’nun umulan etkiyi yaratmaması karşısında Genel kurmay Başkanlığında olası gelişmelere karşı bazı hazırlıklara girişilmiştir. Kenan Evren’in sonradan açıkladığına göre Doğu ya da Güneydoğu Anadolu’da bir ayaklanmanın patlak vermesinden kuşku duyulmakta idi. Bu nedenle Genelkurmay ikinci başkanı Orgeneral Haydar Saltık başkanlığında bir çalışma grubu oluşturularak olası gelişmelere göre gereken hazırlıkların yapılmasına karar verilmişti.</p>
<p>Ülkenin siyasal durumuna ve hakim olan ruh haline bakıldığında askeri bir müdahalenin iyi karşılanacağı açıktı. Bu durumda Kenan Evren 17 Haziran 1980’de, Bayrak Harekatı’nı başlatmıştır.. Buna göre 11 Temmuz’da iktidara el konulacaktı. Ecevit’in hükümete karşı verdiği önerge bu müdahalenin erteleme nedenlerinden biriydi: Evren Yüksek Komuta Kademesi’nin Ecevit’in önerisi başarısız olduğunda Demirel’in yerine geçecek olan Ecevit’in yanındaymış gibi görünmesini istemiyordu. Demirel Erbakan’ın son anda verdiği destek sayesinde önergeden kurtuldu. Derinleşerek devam eden siyasal tıkanma 12 Eylül’de Yüksek Komuta Kademesi’nce önceden planladığı darbenin başlaması ile son bulmuştur.</p>
<p>Saat 13.00’de TRT’de yayınlanan mesajlarda General Kenan Evren ülkenin, devletin ve milletin geleceğini tehdit eden tarihin en ağır buhranına sürüklenmiş olduğunu açıklayarak askerî hareketin nedenini belirtiyordu. Partileri ve politikacıları sorumlu tutuğu toplumsal bölünmeler, ekonomik çöküş, anarşi ve şiddet hakkın ayrıntılar vererek ülke yönetimine el koyduklarını belirtiyordu.</p>
<p>Bu arada silahlı güçlerin dört kuvvet komutanı; kara, deniz hava ve jandarma komutanları, Genel Kurmay başkanı Kenan Evren’in başkanlığında Kasım 1983 genel seçimlerine kadar Türkiye’yi yöneten Milli Güvenlik Konseyi’ni oluşturdular.</p>
<p>MGK, Anayasayı askıya alan, parlamentoyu dağıtan, siyasal partileri kapatan, parti önderlerini tutuklayan ve neredeyse bütün meslek kuruluşlarıyla sendika konfederasyonlarının faaliyetlerini askıya alan kararnameler çıkardı. 12 Eylül’de tüm grevler yasaklandı ve grevci işçilere işbaşı yapmaları emredildi. Bu önlem Türkiye İşveren sendikaları Konfederasyonu başkanı Halit Narin tarafından memnunlukla karşılandı. Aynı gün, DİSK yöneticilerine 48 saat içinde sıkıyönetim yetkililerine teslim olmaları emredildi.</p>
<p>Yeni hükümet 12 Eylül’de yürütme yetkisini MGK’ne ait olmak üzere kuruldu. Başbakan emekli bir amiral Olan Bülent Ulusu idi. Darbeyi planlayanlardan biri olan Ulusu, darbe bir ay önce gerçekleştirilmiş olsaydı MGK’nde olacaktı. Hükümet daha çok bürokratlardan, profesörler ve emekli subaylardan oluşuyordu. En önemli atamalar Turgut Özal’ın ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcılığına, Özal’ın en yakın arkadaşı ve Merkez Bankası eski başkanı Kaya Erdem’in Maliye Bakanlığı’na getirilmesiydi.</p>
<p>Yeni yıl mesajında Kenan Evren Türkiye’nin siyasal hayata dönme takvimini açıkladı. Danışma Meclisi, Anayasa Komisyonun anayasa taslağını tartışacağını ve 1982 yazında MGK’ne sunacağını, söylüyordu. MGK’nın gerekli gördüğü değişikleri yaptıktan sonra taslak bir referandumla halkın oyuna sunulacaktı. Halkın yeni Anayasa’yı kabul etmesi halinde, siyasal partiler ve seçimlerle ilgili yeni yasalar çıkarılacak ve 1983’ün sonunda genel seçimlere gidilecekti.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/parlamentoda-bunalim" rel="bookmark" class="crp_title">Parlamentoda Bunalım</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/siyasal-kamplasma-ve-teror" rel="bookmark" class="crp_title">Siyasal Kamplaşma ve Terör</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/demokrasi%e2%80%99nin-ustune-ortulen-sal-12-mart-muhtirasi" rel="bookmark" class="crp_title">Demokrasi’nin Üstüne Örtülen Şal: 12 Mart Muhtırası</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/1982-anayasasi-ve-ozellikleri" rel="bookmark" class="crp_title">1982 Anayasası ve Özellikleri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/uzlasma-kulturu%e2%80%99ne-dogru-koalisyonlarin-baslamasi" rel="bookmark" class="crp_title">Uzlaşma Kültürü’ne Doğru: Koalisyonların Başlaması</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/12-eylul-1980-hareketi">12 Eylül 1980 Hareketi</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/12-eylul-1980-hareketi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyasal Kamplaşma ve Terör</title>
		<link>http://www.inkilap.info/siyasal-kamplasma-ve-teror</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/siyasal-kamplasma-ve-teror#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 04:32:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sancılı Yıllar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=166</guid>
