<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnkılap Tarihi &#187; Toplumsal Yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.inkilap.info/category/ataturk-donemi/toplumsal-yasam/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.inkilap.info</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 Oct 2011 09:25:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Şapka ve Kıyafet Devrimi</title>
		<link>http://www.inkilap.info/sapka-ve-kiyafet-devrimi</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/sapka-ve-kiyafet-devrimi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Feb 2011 14:30:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplumsal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=598</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk yapmış olduğu devrimlerde Türk toplumunun uygar milletler gibi giyim ve kuşamda da ileri bir seviyede olmasını istemiştir. İşte bu yüzden yapacağı bazı devrimlere zemin hazırlamak açısından da oldukça önemli olan kılık ve kıyafet değişikliklerine oldukça önem vermiştir. Elbetteki bir düzen içerisinde bazı devrimler hayata geçiriliyor ve bu devrimlere toplum hazır oldukça devam ediliyordu. Atatürk [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/sapka-ve-kiyafet-devrimi">Şapka ve Kıyafet Devrimi</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Atatürk yapmış olduğu devrimlerde Türk toplumunun uygar milletler gibi giyim ve kuşamda da ileri bir seviyede olmasını istemiştir.  İşte bu yüzden yapacağı bazı devrimlere zemin hazırlamak açısından da oldukça önemli olan kılık ve kıyafet değişikliklerine oldukça önem vermiştir. Elbetteki bir düzen içerisinde bazı devrimler hayata geçiriliyor ve bu devrimlere toplum hazır oldukça devam ediliyordu.</p>
<p>Atatürk ilk olarak bir yurt gezisinde Kastamonu’da halkın karşısına şapka giyerek çıkmış ve toplumun ilk tepkilerini ölçmüştür.  Kastamonu’nun bir Anadolu şehri olması ve ilk tepkilerinin olumlu olması ile şapka giyilmesi toplumda kademe kademe rağbet görmüştür. Bu da yapılacak diğer devrimlere zemin hazırlamıştır. Atatürk bu konuda Nutuk’ta der ki: “Fesin kaldırılması zorunluydu. Çünkü fes, kafalarımızın üstünde, bilgisizliğin, bağnazlığın, uygarlık ve her türlü ilerleme karşısında duyulan nefretin bir simgesi gibi oturuyordu.” Buradan da anlaşılacağı üzere Atatürk fes’i her tülü ilerlemenin karşısında duran bir engel olarak görmekle aslında yapacağı bazı devrimlerinde müjdesini veriyordu.</p>
<p>İlk olarak konu Millet Meclisi’ne bir kanun teklifi olarak getirildi. Atatürk ilk önce Bakanlar Kurulu’nu toplayarak 2 Eylül 1925’te çok önemli üç kararname çıkarılmasını sağladı. Bu kararnameler: </p>
<p><strong>1-</strong> Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin kararname,<br />
<strong>2-</strong> İlmiye sınıfının kılığına ilişkin kararname,<br />
<strong>3-</strong> Devlet memurlarının kılığına ilişkin kararnamedir. </p>
<p>25 Kasım 1925’te TBMM’de “Şapka Kanunu” kabul edilmiş, bu kanuna uymayanlar hakkında çeşitli ceza müeyyideleri uygulamaya konulmuştur.</p>
<p>Kadınların çarşaf, peçe gibi kıyafetler yerine çağdaş giysiler giymeleri sağlanmış, erkeklerde fes yerine şapka giyilmesi kanuni zorunluluk haline getirilmiştir.</p>
<p>3 Aralık 1934’te çıkarılan bir kanunla din adamlarının ibadet yerleri dışında dini kıyafetlerle gezmeleri yasaklanmış, yalnızca Diyanet İşleri Başkanı ve diğer dinlerin en yetkili kişilerinin özel kıyafetleri ile dolaşabilmelerine izin verilmiştir.</p>
<p><strong>Şapka ve Kıyafet Devriminin Sonuçları </strong></p>
<p>* Yapılacak olan devrimlerin önü açılmış,<br />
* Türk toplumu daha modern ve çağdaş kıyafetlere kavuşturulmuş,<br />
* Dinsel amaçlı kullanılan giysilerden uzaklaştırılmıştır.<br />
* Ayrıca Türk kadınının toplum içerisindeki değeri ve saygınlığı da artırılmıştır.<br />
* Şapka devrimi ile çağdaş bir toplum olma yolunda önemli bir adım atılmıştır.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/kiyafet-ve-modernlesme" rel="bookmark" class="crp_title">Kıyafet ve Modernleşme</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ataturk-devrimleri" rel="bookmark" class="crp_title">Atatürk Devrimleri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/milli-egitim" rel="bookmark" class="crp_title">Milli Eğitim</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/toplumsal-yasamin-laiklestirilmesi" rel="bookmark" class="crp_title">Toplumsal Yaşamın Laikleştirilmesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/medeni-kanun%e2%80%99un-kabulu" rel="bookmark" class="crp_title">Medeni Kanun’un Kabulü</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/sapka-ve-kiyafet-devrimi">Şapka ve Kıyafet Devrimi</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/sapka-ve-kiyafet-devrimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soyadı Yasasının Kabulü</title>
