<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnkılap Tarihi &#187; II. Dünya Savaşı</title>
	<atom:link href="http://www.inkilap.info/category/ataturk-sonrasi-turkiye/ii-dunya-savasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.inkilap.info</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 Oct 2011 09:25:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Savaş Koşulları’nda Zorunlu Bir Uygulama: Varlık Vergisi ve Sıkıntıları</title>
		<link>http://www.inkilap.info/savas-kosullari%e2%80%99nda-zorunlu-bir-uygulama-varlik-vergisi-ve-sikintilari</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/savas-kosullari%e2%80%99nda-zorunlu-bir-uygulama-varlik-vergisi-ve-sikintilari#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 03:15:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[II. Dünya Savaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[1942’de çıkarılan ve tartışması günümüze kadar uzanan bir kanun da varlık vergisi kanunudur. Milli Korunma Kanunu’nun uygulanması, özellikle fiyat düzenine yapılan müdahaleler ve bunun sonucunda ortaya çıkan savaş zenginleri, savunma masrafları altında ezilen hükümetin hedefi olmuşlardır. Devlet fiyat artışlarını önleyemeyince, borçlanmaya gitmeden hem savunma harcamalarını karşılamak hem de enflasyonun baskılarını önlemek amacıyla, bir takım olağanüstü [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/savas-kosullari%e2%80%99nda-zorunlu-bir-uygulama-varlik-vergisi-ve-sikintilari">Savaş Koşulları’nda Zorunlu Bir Uygulama: Varlık Vergisi ve Sıkıntıları</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>1942’de çıkarılan ve tartışması günümüze kadar uzanan bir kanun da varlık vergisi kanunudur. Milli Korunma Kanunu’nun uygulanması, özellikle fiyat düzenine yapılan müdahaleler ve bunun sonucunda ortaya çıkan savaş zenginleri, savunma masrafları altında ezilen hükümetin hedefi olmuşlardır.</p>
<p>Devlet fiyat artışlarını önleyemeyince, borçlanmaya gitmeden hem savunma harcamalarını karşılamak hem de enflasyonun baskılarını önlemek amacıyla, bir takım olağanüstü vergiler toplama yoluna gitmiştir. Bu vergiler Varlık Vergisi ile Toprak Mahsulleri Vergisidir.Bu vergilerden siyasal hayatımızda en çok yankı uyandıranı Varlık Vergisi’dir. Devlet bu vergiyle, ekonomik koşulların darlığından meydana gelen güçlüklerden yararlanarak, yüksek kazanç elde eden ve bu kazançları ile orantılı vergi vermeyenlerin mallarının bir kısmına el koymayı amaçlamıştır. Devlet böylece zengin tüccar ve sanayicileri karşısına almış ve savaştan sonra karşısında bulacağı muhalefet cephesinin temellerini atmıştır.</p>
<p>Varlık Vergisi kanunu ile istenilen amaca ulaşılamamıştır. Vergi verenlerden verdikleri kadar vergi tahsil edilmiş, tepkiler karşısında vermeyenlerin borçları ise bir süre sonra silinmiştir. Toplanan vergi gelirleri, savaş sırasında tüccarların kazandıkları tahmin edilen kazançların karşısında çok düşük kalmıştır. Vergi borçlarını ödemeyenler ise, Aşkale’ye çalışma kamplarına gönderilerek çalışma yükümlülüğüne tabi tutulmuşlardır. Varlık vergisi kanununun metninde ırk ve din ayırımına göre bir ayırım söz konusu değildir.</p>
<p>Ancak toplam vergi tahsilatının yarıdan fazlası azınlıklar tarafından ödenmiştir. Varlık vergisi bu nedenle maliye tarihimize ırk ve din ayrımına dayalı bir vergi uygulaması olarak geçmiştir. Bu uygulamada, hem azınlıkların dış ticaretteki etkilerini azaltmak hem de savaş yıllarında oldukça kuvvet kazanan ırkçı ideolojinin etkisi olmuştur.</p>