		<description><![CDATA[Üçüncü Ecevit Hükümeti’nin önünde çözüm bekleyen pek çok sorun vardı. Halk, şiddet eylemlerine karşı önlem alınmasını, can ve mal güvenliğinin sağlanmasını istiyordu. 1978 ilkbaharında Malatya’da önemli olaylar oldu. Belediye başkanına gönderilen bombalı paket, başkan ve ailesinin ölümüne yol açtı. Ecevit hükümetinin en büyük krizi 22 Aralık 1978 günü Kahramanmaraş’ta yaşanmıştır. Kahramanmaraş’ta neden sonra güçlükle önlenebilen [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/siyasal-kamplasma-ve-teror">Siyasal Kamplaşma ve Terör</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Üçüncü Ecevit Hükümeti’nin önünde çözüm bekleyen pek çok sorun vardı. Halk, şiddet eylemlerine karşı önlem alınmasını, can ve mal güvenliğinin sağlanmasını istiyordu. 1978 ilkbaharında Malatya’da önemli olaylar oldu. Belediye başkanına gönderilen bombalı paket, başkan ve ailesinin ölümüne yol açtı.</p>
<p>Ecevit hükümetinin en büyük krizi 22 Aralık 1978 günü Kahramanmaraş’ta yaşanmıştır. Kahramanmaraş’ta neden sonra güçlükle önlenebilen genel katliam sırasında resmi açıklamaya göre 109 yurttaş hayatını kaybetmiş, 176 yurttaş ağır şekilde yaralanmış, 500 ev ve işyeri tahrip edilmiştir. Bu durum halkın ülkenin pek çok yerinde ve büyük kentlerdeki işçi mahallelerinde saldırgan gruplara karşı direniş örgütleri kurmalarına sevk edecekti.</p>
<p><span id="more-167"></span>Şiddet eylemlerinde, İstanbul’da 1 Mayıs 1977, Kahramanmaraş’ta 1978’de olduğu türden katliam şeklindeki kitle kırımlarında resmi açıklamalara göre binlerce yurttaş can vermiştir. Ayrıca çok sayıda yurttaş yaralanmış, bombalı ve silahlı saldırılar sonucu ev ve iş yerleri tahrip edilmiştir.</p>
<p>14 Ekim 1979’daki ara seçimler ise hükümet değişikliği dışında yeni durum yaratmıştır. Boş bulunan beş milletvekilliği için yapılan seçimlerden AP’nin güçlenerek çıkması ve hepsini kazanması üzerine III. Ecevit hükümeti istifa etmiş ve yerine Demirel MC. Hükümetlerini kurduğu partilerin desteğiyle tek başına azınlık hükümeti kurmuştu. 12 Kasım 1979-12 Eylül 1980 arasında görev yapan hükümetin en önemli iş ünlü 24 Ocak Kararlarıdır.</p>
<p>Söz konusu ekonomik istikrar paketinin ancak muhalefeti olmayan hükümetlerce yürürlüğe konulabileceği herhalde 24 Ocak kararlarını hazırlayan teknisyenler ile İMF ve Dünya Bankası çevrelerince biliniyordu. Nitekim Türkiye’de de aynı yol izlenecek, ekonomik istikrar paketini hazırlayan ve Genelkurmay başkanlığında yüksek komuta heyetine sunan teknisyen ekibin başı (Turgut Özal) 12 Eylül 1980 darbesinden sonra ekonominin yürütülmesi ile görevlendirilmiştir. Böylece ekonomik politikaya uygun siyasal modelin çerçevesi de 1982 anayasasında belirtildikten sonra Türkiye için geliştirilen istikrar programı tamamlanmış olacaktır.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/parlamentoda-bunalim" rel="bookmark" class="crp_title">Parlamentoda Bunalım</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/12-eylul-1980-hareketi" rel="bookmark" class="crp_title">12 Eylül 1980 Hareketi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/hatay-sorunu-ve-cozumlenmesi" rel="bookmark" class="crp_title">Hatay Sorunu ve Çözümlenmesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/petrol-bunalimi-ve-turkiye" rel="bookmark" class="crp_title">Petrol Bunalımı ve Türkiye</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/demokrasi%e2%80%99nin-ustune-ortulen-sal-12-mart-muhtirasi" rel="bookmark" class="crp_title">Demokrasi’nin Üstüne Örtülen Şal: 12 Mart Muhtırası</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/siyasal-kamplasma-ve-teror">Siyasal Kamplaşma ve Terör</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/siyasal-kamplasma-ve-teror/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Parlamentoda Bunalım</title>
		<link>http://www.inkilap.info/parlamentoda-bunalim</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/parlamentoda-bunalim#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 04:31:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sancılı Yıllar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Korutürk tarafından 17 Kasım 1974 te Ecevit in yerine başbakanlığa atanan kontenjan senatörü Sadi Irmak’ın hazırladığı bakanlar kurulu listesinin güven oyu alamayacağı belli idi. Teknokrat ve bürokratlardan oluşan partiler üstü görünümlü ırmak hükümetine ancak 17 güven oyu verildi. Fakat yerine başka hükümet kurulmadığından aylarca görev yapmak zorunda kaldı. 1 Mart 1975 te başbakanlık görevi [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/parlamentoda-bunalim">Parlamentoda Bunalım</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Cumhurbaşkanı Korutürk tarafından 17 Kasım 1974 te Ecevit in yerine başbakanlığa atanan kontenjan senatörü Sadi Irmak’ın hazırladığı bakanlar kurulu listesinin güven oyu alamayacağı belli idi. Teknokrat ve bürokratlardan oluşan partiler üstü görünümlü ırmak hükümetine ancak 17 güven oyu verildi. Fakat yerine başka hükümet kurulmadığından aylarca görev yapmak zorunda kaldı. 1 Mart 1975 te başbakanlık görevi yeniden Irmak a verildiyse de kabul etmedi. Ecevit te aynı şeyi yaptı. Nihayet AP Lideri Süleyman Demirel Başbakanlı görevine getirildi.</p>