		<link>http://www.inkilap.info/soyadi-yasasinin-kabulu</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/soyadi-yasasinin-kabulu#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Feb 2011 14:25:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplumsal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=596</guid>
		<description><![CDATA[Soyadı yasası 21 Haziran 1934 yılında çıkarılmıştır. Yasanın çıkarılmasıyla her Türk vatandaşı kendisine uygun bir soyadı almakla yükümlü tutulmuştur. Alınacak soyadlar Türkçe olacak, gülünç, ahlaka aykırı, rütbe, memurluk, yabancı ırk ve millet adları kullanılmayacaktı. TBMM 24 Kasım 1934 yılında çıkardığı 2258 sayılı kanunla, Mustafa Kemal’e Türk’ün atası anlamını taşıyan “Atatürk” soyadını Türk milletinin bir şükran [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/soyadi-yasasinin-kabulu">Soyadı Yasasının Kabulü</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Soyadı yasası 21 Haziran 1934 yılında çıkarılmıştır. Yasanın çıkarılmasıyla her Türk vatandaşı kendisine uygun bir soyadı almakla yükümlü tutulmuştur. Alınacak soyadlar Türkçe olacak, gülünç, ahlaka aykırı, rütbe, memurluk, yabancı ırk ve millet adları kullanılmayacaktı.</p>
<p>TBMM 24 Kasım 1934 yılında çıkardığı 2258 sayılı kanunla, Mustafa Kemal’e Türk’ün atası anlamını taşıyan “Atatürk” soyadını Türk milletinin bir şükran ifadesi olarak vermiştir. Yine 1934 yılı içerisinde çıkarılan yasayla insanlar arasındaki ayrıcalıkları belirten ağa, bey, hacı, hafız, paşa, molla, hanımefendi ve hazretleri gibi lakap ve unvanların kullanılması yasaklanmış, böylece soyadı  kullanımıyla da yasalar önünde insanların eşit bir hale gelmesi sağlanmıştır.</p>
<p>Milli Mücadelede gösterilen başarılardan dolayı verilen madalyaların kullanılması dışında, Osmanlı idarecilerinin verdiği her türlü nişan ve rütbelerin kullanılması yasaklanmıştır.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/soyadi-kanunu" rel="bookmark" class="crp_title">Soyadı Kanunu</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ataturk-devrimleri" rel="bookmark" class="crp_title">Atatürk Devrimleri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/anayasalarda-yurttaslik-kavrami-ve-gelisimi" rel="bookmark" class="crp_title">Anayasalarda Yurttaşlık Kavramı ve Gelişimi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ali-riza-efendi" rel="bookmark" class="crp_title">Ali Rıza Efendi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/sapka-ve-kiyafet-devrimi" rel="bookmark" class="crp_title">Şapka ve Kıyafet Devrimi</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/soyadi-yasasinin-kabulu">Soyadı Yasasının Kabulü</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/soyadi-yasasinin-kabulu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın Haklarının Tanınması</title>
		<link>http://www.inkilap.info/kadin-haklarinin-taninmasi</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/kadin-haklarinin-taninmasi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Feb 2011 14:22:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplumsal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=594</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk, toplumun bir parçası olan kadınların her alanda ileri bir seviyede olmasını arzu etmiştir. Daha önceleri Osmanlı toplumunda kadınlar yaşamsal ve sosyal açıdan hiç bir öneme sahip olmazken, Medeni Kanun’la kadınlara toplumsal açıdan bazı haklar tanınmış, siyasal açıdan pek bir değişiklik olmamıştı. Atatürk’ün yapmış olduğu girişimler neticesinde, Türk kadınlarının iktisadi ve siyasal yaşama katılımlarının sağlanabilmesi [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/kadin-haklarinin-taninmasi">Kadın Haklarının Tanınması</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Atatürk, toplumun bir parçası olan kadınların her alanda ileri bir seviyede olmasını arzu etmiştir.</p>