<p>1943 yılında kabul edilen Toprak Mahsulleri vergisi ise, tarım ürünlerindeki artışlardan yararlananları hedef almıştır. Fakat bu vergiyle de istenilen sonuç elde edilememiştir. Küçük ve yoksul köylünün üzerinde ağır bir yük oluşmuştur.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/gecikmis-ve-tamamlanmamis-bir-uygulama-toprak-reformu" rel="bookmark" class="crp_title">Gecikmiş ve Tamamlanmamış Bir Uygulama: Toprak Reformu</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/devletcilik-uygulamalarinda-yumusama" rel="bookmark" class="crp_title">Devletçilik Uygulamalarında Yumuşama</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/tarim-alaninda-yapilan-yenilikler" rel="bookmark" class="crp_title">Tarım Alanında Yapılan Yenilikler</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/kurtulus-savasinin-maddi-kaynaklari" rel="bookmark" class="crp_title">Kurtuluş Savaşı&#8217;nın Maddi Kaynakları</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/turkiye%e2%80%99de-cogulcu-demokrasiye-gecis-ve-sorunlari" rel="bookmark" class="crp_title">TÜRKİYE’DE ÇOĞULCU DEMOKRASİYE GEÇİŞ VE SORUNLARI</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/savas-kosullari%e2%80%99nda-zorunlu-bir-uygulama-varlik-vergisi-ve-sikintilari">Savaş Koşulları’nda Zorunlu Bir Uygulama: Varlık Vergisi ve Sıkıntıları</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/savas-kosullari%e2%80%99nda-zorunlu-bir-uygulama-varlik-vergisi-ve-sikintilari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Savaş Ekonomisi ve Yokluk Yılları</title>
		<link>http://www.inkilap.info/savas-ekonomisi-ve-yokluk-yillari</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/savas-ekonomisi-ve-yokluk-yillari#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 03:14:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[II. Dünya Savaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye İkinci Dünya Savaşı’na eylemsel olarak girmemiştir, fakat savaş ekonomisinin koşullarını bütün ağırlığı ile yaşamıştır. 1930’lu yılların politikaları sonucu daralan dışalım yarıya düşmüş, yetişkin nüfusun büyük bir bölümü askere alındığından üretimde büyük bir gerileme olmuştur. Savaş öncesinde başlayan planlama çalışmaları, sanayi yatırım programları, savunma harcamalarının bütçeyi etkilemesinden dolayı tamamen ertelenmiştir. Yani 1940-1945 dönemi ekonomik gelişme [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/savas-ekonomisi-ve-yokluk-yillari">Savaş Ekonomisi ve Yokluk Yılları</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Türkiye İkinci Dünya Savaşı’na eylemsel olarak girmemiştir, fakat savaş ekonomisinin koşullarını bütün ağırlığı ile yaşamıştır. 1930’lu yılların politikaları sonucu daralan dışalım yarıya düşmüş, yetişkin nüfusun büyük bir bölümü askere alındığından üretimde büyük bir gerileme olmuştur. Savaş öncesinde başlayan planlama çalışmaları, sanayi yatırım programları, savunma harcamalarının bütçeyi etkilemesinden dolayı tamamen ertelenmiştir. Yani 1940-1945 dönemi ekonomik gelişme sürecini olumsuz yönde etkilemiştir.</p>
<p>1938 yılında Atatürk’ün ölümü ve Avrupa’da savaş rüzgarlarının esmeye başlaması, Türkiye’nin sanayileşme hamlesini sürdürmesine imkan vermemiştir. Türkiye, İkinci Dünya savaşında silahlı bir tarafsızlık politikası izlemiş, yani savaşa girmemeyi başararak savaşın sıcak tahribatından kendisini korumuştur, fakat 6 yıl süre ile savaş ekonomisi koşullarını yaşamıştır.</p>