<p><span id="more-166"></span>12 Nisan 1975 günü Demirel başkanlığındaki AP – MSP – CGP – MHP – Bağımsızlar ortak hükümetine 218’e karşı 222 güven oyu ile işbaşı yaptırıldı.  Bununla birlikte strateji kendi içinde açmazları taşıyordu. Milliyetçi Cephedeki partilerin soldan oy almaları söz konusu olamayacağına göre, aralarında kıyasıya mücadele edecekleri kesindi. Dolayısıyla bu nokta koalisyonun en zayıf halkasıydı. Öte yandan Milliyetçi Cephe’ye katılan partiler 1970’ler Türkiye’sindeki yerlerini ve değişen ülke sorunların karşısında neler düşündüklerini etraflıca belirleyebilmiş değillerdi. Ekonominin de hiç iyi gitmediğini belirtmek gerekir. Dünya petrol bunalımın etkilediği fiyat artışları 1976 da enflasyonu  yüzde 20-30 lara çıkartmış, 1977 de yüzde 40-50 düzeyine fırlatmıştır.</p>
<p>İçerde bunlar olurken, dış politikada özellikle Yunanistan ve ABD ile anlaşmazlıklar sürmektedir. Şubat 1975’te Irmak hükümeti döneminde kurulan Kıbrıs Türk Federe Devleti dünya kamuoyunda tepki ile karşılanmıştır. Yunanistan’ın Ege denizindeki karasularını 12 mile kadar genişletmek istemesi, Türkiye’nin kıta sahanlığında petrol arama çalışmalarında bulunması, gerginliği daha da tırmandıracaktır.</p>
<p>Fakat Milliyetçi Cephe Hükümeti döneminde en önemli sorun halkın can ve mal güvenliğinin sürekli tehdit ve saldırı altında olmasıdır.</p>
<p>1977 seçimlerinden sonraki gelişmeler bunun örneklerinidir. CHP lideri Bülent Ecevit, AP ve MHP dışında her türlü koalisyona hazır olduğunu belirtirken, AP lideri Süleyman Demirel, milliyetçi partiler topluluğu iktidarı sola teslim etmemeli diye görüş belirtiyordu. Ecevit’in en çok sandalyeye sahip parti başkanı sıfatıyla oluşturduğu azınlık hükümetinin programı parlamentoda okunurken AP ve MHP’liler genel kurulu terketmişler, MSP’liler birleşime bile katılmamışlardı. Bunun üzerine Demirel’in liderliğinde kurulan II. Milliyetçi Cephe Hükümeti 219 red oyuna karşılık 229 kabul oyu ile güvenoyu almış, fakat Ocak 1978’e kadar hükümet görevinde kalabilmiştir. İkinci MC hükümeti Cumhuriyet’in gensoru ile düşürülen ilk hükümetidir. Gensoru önergesi hükümetin içte ve dışta  güvenliği sağlayamadığı, cephecilik anlayışı ile ulusal birliği zedeleyip Türkiye’nin gelişmesini engellediği, halk çoğunluğunu yoksulluğa sürüklediği ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Anayasa’nın belirlediği çerçeveden uzaklaştırmaya çalıştığı gerekçelerini kapsamaktaydı.</p>
<p>5 Ocak 1978’de AP’den istifa eden 11’ler, CGP ve DP desteği ile kurulan III. Ecevit Hükümeti 229 gibi kiritik bir oyla güvenoyu alırken bakanlık sayısının 34’e çıkartılmış olduğu dikkati çekiyordu. CHP ağırlıklı hükümetin iç ve dış politikası çeşitli çevrelerin tepkisine yol açmaktaydı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Başbakan Ecevit’i eleştirirken Ecevit 1978 yaz başında Moskova’ya resmi ziyaret düzenliyor ve SSCB ile siyasal ve ekonomik alanlarda uzlaşma yapmaya çalışıyordu.</p>
<p>Siyasal istikrarsızlığın en önemli göstergesi sıklıkla değişen hükümetlerdi. 12 Mart&#8217;tan, 12 Eylül&#8217;e uzanan 9 yılda tam 10 hükümet kurulmuş ve yıkılmıştır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Bu hükümetler şunlardır:</span></p>
<p>1-    I.Erim Hükûmeti (Nisan 1971-Aralık 1971)<br />
2-    II.Erim Hükûmeti (Aralık 1971-Nisan 1972)<br />
3-    Ferit Melen Hükûmeti (Nisan 1972-Nisan 1973)<br />
4-    Naim Talu Hükûmeti (Nisan 1973-Şubat 1974)<br />
5-    I.Ecevit Hükûmeti (Şubat 1974-Ekim 1974)<br />
6-    Sadi Irmak Hükûmeti (Kasım 1974-Mart 1975)<br />
7-    I.Milliyetçi Cephe (MC.) Hükûmeti (Mart 1975-Mayıs 1977)<br />
8-    II.Ecevit Hükûmeti (Haziran 1977-Temmuz 1977)<br />
9-    II.MC Hükûmeti (Ağustos 1977-Aralık 1977)<br />
10-    III.Ecevit Hükûmeti (Ocak 1978-Ekim 1979)<br />
11-    Demirel Hükûmeti (Kasım 1979- Eylül 1980</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/siyasal-kamplasma-ve-teror" rel="bookmark" class="crp_title">Siyasal Kamplaşma ve Terör</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/12-eylul-1980-hareketi" rel="bookmark" class="crp_title">12 Eylül 1980 Hareketi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/kibris-sorunu-ve-turkiye%e2%80%99nin-adaya-mudahalesi" rel="bookmark" class="crp_title">Kıbrıs Sorunu ve Türkiye’nin Adaya Müdahalesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/petrol-bunalimi-ve-turkiye" rel="bookmark" class="crp_title">Petrol Bunalımı ve Türkiye</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/demokrasi%e2%80%99nin-ustune-ortulen-sal-12-mart-muhtirasi" rel="bookmark" class="crp_title">Demokrasi’nin Üstüne Örtülen Şal: 12 Mart Muhtırası</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/parlamentoda-bunalim">Parlamentoda Bunalım</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/parlamentoda-bunalim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Petrol Bunalımı ve Türkiye</title>
		<link>http://www.inkilap.info/petrol-bunalimi-ve-turkiye</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/petrol-bunalimi-ve-turkiye#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 04:18:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sancılı Yıllar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=163</guid>
		<description><![CDATA[Bu yıllarda hızlı büyüme dış borçlanma ile sağlanabilmiştir. Dış kredi miktarları 1963’te 153 Milyon dolar iken, 1967 yılında 526 milyon dolara kadar yükselmiştir. Bu dönemde alınan yıllık dış borç tutarı yaklaşık 250 milyon dolardır. Ancak 1968 yılına gelindiğinde IMF, Türkiye’nin ödemeler bilançolarını artık dengelemek zorunda olduğunu düşünmektedir. Yeni borçlar ancak bunları ödeyebilecek bir duruma gelebilmek [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/petrol-bunalimi-ve-turkiye">Petrol Bunalımı ve Türkiye</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Bu yıllarda hızlı büyüme dış borçlanma ile sağlanabilmiştir. Dış kredi miktarları 1963’te 153 Milyon dolar iken, 1967 yılında 526 milyon dolara kadar yükselmiştir. Bu dönemde alınan yıllık dış borç tutarı yaklaşık 250 milyon dolardır. Ancak 1968 yılına gelindiğinde IMF, Türkiye’nin ödemeler bilançolarını artık dengelemek zorunda olduğunu düşünmektedir. Yeni borçlar ancak bunları ödeyebilecek bir duruma gelebilmek için gerekli önlemler uygulandığında alınabilecektir. Daha açık bir deyişle, Türkiye, IMF ile yeni bir anlaşma yapmak zorunda kalmıştır.</p>
<p>1968 yılında IMF’ye Demirel hükümeti tarafından niyet mektubunda devalüasyonun bir yıl içinde yapılacağına söz verilmiştir. Ancak 1969 yılı seçim yılıdır. Yeniden kazanmak amacıyla seçime girecek bir partinin hükümetinde devalüasyon kararını ve kaçınılmaz olarak beraberinde getireceği iç talebi kısıcı önlemleri alması beklenemezdi.<br />
Ara seçimler sonuçlanıp da AP yeniden iktidar olunca, ekonomik sorunlara kaldığı yerden devam etmiştir. Tek çare IMF heyetiyle belirlenen antlaşmayı yapmaktır. 10 Ağustos 1970 tarihinde Türk Lirasının % 66 oranında değer kaybetmesi kararı böylece alınmıştır. 1970 Ağustosundaki bu devalüasyon ve tamamlayıcı önlemleri, dış ödemeler dengesini 1973 yılında 500 milyon dolar fazla verecek kadar etkili olmuştur. Bu politikaların sonucu batılı gelişmiş ülkelerde fiyatlar 1975 yılında, 1970’e göre yaklaşık % 50 oranında artarken, Türkiye de bu artış % 135 oranında olmuştur.</p>
<p><span id="more-164"></span>1974 yılından itibaren Türkiye için dış ticaret açıklarını işçi dövizleri ve geleneksel borçlanma ile kapatmanın olanaksız hale geldiği görülmektedir. Açıklar ancak yeni tür borçlanmaya baş vurularak, hiç olmazsa bir süre daha kapatılabilecektir. Bu yeni borçlanmanın sorumluluğu da yeni  siyasal iktidara, Milliyetçi Cephe hükümetine düşmüştür.</p>
<p>1974 yılında petrol fiyatlarının 4 kat artması, zaten yapısal nedenlerle kronik dış ticaret açığı veren Türk ekonomisinin dış ödemeler dengesini tamamen altüst etmiştir. Petrole 1973 yılında 222 milyon dolar ödenmişken,  1974 yılın da 752 milyon dolar ödenmiştir. Bu artış sonucunda petrol faturası dışsatım gelirinin % 16.8 inden, % 49.1 i oranına yükselmiştir. Ekonomik büyümeye devam edilmesi, gerekli dışalımın yapılabilmesine bağlı olduğundan ve de dışsatım ve diğer döviz gelirlerinde kısa sürede önemli artışlar elde edilemeyeceğine göre geriye tek yol olarak borçlanmak kalıyordu. Sorun, ihtiyaç duyulan ek borçlanmanın nereden yapılacağıydı. Uluslararası  kuruluşlardan, özellikle de IMF’den ve OECD ülkelerinden milyar dolara yaklaşan ek fatura tutarının temin edilmesi olanaksızdı. Geriye uluslararası sermaye piyasası kalıyordu.</p>
<p>Türkiye’nin borç yükünü olağanüstü boyutlara ulaştıran ve borç yapısını tamamen değiştiren kısa vadeli borçlanma işte bu koşullarda ortaya çıktı. 1973 yılında 250 milyon dolara yaklaşan kısa vadeli borçlar 1975 yılında 1.555, 1979 6.600 milyar dolara tırmandı. Kısa vadeli borçların tüm borçlar içindeki payı 1975 yılında  % 24.5 iken 1977 yılında % 57.9 ‘ a yükselmiştir.</p>
<p>Bu borçlanma çeşitli biçimlerde gerçekleştirilmiştir. Dövize çevrilebilir mevduat (DÇM) hesapları, banker kredileri ve garantisiz ticaret bu biçimlerin başlıcalarıdır. DÇM, sonuç olarak dışarıdan Türk ekonomisine bir döviz akımıdır. Bu akım yurtdışın da bulunan Türk yada yabancı, özel yada tüzel kişileri banka kesiminde aştırdıkları döviz hesaplarıdır.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/parlamentoda-bunalim" rel="bookmark" class="crp_title">Parlamentoda Bunalım</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/1929-dunya-ekonomik-buhrani-ve-turkiye" rel="bookmark" class="crp_title">1929 Dünya Ekonomik Buhranı ve Türkiye</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/turk-ekonomisinde-yeni-donem-ithal-ikameciligin-sonu" rel="bookmark" class="crp_title">Türk Ekonomisinde Yeni Dönem: İthal İkameciliğin Sonu</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/devletin-ticarete-karismasi" rel="bookmark" class="crp_title">Devletin Ticarete Karışması</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/savas-ekonomisi-ve-yokluk-yillari" rel="bookmark" class="crp_title">Savaş Ekonomisi ve Yokluk Yılları</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/petrol-bunalimi-ve-turkiye">Petrol Bunalımı ve Türkiye</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/petrol-bunalimi-ve-turkiye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs Sorunu ve Türkiye’nin Adaya Müdahalesi</title>