<p>Savaşın başlamasıyla bütçe gelirlerinin %60’ı savunma harcamalarına ayrılmıştır. Daha önce bahsettiğimiz üzere, büyük bir insan gücü üretim alanından çekilerek silah altına alınması üretimde azalmalara yol açmıştır. Üretimdeki bu azalma devlet gelirlerinde bir azalma yaratırken, devlet harcamalarının da artması enflasyonu hızlandırmıştır.</p>
<p>Savaş ekonomisi, dış ticaretin de tıkanmasına yol açmış, Türkiye’de kısa sürede mal darlığı ve fiyat artışları başlamıştır. Bunun üzerine 1940 yılında üretim ve tüketimi düzenlemek ve denetlemek amacı ile Milli Koruma Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanun ile devletin ekonomi üzerindeki kontrolü daha da artmış, ekonomi girilmesi her an mümkün olan savaşın koşullarına uydurulmaya çalışılmıştır.</p>
<p><strong>Bu kanuna göre düzenlemeler şu şekildedir:</strong></p>
<p>- Hükümet özel kişilere ait sanayii ve maden işletmelerinin hangi malları ne kadar üreteceklerini belirleyecektir.</p>
<p>- Hükümet gerek gördüğü kuruluşlara bir tazminat ödeyerek el koyabilecektir.</p>
<p>- Tarımda ne ekileceğini devlet belirleyecek ve gerekirse 500 hektarın üstündeki araziye tazminat ödeyerek kendisi işletebilecektir.</p>
<p>- Özel kişilere ait taşıt araçları devletçe belirlenecek ve bu araçlar yine devletçe belirlenecek fiyatlarla çalıştırılacak, eğer gerek görülürse devlet tarafından satın alınabilecekti.</p>
<p>- Özel kesimin yatırımları izin alma şartına bağlanarak, devletin denetimine tabi tutulmuştur. Devlet gerekli gördüğü işletmelere kredi, malzeme, uzman eleman ve işçi sağlayacaktır.</p>
<p>- İç ve dış ticarette fiyat kontrolü sistemi getirilmiştir. Devlet piyasalara alıcı olarak girebilecek, bizzat dışalım yapabilecek, ihtiyaç duyulan mallara el koyabilecek ve bunların dağıtımını yapabilecektir.</p>
<p>Görüldüğü gibi Milli Korunma Kanunu ile son derece karışmacı, özel girişimi sınırlayıcı  hükümler getirilirken, onun kârlarını devlet garantisi altına alan hükümler de içermektedir.</p>
<p>Milli Korunma Kanununun uygulanmasında, özellikle fiyat kontrolündeki tutarsızlıklar dışalım ve dışsatım olanaklarının yaratılması gibi yollarla ortaya savaş zengini denilen bir zümre çıkmıştır. Uygulanan zorunlu önlemler bir sonuç vermemiş, daima bürokrasiye çarparak yıpratılmış ve etkisiz hale getirilmiştir.</p>
<p>1941 yılında Ticaret Ofisi ve Petrol Ofisi kurulmuştur. Amaç dışalım ve dışsatımı daha yakından denetlemektir. Bu kuruluşların görevi, bazı temel tüketim mallarının ve petrol ürünlerinin dışalım ve dışsatımını yapmak, yurt içi dağıtımını ve fiyatlarının denetimini yapmaktır. Daha sonra sanayi ve tarım alanlarındaki üreticilerin ve tüccarların stokları belirlenerek, bunların resmi fiyatlarla kamu kuruluşlarına satılması için kararlar alınmıştır. 1942 yılında temel gıda ve diğer tüketim mallarının halka dağıtımı için Dağıtma Ofisi ve Mahalli Dağıtma Birlikler’i kurulmuştur. 1942 Temmuz’unda başbakan Refik Saydam’ın ölümünden sonra kurulan Şükrü Saraçoğlu hükümeti, daha önceki hükümetin el koyma ve müdahalelerinden vazgeçerek, ticareti serbestleştiren bir politika uygulamıştır.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/devletin-ticarete-karismasi" rel="bookmark" class="crp_title">Devletin Ticarete Karışması</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/sanayide-devlet" rel="bookmark" class="crp_title">Sanayide Devlet</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/savas-kosullari%e2%80%99nda-zorunlu-bir-uygulama-varlik-vergisi-ve-sikintilari" rel="bookmark" class="crp_title">Savaş Koşulları’nda Zorunlu Bir Uygulama: Varlık Vergisi ve Sıkıntıları</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/turk-ekonomisinde-yeni-donem-ithal-ikameciligin-sonu" rel="bookmark" class="crp_title">Türk Ekonomisinde Yeni Dönem: İthal İkameciliğin Sonu</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ticaret-alaninda-yapilan-yenilikler" rel="bookmark" class="crp_title">Ticaret Alanında Yapılan Yenilikler</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/savas-ekonomisi-ve-yokluk-yillari">Savaş Ekonomisi ve Yokluk Yılları</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/savas-ekonomisi-ve-yokluk-yillari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İkinci Dünya Savaşı Yılları</title>
		<link>http://www.inkilap.info/ikinci-dunya-savasi-yillari</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/ikinci-dunya-savasi-yillari#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 03:11:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[II. Dünya Savaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı 20. yüzyılın ilk yarısında en yıkıcı savaşlardan biri olmuştur. Savaşın etkileri dünyanın hemen hemen her yerinden hissedilmiştir. Altı yıl süren bu savaşın sonunda hemen barış yapılamamış, devletler arası mücadeleler ve menfaatlerin çatışması dünyayı tekrar üçüncü bir sıcak savaşın eşiğine getirmiştir. Yani soğuk savaş atmosferi bütün dünyayı tam on beş yıl etkisi altına [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/ikinci-dunya-savasi-yillari">İkinci Dünya Savaşı Yılları</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Birinci Dünya Savaşı 20. yüzyılın ilk yarısında en yıkıcı savaşlardan biri olmuştur. Savaşın etkileri dünyanın hemen hemen her yerinden hissedilmiştir. Altı yıl süren bu savaşın sonunda hemen barış yapılamamış, devletler arası mücadeleler ve menfaatlerin çatışması dünyayı tekrar üçüncü bir sıcak savaşın eşiğine getirmiştir. Yani soğuk savaş atmosferi bütün dünyayı tam on beş yıl etkisi altına almıştır.</p>
<p>Türkiye II. Dünya savaşına fiilen girmemiştir, fakat bu savaşın uluslararası etkileri Türkiye’de çok daha önceden hissedilmeye başlanmıştır. Devlet kapitalizmi gelişme göstererek, devlet müdahaleciliği savaş yıllarında gittikçe yoğunlaşmıştır.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren dış politikasının temelini dostluk ilkesi oluşturmuştur. Bu nedenle gerek komşuları gerekse büyük devletler ile dostluk ilişkileri kurmaya çalışmış ve bunda da başarılı olmuştur. Ancak Avrupa’da faşist rejimlerin kurulması ve bunların saldırgan bir politika gütmeleri Türk diplomasisini harekete geçirmiştir. Özellikle İtalya’nın Asya’da ve Afrika’da emeller beslemesi Türkiye’de büyük yankılar uyandırmıştır.Diplomasi ve dış ticaret ilişkilerini paralel olarak yürüten Nazi Almanya’sı, Türk dış ticaretini büyük ölçüde kendisine bağlayarak, Türkiye’yi kendi yanında savaşa çekmeye çalışmıştır. Almanya’nın yanında savaşan diğer devletler de İkinci Dünya savaşı boyunca Türkiye’nin stratejik mevkilisinin önemi dolayısıyla, Türkiye’yi savaşın içine çekmek için üzerinde çeşitli baskılar uygulamışlardır. Onların bu çabalarına rağmen Türkiye’nin politikası, savaşın dışında kalmak ve memleketi savaşın yıkıntılarından korumaya çalışmak olmuştur. Bunun karşın her an savaşa girecekmiş gibi ekonomiyi ve orduyu ayakta tutmak zorunda kalmıştır. Bu bakımdan savaş yılları, Türkiye’de etkilerini günümüze kadar sürdüren gelişmelere yol açmıştır.</p>