		<link>http://www.inkilap.info/kibris-sorunu-ve-turkiye%e2%80%99nin-adaya-mudahalesi</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/kibris-sorunu-ve-turkiye%e2%80%99nin-adaya-mudahalesi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 04:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sancılı Yıllar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=162</guid>
		<description><![CDATA[1974 yazı başlarken beklenmeyen gelişmeler olacaktır. Komşu Yunanistan ile Ege sorunu dolayısıyla artan gerginlik ve ardından Kıbrıs&#8217;ta Yunan asker&#238; rejiminden destek alan EOKA&#8217;cıların darbesi, adada yaşayan T&#252;rklerin haklarını korumayı T&#252;rkiye&#8217;nin siyaset g&#252;ndeminde baş sıraya getirmiştir. Yine aynı g&#252;nlerde Ecevit H&#252;k&#252;metini 13 Mart 1971 y&#246;netimince yasaklanan haşhaş ekimine cesur bir tutumla yeniden izin vermesi &#252;zerine ABD&#8217;nin [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/kibris-sorunu-ve-turkiye%e2%80%99nin-adaya-mudahalesi">Kıbrıs Sorunu ve Türkiye’nin Adaya Müdahalesi</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>1974 yazı başlarken beklenmeyen gelişmeler olacaktır. Komşu Yunanistan ile Ege sorunu dolayısıyla artan gerginlik ve ardından Kıbrıs&rsquo;ta Yunan asker&icirc; rejiminden destek alan EOKA&rsquo;cıların darbesi, adada yaşayan T&uuml;rklerin haklarını korumayı T&uuml;rkiye&rsquo;nin siyaset g&uuml;ndeminde baş sıraya getirmiştir. Yine aynı g&uuml;nlerde Ecevit H&uuml;k&uuml;metini 13 Mart 1971 y&ouml;netimince yasaklanan haşhaş ekimine cesur bir tutumla yeniden izin vermesi &uuml;zerine ABD&rsquo;nin askeri yardımının kesilerek ambargo kararı alması, &uuml;lke genelinde 1968&rsquo;deki gibi Amerika karşıtı bir eylemin gelişmesine yol a&ccedil;mıştır.</p>
<p>İ&ccedil; ve dış siyasal etkenleri ve Kıbrıs T&uuml;rk toplumuna y&ouml;nelik saldırı ve eylemleri değerlendiren Ecevit &ouml;nderliğindeki CHP-MSP koalisyon h&uuml;k&uuml;meti, Z&uuml;rih ve Londra antlaşmalarına g&ouml;re İngiltere ile birlikte y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;k ve haklarını kullanmak istemiştir. Bu kabul edilmeyince T&uuml;rkiye, ilki 20-22 Temmuz (1974) ve ikincisi 14-16 Ağustos 1974 g&uuml;nlerinde olmak &uuml;zere Kıbrıs&rsquo;ın kuzeyinde havadan ve denizden b&uuml;y&uuml;k &ccedil;apta iki askeri hareket ge&ccedil;ekleştirmiştir. <br />
Amacı aşırı sağcı Rum milislerinin Kıbrıs T&uuml;rklerine y&ouml;nelik saldırılarını &ouml;nlemek ve T&uuml;rkiye&rsquo;nin g&uuml;ney kıyılarında g&uuml;venliği sağlamakla sınırlı olan askeri operasyonlar sırasında h&uuml;k&uuml;metin MSP kanadının adanın tamamen ele ge&ccedil;irilmesi yolunda fetih&ccedil;i &ouml;nerilerde bulununca koalisyon dağılma s&uuml;recine girmiştir.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/kilikyalilar-cemiyeti" rel="bookmark" class="crp_title">KİLİKYALILAR CEMİYETİ</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/gecikmis-ve-tamamlanmamis-bir-uygulama-toprak-reformu" rel="bookmark" class="crp_title">Gecikmiş ve Tamamlanmamış Bir Uygulama: Toprak Reformu</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/trakya-pasaeli-mudafaa-heyet-i-osmaniye-cemiyeti" rel="bookmark" class="crp_title">TRAKYA-PAŞAELİ MÜDAFAA HEYET-İ OSMANİYE CEMİYETİ</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/trabzon-ve-havalisi-adem-i-merkeziyet-cemiyeti" rel="bookmark" class="crp_title">TRABZON VE HAVALİSİ ADEM-İ MERKEZİYET CEMİYETİ</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ismet-inonu%e2%80%99nun-cumhurbaskani-secilmesi" rel="bookmark" class="crp_title">İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı Seçilmesi</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/kibris-sorunu-ve-turkiye%e2%80%99nin-adaya-mudahalesi">Kıbrıs Sorunu ve Türkiye’nin Adaya Müdahalesi</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/kibris-sorunu-ve-turkiye%e2%80%99nin-adaya-mudahalesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Demokrasi’nin Üstüne Örtülen Şal: 12 Mart Muhtırası</title>
		<link>http://www.inkilap.info/demokrasi%e2%80%99nin-ustune-ortulen-sal-12-mart-muhtirasi</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/demokrasi%e2%80%99nin-ustune-ortulen-sal-12-mart-muhtirasi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 04:12:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sancılı Yıllar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[Toplum i&#231;indeki gelir ve servet dağılımı eşitsizliği ve sınıflar arasında gittik&#231;e b&#252;y&#252;mekte olan adaletsizlikler soldaki hareketin artmasına neden olmuştur. Sol eğilimli &#246;ğrenci hareketlerinin daha da artmasındaki en &#246;nemli etkenlerden bir tanesi de bu &#246;ğrencilere yol g&#246;sterme &#231;abası i&#231;inde olanların onlara genellikle demokratik olmayan hukuk dışı y&#246;ntemleri g&#246;stermeleridir. Bunun sonucunda şiddete başvuran eylemcilerin kuramları ama&#231;ları ve [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/demokrasi%e2%80%99nin-ustune-ortulen-sal-12-mart-muhtirasi">Demokrasi’nin Üstüne Örtülen Şal: 12 Mart Muhtırası</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Toplum i&ccedil;indeki gelir ve servet dağılımı eşitsizliği ve sınıflar arasında gittik&ccedil;e b&uuml;y&uuml;mekte olan adaletsizlikler soldaki hareketin artmasına neden olmuştur. Sol eğilimli &ouml;ğrenci hareketlerinin daha da artmasındaki en &ouml;nemli etkenlerden bir tanesi de bu &ouml;ğrencilere yol g&ouml;sterme &ccedil;abası i&ccedil;inde olanların onlara genellikle demokratik olmayan hukuk dışı y&ouml;ntemleri g&ouml;stermeleridir. Bunun sonucunda şiddete başvuran eylemcilerin kuramları ama&ccedil;ları ve y&ouml;ntemleri onları felakete g&ouml;t&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. <br />