<p>Türkiye’nin bu savaşa katılma zorunluluğu, 19 Ekim 1939 tarihli Ankara İttifakı’na göre ortaya çıkmıştır. Almanya’nın 1940 Mayısında Fransa’ya saldırması ve İtalya’nın Fransa’ya savaş ilan etmesi üzerine, İngiltere ve Fransa bu ittifakın birinci maddesine göre, savaş Akdeniz’e de yayılmış olduğundan Türkiye’nin de savaşa girmesi gerektiğini bildirmişlerdir. Türkiye ise 1925 tarihli Türk-Sovyet Dostluk ve Saldırmazlık Paktı’na göre, Sovyetleri karşısına almak istememiştir. Ayrıca 19 Ekim 1939 tarihli Ankara İttifakı’nı ikinci maddesine göre de müttefiklerin yanında yer almak zorunda değildir. Bu nedenle İngiltere ve Fransa Türkiye’nin savaşa katılması konusunda fazla ısrar etmemişlerdir. Ancak 28 Ekim 1940’da İtalya Yunanistan’a saldırmış, bunun üzerine İngiltere ve Fransa daha önce garanti verdikleri Yunanistan ve Romanya’ya yardım etmek zorunda kalmışlar ve Türkiye’nin de 1939 tarihli Ankara İttifakı’na göre kendilerine katılması belirtmişlerdir. Türkiye bu sefer de Almanya’nın tehdidi altında kalmıştır.</p>
<p>Balkanlarda ise Bulgaristan toprak emelleri yüzünden her an Yunanistan’a saldırı hazırlığı içindeydi. Türkiye bu durum karşısında Bulgaristan’ı uyararak, Yunanistan’a saldırdıkları takdirde sessiz kalmayacaklarını belirtmiştir. Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’a; İtalya’nın Selanik’i alması veya Bulgaristan’ın Yunanistan’a saldırması halinde savaşa katılabileceğini bildirmiş, ancak böyle bir olasılık gerçekleşmediği için yine savaşa katılmamıştır.</p>
<p>1940 sonu ile 1941 başlarında Almanya’nın Balkanlardaki faaliyetleri karşısında rahatsız olan Sovyetler Türkiye’ye yanaşmaya başlamıştır. İngiltere ise Almanların Bulgaristan’a yerleşmesini tehlikeli bularak, Türkiye’nin hemen savaşa katılmasını istemiştir. Çünkü, bütün Orta Doğu’ya özellikle de İran ve Irak petrolleri ile Süveyş’e giden yolun Almanlara açılmasından korkmuşlardır. Türkiye ise, hem Sovyetlerin durumundan emin olmadığından hem de üzerindeki Alman baskısı devam ettiğinden yine savaşa yanaşmamıştır.</p>
<p>İngiltere Almanya’nın balkanlardaki faaliyetleri karşısında; Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan arasında bir balkan bloğunun kurulmasını istemiştir. Türkiye bu kararı olumlu karşılamıştır, fakat Sovyetlerin de bu bloğa dahil olmasını ve Amerika’nın desteğini şart koşmuştur.Amerika’nın desteğini istemesinin nedeni, İngiltere’nin gerektiği kadar silah yardımında bulunamayacağını zannetmesidir. Amerika bu bloğa ilgi göstererek bir temsilcisini Ankara’ya yollamıştır.Ancak balkanlarda kurulması düşünülen bu bloktan bir sonuç çıkmamıştır.</p>