Bu felaketin en &ouml;nemli sonucu 12 Mart d&ouml;neminin Başbakanı Nihat Erim&#8217;in dediği gibi &quot;&ouml;zg&uuml;rl&uuml;klere bir şal &ouml;rt&uuml;lmesi gereğinin&rdquo; duyulmasıdır.<br />
Bu d&ouml;nemdeki sol hareketlerin kullandıkları modeller genellikle dış &uuml;lkelerden alınan, T&uuml;rk toplumunun tarihsel gelişimini ve kendine &ouml;zg&uuml; niteliklerini yansıtmayan ilkelere dayalı olduğundan geniş toplum kesimlerinin desteğini yeterince alamadığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. <br />
Bu hareketlerin sonucunda eylemcilerin bir kısmı mahkeme kararıyla asılmış, bir kısmı hem polisle hem de Silahlı Kuvvetlerle &ccedil;arpışırken hayatını kaybetmiştir.Diğerleri ise &ccedil;eşitli bi&ccedil;imlerde cezalandırılmıştır. <br />
Silahlı kuvvetler anarşi ve yetersiz toplumsal ve ekonomik koşullardan hem h&uuml;k&uuml;meti hem de meclisi sorumlu tutmuştur. Fakat yine de h&uuml;k&uuml;metin, demokrasi kurallarına g&ouml;re meclis i&ccedil;inden kurulmasını &ouml;ng&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r.</p>
<p>&nbsp;T&uuml;rkiye siyasetinde 12 Mart Rejimi diye adlandırılan d&ouml;nem, 12 Mart 1971 g&uuml;n&uuml; Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanı beş generali ger&ccedil;ekleştirdikleri muhtıra darbesi ile başlar, Nisan 1973&rsquo;te darbecilerin Orgeneral Faruk G&uuml;rler&rsquo;in Cumhurbaşkanlığı se&ccedil;iminde saf dışı bırakılması ile sona erer. İlk bakışta g&ouml;r&uuml;len, parlamento &ccedil;oğunluğuna sahip Başbakan S&uuml;leyman Demirel&rsquo;in ve AP&rsquo;nin H&uuml;k&uuml;metten uzaklaştırılması ve kendilerine reformcu diyen teknokrat, ve b&uuml;rokratlardan partiler &uuml;st&uuml; bir kabine kurulması s&ouml;z konusu olmuştur. Oysa aslında askerlerin emir-komuta zincirinde verdikleri muhtıra ve başlatılan ve &ccedil;ok partili siyasetin (parlamentonun değil) fiilen askıya alındığı iki yıldan en az zararla &ccedil;ıkanlar AP olmuştur. AP yılardır karşısında yer aldıkları 1961 Anayasasını &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kleri genişleten maddelerini değiştirme imkanına kavuşurlarken, AP nin ekonomik ve siyasal g&ouml;r&uuml;şlerine şiddetle karşı &ccedil;ıkan ve CHP&rsquo;den ayrı &ouml;rg&uuml;tlenmeye &ouml;zen g&ouml;steren aydın, iş&ccedil;i, &ouml;ğrenci ve subay kesimi i&ccedil;inde dinamik muhalefet oluşturmayı başaran sosyalistleri devlet eliyle siyaset alanından uzaklaştırmaya &ccedil;alışmışlardır.<br />
12 Mart 1971 de Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının m&uuml;dahalesi olmasa, ordudaki komuta zinciri dışındaki bazı general, amiral, ve subayların AP h&uuml;k&uuml;metini devirerek k&ouml;ktenci bir reform programı uygulamaya hazır oldukları; T&uuml;rkiye&rsquo;nin, benzerlerine Cezayir ve Mısır&rsquo;da rastlanılan ve&nbsp; sol literat&uuml;rde milli devrimci gelişme stratejisi denilen modele doğru g&ouml;t&uuml;rmek istedikleri biliniyor. Elbette s&ouml;z konusu modeli uygulamak isteyecek radikal eğilimde bir askeri h&uuml;k&uuml;met muhafazakar parlamento &ccedil;oğunluğu karşısında 12 Mart&rsquo;ı yapan generallerden farklı davranacaktı.<br />
&nbsp;Bu bakımdan 12 Mart 1971 askeri m&uuml;dahalesi toplum, ekonomi ve siyaset alanlarında tutucu T&uuml;rk parlamentosu &ccedil;izgisinde rejimin pekiştirilmesi şeklinde yorumlamak ve h&uuml;k&uuml;met değişikliğini egemen g&uuml;&ccedil;lerin y&ouml;netici se&ccedil;kinleri arasında n&ouml;bet değişimi olarak yorumlanmıştır. <br />
Nitekim muhtıracı komutanların ilk yaptıkları eylem, ordu i&ccedil;inde sol darbe hazırlığı iddia edilenleri tasfiye harekatıdır. &Ouml;nemli g&ouml;revlerdeki 5 general, 1 amiral ve 35 albay silahlı kuvvetlerden &ccedil;ıkarılırlar. B&ouml;ylece T&uuml;rkiye, sol eğilimli bir askeri y&ouml;netimin eşiğinden d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. 9 Mart&ccedil;ı&rsquo;lar diye bilinen grubun ordudaki &ouml;nderleri ve onlarla birlikte olan sivil aydınların ne kadar sol y&ouml;netim getirebilecekleri ise tabii tartışmalıdır. <br />
Yayınlanan muhtıra metninde generaller kendi deyimleri ile anarşi ve ekonomik ve sosyal huzursuzluklardan parlamentoyu ve h&uuml;k&uuml;meti birlikte sorumlu tutuyor; &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; yine aynı parlamentonun i&ccedil;inde arıyorlardı.</p>
<p><span id="more-162"></span><br />