<p>1941 Martı sonunda Türk-Sovyet ilişkileri olumlu yönde gelişme göstermiş, Türkiye’nin Almanya’ya karşı savaşa girmesi halinde tarafsız kalacaklarını bildirmişlerdir. Bu sırada Irak’ta Almanya taraftarı Raşid Ali Geylani bir hükümet darbesi ile iktidarı ele geçirmiştir. İngiltere Geylani’ye karşı hemen harekete geçmiştir Bu sefer Geylani’nin Almanya’dan yardım istemesi, Türkiye ile Almanya’yı karşı karşıya getirmiştir. Türkiye bu yardımın kendi toprakları üzerinden geçmesine izin vermemiştir. Almanların Türkiye’ye Batı Trakya ve Ege adalarından toprak teklif etmeleri de işe yaramamıştır. Aynı tarihlerde Hitler, Rusya’ya saldırı hazırlığı içinde olduğundan, 18 Haziran 1941 tarihinde Türkiye ile saldırmazlık anlaşması imzalamışlar,böylece sağ kanatlarını garanti altına alarak Rusya’ya saldırmışlardır. Türkiye’nin bu tutumu Amerika’yı kızdırmış, Amerika bu nedenle Ödünç Verme ve Kiralama Kanunu çerçevesinde Türkiye’ye yaptığı yardımı kesmiştir. İngiltere ise, Türkiye’ye gücenmiş olmasına rağmen Amerika’dan aldığı yardımın bir kısmını Türkiye’ye devretmiştir. Çünkü Türkiye, Almanlara karşı koyarak bütün Orta Doğu’yu ve petrolleri Almanların elinden kurtarmıştır.</p>
<p>Almanya Türkiye’yi kendi tarafında savaşa çekmek için baskı yapmaya devam etmiştir. Hatta Türkiye’nin Sovyetlerden duyduğu endişeyi bildiği için bu durumdan hemen yararlanmıştır. 1940’da yapılan Alman-Rus görüşmelerinde, Rusların boğazlar hakkındaki düşüncelerini açıklayarak, boğazların savunması bakımından Ege’deki bazı önemli adaları Türkiye’ye vermeyi teklif etmiştir. Türkiye ise Sovyetlerin zaferiyle ortaya çıkacak kötü ihtimalleri bildiği halde, yine de tarafsızlığını korumuştur. Almanya Türkiye’nin bu tutumu karşısında 1942 yılı sonlarında, Türkiye’yi kendi tarafında savaşa çekmekten vazgeçmiştir.</p>
<p>Almanya’nın Türkiye üzerindeki baskısı kalkmakla beraber, bu sefer de müttefiklerin baskısı artmış, bunlar yaptıkları her konferansta Türkiye’nin savaşa katılmasını dile getirmişlerdir. Roosevelt ile Churchill arasındaki 1943 tarihinde yapılan Casablanca konferansına göre; başbakan Churchill 30 ocak-1 şubat 1943 tarihleri arasında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve başbakan Şükrü Saraçoğlu ile görüşmek üzere Adana’ya gelmiş ve Türkiye’nin en geç 1943 yılı sonunda savaşa katılmasını istemiştir. Türkiye ise hem Sovyetler ile ilgili endişelerini yani Rusya’nın Almanları yenerek Avrupa’ya egemen olmasını hem de Türk ordusunun malzeme bakımından desteklenmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Amerika ve İngiltere Türkiye’yi destekleyeceklerini bildirdikleri halde, Türkiye yine tarafsız kalmayı tercih etmiştir. Türkiye’nin bu tarafsız tutumunun Almanların işine yarayacağını düşünen Ruslar,</p>
<p>1943 Ekim’inde dış işleri bakanlarının Moskova konferansında, Türkiye’yi savaşa girmesi konusunda zorlamışlarsa da yine başarılı olamamışlardır.</p>
<p>Kasım 1943’de Ruslar, Tahran Konferansı’nda, 4-6 Aralık 1943’de de Churchill Kahire’de, Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile yaptığı görüşmelerde, Türkiye’yi yeniden savaşa girmesi konusunda zorlamışlardır. Türkiye müttefiklerin bu ağır baskıları sonucunda, yeterli savaş malzemesinin olması halinde savaşa katılabileceklerini bildirmiştir.Aralarında yaptıkları görüşmelerden sonra, Türkiye’nin istedikleri malzemelerin gönderilmesinin ancak savaşın sonunu bulacağı belirtilerek, ilişkiler yeniden gerginleşmiştir. Churchill bu sefer, savaş sonunda yapılacak barış konferansında Türkiye’nin yerinin sağlam olamayacağını belirtmiştir. Türkiye bunun üzerine 1944 Mayıs’ında Sovyetlere yakınlaşmaya başlamıştır .Fakat Rusya bu yakınlaşma için Türkiye’nin savaşa katılmasını şart koşmuştur. Türkiye bu durum karşısında, gittikçe askeri durumu bozulan Almanya ile ilişkilerini keserek, İngiltere ve Amerika’dan barış konferansında tam bir müttefik muamelesi göreceğini güvence altına almıştır.</p>