Sihirli g&uuml;&ccedil; taşıdığına inanılan form&uuml;le g&ouml;re, tarafsız başbakanın başkanlığında iki b&uuml;y&uuml;k parti (AP ve CHP) partinin temsil edildiği, teknokratlar kabinesi &uuml;lke sorunlarına &ccedil;&ouml;z&uuml;m getirebilecekti. Bu ama&ccedil;la CHP&rsquo;den istifa ettirilen ve partiler &uuml;st&uuml; başbakan olarak g&ouml;revlendirilen Nihat Erim başkanlığındaki birinci Erim h&uuml;k&uuml;metinde 5 AP&rsquo;li, 3 CHP&rsquo;li 1 Milli birlik &uuml;yesi ile parlamento dışından 14 teknokrat vardı. <br />
26 Mart 1971-3 Aralık 1971 arasında ancak 8 ay g&ouml;revde kalabilen koalisyondan, &ouml;zellikle teknokrat bakanların reform paketini parlamentodan ge&ccedil;irerek y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe koymaları bekleniyordu. Uygulamada &ouml;yle olmadı. 1961 Anayasasını geriye g&ouml;t&uuml;ren değişiklikler&nbsp; veya askeri mahkemenin gen&ccedil;ler hakkında verdiği &ouml;l&uuml;m cezaları i&ccedil;in &ccedil;ekince etmek bir yana, adeta hararetle destek veren parlamento, ger&ccedil;ekte T&uuml;rkiye ekonomisinin sanayi kesimi yararına d&uuml;zenleyerek kısmen rahatlamayı hedefleyen toprak, eğitim, maliye, adalet, y&ouml;netim, enerji ve maden reformlarına beklenmedik direniş g&ouml;sterdi. <br />
Parlamentonun direnişi, sanayii ve tarım burjuvasına iyi niyetli b&uuml;rokrat ve teknokratların denetimine hoşg&ouml;r&uuml; beklemenin ne kadar ger&ccedil;ek&ccedil;i olabileceğinin &ouml;rneğidir. Dolayısıyla Birinci Erim h&uuml;k&uuml;metinin 11&rsquo;ler diye anılan b&uuml;rokrat ve teknokratları girdikleri yoldan umutsuzca ayrılmak zorunda kalmışlar, h&uuml;k&uuml;met &uuml;yeliklerini ancak sekiz ay s&uuml;rd&uuml;rebilmişlerdir.<br />
1970&rsquo;lere doğru d&uuml;nya genelinde yaşanan ekonomik bunalım T&uuml;rk ekonomisinin yapısından gelen tıkanıklıkla birleşince (1980 &ouml;ncesinde de aynı olay yaşanacak) bunalımı geniş toplum kesimlerine y&uuml;kleyerek atlatmayı d&uuml;ş&uuml;nen model, ki b&ouml;yle modeller yalnızca ekonomiyi değil siyaseti de d&uuml;zenlemek durumundaydı, işveren &ccedil;evreleri ile yerli ve yabancı strateji uzmanlarının g&uuml;ndemine gelmiştir. <br />
Buna T&uuml;rkiye&rsquo;nin NATO ittifakı i&ccedil;inde birlikte bulunduğu ABD ve m&uuml;ttefiklerinin Kuzey Doğu Akdeniz&rsquo;de istikrarlı rejim g&ouml;rme isteklerini ve bu konudaki NATO politikasını eklemek gereklidir.<br />
İ&ccedil; ve dış etkilerin sonucunda 12 Mart 1971 rejimini askeri ve sivil s&ouml;zc&uuml;leri, m&uuml;dahale &ouml;ncesinde &ouml;ğrenciler ile iş&ccedil;i ve k&ouml;yl&uuml;ler tarafından girişilen hak arama eylemlerine tamamen karşı olduklarını, bunları bastırarak istikrarı sağlama amacı taşıdıklarını &ccedil;eşitli bi&ccedil;imlerde s&ouml;ylemek gereğini duymuşlardır. Dahası, toplu ve grev d&uuml;zeninin askıya alınması ile sanayideki b&uuml;y&uuml;me hızının gerisinde olmakla birlikte, 1960 tan beri artan ger&ccedil;ek &uuml;cretler ilk olarak 1971-1974 arasında d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.<br />
Askerlerin tamamen g&ouml;zetiminde ve her şeyi belirlemek istedikleri uzlaşmanın s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmesi kolay değildi. T&uuml;rkiye&rsquo;deki siyaset &ccedil;evreleri anayasada yer alan MGK t&uuml;r&uuml;nden askeri denetim mekanizmalarına alışkın olmalarına karşın bu denetimin parlamenter sistem i&ccedil;inde yapılması sorun yaratmıştır&nbsp; Rejim &uuml;zerinde a&ccedil;ık kontrol d&uuml;zeni oluşturulması parlamento i&ccedil;inde ve dışında tepkiye ve b&ouml;l&uuml;nmeye yol a&ccedil;mıştır. <br />
Bunu en g&uuml;zel &ouml;rneği 12 Mart&rsquo;ın ilk g&uuml;nlerinde muhtıraya karşı &ccedil;ıkan generallerin m&uuml;dahalesini komşu Yunanistan&rsquo;daki askeri cuntanın ince bir t&uuml;r&uuml;ne benzeten CHP genel sekreteri B&uuml;lent Ecevit&rsquo;in tutumudur. Ecevit, Erim başkanlığında kurulan h&uuml;k&uuml;mete CHP&rsquo;nin &uuml;ye vermesini eleştirerek genel sekreterlik g&ouml;revinden istifa etmiştir. Ecevit&rsquo;in tutumu başlangı&ccedil;ta anlaşılamamış sonradan 12 Mart muhtırasına şiddetle karşı &ccedil;ıkan &ccedil;evrelerin b&uuml;y&uuml;k kısmı farklı değerlendirmeler yapmışlardır. <br />
Başlangı&ccedil;ta ve bir s&uuml;re parlamentoda &ccedil;oğunluğuyla birlikte 12 Mart&rsquo;ı ger&ccedil;ekleştiren generallerin tutumuna sessiz kalan ve gerektiğinde olayları ile destekleyen AP Lideri S&uuml;leyman Demirel başarılı bir&nbsp; şekilde, başında bulunduğu h&uuml;k&uuml;meti deviren askeri kısa s&uuml;rede kendisinden yana &ccedil;izgiye sokabilmiştir.</p>
<p>Bu bakımdan 12 Mart&ccedil;ı generallerin tam desteğine sahip saygınlığı y&uuml;ksek Başbakan Nihat Erim 11&rsquo;lerin istifasından sonra ikinci h&uuml;k&uuml;metini kurarken AP&rsquo;ye teslim olmasına rağmen ancak 4 ay dayanabilmiş ve yeni h&uuml;k&uuml;metin kurulmasını bile beklemeden yerine Milli Savunma Bakanı Ferit Melen&rsquo;i vekil bırakarak başbakanlık g&ouml;revinden ayrılma zorunda kalmıştır. <br />
Nihat Erim&rsquo;den sonra başbakanlık g&ouml;revine atanan Milli Savunma Bakanı Ferit Melen başkanlığında 22 Mayıs 1972-10 Nisan 1973 arasında yaklaşık 11 ay &ccedil;alışan hizmet d&ouml;neminde en &ouml;nemli olay, s&uuml;resi dolan Cevdet Sunay&rsquo;ın yerine Cumhurbaşkanı se&ccedil;ilmesi olmuştur.<br />
Fahri S. Korut&uuml;rk&rsquo;&uuml;n Cumhurbaşkanı se&ccedil;ilmesinden sonra Orgeneral Faruk G&uuml;rler adına yapılan kulislerde adı duyulan Ferit Melen Başbakanlık g&ouml;revinden &ccedil;ekilmek zorunda kalmıştır. <br />
Yeni Cumhurbaşkanı tarafından Başbakanlığa getirilen Naim Talu&rsquo;nun AP-CGP ve Bağımsızlardan oluşan bakanlar kurulu bir se&ccedil;im h&uuml;k&uuml;metiydi. 13 AP&rsquo;li, 6 CGP&rsquo;li 3 bağımsız ve parlamento dışından 2 teknokrattan oluşan Naim Talu h&uuml;k&uuml;metine CHP bakan vermemiştir. <br />
B&ouml;ylece T&uuml;rkiye siyasal tarihinde yaklaşık iki yıl s&uuml;ren 12 Mart 1971 y&ouml;netimi, 6 aylık ge&ccedil;iş s&uuml;recinden sonra tamamlamış ve 1973 genel se&ccedil;imleriyle başlayan, fakat 12 Eyl&uuml;l 1980&rsquo;deki yeni askeri m&uuml;dahalede sona erecek sivil rejime ge&ccedil;ilmiştir.<br />
14 Ekim 1973&rsquo;deki genel se&ccedil;imlerin sonucu bazı &ccedil;evrelerde beklenmedik gelişme olarak değerlendirilir. Siyasi g&ouml;zlemciler ve kamu oyu AP zaferi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerken 450 sandalyeden 149&rsquo;unu bu parti, 185&rsquo;ini 1965&rsquo;ten sonra geliştirdiği Orta-Sol, strateji ve 1972&rsquo;de yenilediği parti &ouml;nderliliği ile CHP kazanmıştır. Bunu gen&ccedil; lider B&uuml;lent Ecevit ve ekibin se&ccedil;menlerce umut olarak g&ouml;r&uuml;lmeleri şeklinde yorumlamak gerek. CHP&rsquo;nin yeni g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; k&ouml;yde ve kentte yıllardır donmuş olan dar tabanlı oy sınırın kırmış ve iş&ccedil;i sınıfının yoğun durumda olduğu b&uuml;y&uuml;k kent merkezlerinde ve pazar i&ccedil;in &uuml;retim yapılan kapitalist tarım b&ouml;lgelerinde &ouml;nemli oy patlaması sağlamıştır. </p>
<p>Se&ccedil;imlerden sonra h&uuml;k&uuml;metin kurulabilmesi i&ccedil;in 3 ay ge&ccedil;mesi gerekmektedir. Sağ kanattaki partilerin hi&ccedil;biri en &ccedil;ok sandalyeye sahip CHP ile ortak h&uuml;k&uuml;met kurarak &ouml;tekilerine etkili propaganda malzemesi vermek istemiyordu. Aynı partiler kendi işlerinde de anlaşamıyorlardı. AP lideri S&uuml;leyman Demirel&rsquo;e muhalefet ederek partiden kopanların kurduğu DP, Demirel&rsquo;in başkanlığındaki h&uuml;k&uuml;mete girmiyor, buna karşılık AP, Demirel dışında bir AP&rsquo;linin başbakan olmasına yanaşamıyordu.<br />
26 Ocak 1974 g&uuml;n&uuml; CHP ile MSP, B&uuml;lent Ecevit&rsquo;in başkanlığındaki karma h&uuml;k&uuml;meti iş başına getirirlerken, TC.&rsquo;nin siyaset anlayışına da yeni ve &ouml;nemli bir boyut katmıştır. İslimi d&uuml;ş&uuml;nceyi savunan parti b&ouml;ylece meşruiyet kazanıyordu. Devleti kuran ve laikliği titizlikle yerleştiren CHP&rsquo;nin g&uuml;n&uuml;n birinde MSP gibi İslamı &ouml;n planda tutan bir akın ile iktidar ortaklığı yapması daha &ouml;nce d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lemezdi. <br />
Kısaca ortak h&uuml;k&uuml;met iki parti a&ccedil;ısından kazan&ccedil;lı başlamışsa da uzun &ouml;m&uuml;rl&uuml; olamamıştır. &Ouml;zellikle MSP ortaklık kurarken g&ouml;sterdiği esnekliği h&uuml;k&uuml;mette g&ouml;sterememiş, gereksiz ve anlamsız &ccedil;ekişmelerle siyasetin karşılıklı &ouml;d&uuml;n verme ilkesini unutur g&ouml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;r.&nbsp; Bunu &uuml;zerine ortak h&uuml;k&uuml;met kısa s&uuml;rede b&ouml;l&uuml;nme durumuna gelmiştir. Protokolde yer alan 12 Mart 1971&rsquo;in a&ccedil;tığı yaraları sarmak amacıyla &ccedil;ıkarılacak genel af tasarısı parlamentoda oylanırken (14 Mayıs 1974) MSP&rsquo;li bazı &uuml;yeler &ouml;teki sağ kanat partileriyle birlikte oy kullanarak uzlaşmaz tutum takınmışlardır.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/kibris-sorunu-ve-turkiye%e2%80%99nin-adaya-mudahalesi" rel="bookmark" class="crp_title">Kıbrıs Sorunu ve Türkiye’nin Adaya Müdahalesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/gecikmis-ve-tamamlanmamis-bir-uygulama-toprak-reformu" rel="bookmark" class="crp_title">Gecikmiş ve Tamamlanmamış Bir Uygulama: Toprak Reformu</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ismet-inonu%e2%80%99nun-cumhurbaskani-secilmesi" rel="bookmark" class="crp_title">İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı Seçilmesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/kilikyalilar-cemiyeti" rel="bookmark" class="crp_title">KİLİKYALILAR CEMİYETİ</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/trabzon-ve-havalisi-adem-i-merkeziyet-cemiyeti" rel="bookmark" class="crp_title">TRABZON VE HAVALİSİ ADEM-İ MERKEZİYET CEMİYETİ</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/demokrasi%e2%80%99nin-ustune-ortulen-sal-12-mart-muhtirasi">Demokrasi’nin Üstüne Örtülen Şal: 12 Mart Muhtırası</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/demokrasi%e2%80%99nin-ustune-ortulen-sal-12-mart-muhtirasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