<p>1945 yılına gelindiğinde Türkiye’nin en büyük endişesi, Orta Avrupa’yı ve Balkanları askeri işgalleri altına alan Ruslar olmuştur. Müttefikler arasında yapılan Yalta Konferansında Sovyet-Rusya, boğazlar konusunda Montreux Sözleşmesi’nin değişmesi gerektiğini belirterek, kendilerine daha geniş bir geçiş serbestisi tanınmasını istemişlerdir. Bu konferansın hemen ardından da 1925 tarihli Türk-Sovyet Tarafsızlık ve Saldırmazlık Paktı’nı feshederek, Türkiye’ye hem boğazlar konusunda hem de Kars ve Ardahan’ın Rusya’ya iadesi konusunda sert notalarda bulunmuşlardır. Böylece Türk_Sovyet ilişkileri yeniden kritik bir döneme girmiştir.</p>
<p>Müttefikler arasında yapılan Postdam konferansında; Amerika’nın, Rusya’nın ve İngiltere’nin boğazlar hakkındaki görüşlerini ayrı ayrı Türkiye’ye bildirmelerine karar verilmiştir. Bu sırada İkinci Dünya savaşı, Amerikan uçaklarının 6 Ağustos 1945’te Hiroshima, 9 Ağustos 1945 de de Nagasaki’yi bombalamalarıyla sona ermiş, Japonlar 2 Eylül 1945’te Tokyo Koyu’nda Amerikan Missouri zırhlısına teslim olmuşlardır.</p>
<p>Postdam Konferansı’na göre, İngiltere ve Amerika boğazlar hakkındaki görüşlerini Türkiye’ye bildirmişlerdir. Buna göre; Boğazlar’da ticaret gemileri için tam serbesti, Karadeniz’e kıyısı olan devletlerin savaş gemilerinin geçişi için geniş serbesti, Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin savaş gemilerinin geçişi için ise, Karadeniz’e kıyısı olan devletlerin onayı ve sınırlı ağırlık ile geçiş hakkı tanınacaktır.</p>
<p>Rusya ise, Boğazlar hakkındaki görüşünü Türk-Sovyet ilişkilerinin gerginliği yüzünden bir yıl sonra bildirmiştir. Ancak İngiltere ve Amerika, Rusya’nın “Yeni boğazlar rejiminin yalnız Karadeniz’e kıyısı olan devletler tarafından düzenlenmesi” ve “Ticaret ve geliş-geçiş serbestiliğinin, boğazların güvenliği açısından sadece Türkiye ve Rusya tarafından sağlanması” konusundaki görüşlerini kabul etmemişlerdir. Türkiye’de Rusya’nın boğazlar konusundaki bu isteklerine her ne şekilde olursa olsun karşı koyacaklarını bildirmiştir. Amerika ve İngiltere, boğazların savunması konusunda tek yetkilinin Türkiye olması gerektiğini, bu nedenle tarafların tekrar Türk hükümetine görüşlerini bildirmelerini belirterek boğazlar konusundaki tartışmalara son vermişlerdir. Ve halen boğazlar konusunda, Montreux Sözleşmesi devam etmektedir.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/montreux-bogazlar-sozlesmesi" rel="bookmark" class="crp_title">Montreux Boğazlar Sözleşmesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/birinci-dunya-savasi%e2%80%99nin-sona-ermesi" rel="bookmark" class="crp_title">Birinci Dünya Savaşı’nın Sona Ermesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ikinci-dunya-savasi%e2%80%99nin-sonu-ve-turkiye" rel="bookmark" class="crp_title">İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN SONU VE TÜRKİYE</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/milli-sef-donemi%e2%80%99nde-turkiye-cumhuriyeti" rel="bookmark" class="crp_title">Milli Şef Dönemi’nde Türkiye Cumhuriyeti</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/balkan-antanti" rel="bookmark" class="crp_title">Balkan Antantı</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/ikinci-dunya-savasi-yillari">İkinci Dünya Savaşı Yılları</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/ikinci-dunya-savasi-yillari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