<p>Daha önceleri Osmanlı toplumunda kadınlar yaşamsal ve sosyal açıdan hiç bir öneme sahip olmazken, Medeni Kanun’la kadınlara toplumsal açıdan bazı haklar tanınmış, siyasal açıdan pek bir değişiklik olmamıştı.</p>
<p>Atatürk’ün yapmış olduğu girişimler neticesinde, Türk kadınlarının iktisadi ve siyasal yaşama katılımlarının sağlanabilmesi açısından bir dizi değişiklikler yapılmıştır. Kadınlara, 1930 yılında belediye seçimlerinde seçme, 1933 yılında çıkarılan Köy Kanunuyla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 1934’te Anayasada yapılan bir değişiklikle milletvekili seçme ve seçilme haklarının tanınmasıyla, Türk kadını layık olduğu değere kavuşmuştur.</p>
<p>Kadınlara tanınan bu hakların o yıllarda bir çok Avrupa devletlerinde bile bulunmayışı, Atatürk’ün kadın haklarına verdiği değer ve önemi en güzel şekilde ortaya koymaktadır.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/medeni-kanun%e2%80%99un-kabulu" rel="bookmark" class="crp_title">Medeni Kanun’un Kabulü</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/turk-medeni-kanunu%e2%80%99nun-getirdikleri" rel="bookmark" class="crp_title">Türk Medeni Kanunu’nun Getirdikleri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ataturkcu-dusuncenin-evrensel-degeri" rel="bookmark" class="crp_title">Atatürkçü Düşüncenin Evrensel Değeri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/cumhuriyetin-ilani" rel="bookmark" class="crp_title">Cumhuriyetin İlanı</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/sapka-ve-kiyafet-devrimi" rel="bookmark" class="crp_title">Şapka ve Kıyafet Devrimi</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/kadin-haklarinin-taninmasi">Kadın Haklarının Tanınması</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/kadin-haklarinin-taninmasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik</title>
		<link>http://www.inkilap.info/takvim-saat-ve-olculerde-degisiklik</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/takvim-saat-ve-olculerde-degisiklik#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Feb 2011 14:19:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplumsal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=592</guid>
		<description><![CDATA[Yurt içi ve yurt dışındaki ticari ilişkilerin düzenlenmesinde, çeşitli kolaylıkların sağlanması adına yapılan değişiklikleri kapsamaktadır; Ağırlık ölçüsü birimi olarak kullanılan okka yerine, kilo ve gram, uzunluk ölçüsü birimi endaze yerine, metre ve santimetre gibi ağırlık ve ölçü birimleri getirilmiştir. 1925 yılında çıkarılan kanunla Hicri ve Rumi takvimler yerine Miladi takvim kabul edilerek 1 Ocak 1926’dan [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/takvim-saat-ve-olculerde-degisiklik">Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Yurt içi ve yurt dışındaki ticari ilişkilerin düzenlenmesinde, çeşitli kolaylıkların sağlanması adına yapılan değişiklikleri kapsamaktadır;</p>
<p>Ağırlık ölçüsü birimi olarak kullanılan okka yerine, kilo ve gram, uzunluk ölçüsü birimi endaze yerine, metre ve santimetre gibi ağırlık ve ölçü birimleri getirilmiştir. 1925 yılında çıkarılan kanunla Hicri ve Rumi takvimler yerine Miladi takvim kabul edilerek 1 Ocak 1926’dan itibaren de kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Güneşin batışına göre ayarlanan saat yerine, çağdaş dünyanın kullandığı saat sistemi kabul edilerek ezani saat uygulamasından bu günkü kullandığımız modern saat uygulamasına geçilmiştir.</p>
<p>Milli bayramlar ve tatil günleri yeniden düzenlenmiş,1935 yılında çıkarılan kanunla  hafta tatili Cuma’dan, Cumartesi öğleden sonra ve Pazar gününe alınmıştır.</p>
<p>Böylelikle; </p>
<p>* Miladi takvimin kullanılmaya başlanması,<br />
* ağırlık ve uzunluk ölçü birimlerinde yapılan değişikliklerin hayata geçirilmesi,<br />
* bir günün 24 saate bölünerek günlük yaşayışın yeniden şekillendirilmesinin sağlandığı modern saat uygulamasına geçilmesi,<br />
* milli bayramlar ile tatil günlerinin tekrar düzenlenmesi ile uluslar arası ticari ilişkilerin gelişimi açısından oldukça önemli adımlar atılmıştır.</p>
<p>Takvim saat ve ölçülerde değişiklik yapılması neticesinde en büyük kazancı ülke ekonomisi elde etmiştir.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/cagdas-olcu-birimlerinin-benimsenmesi" rel="bookmark" class="crp_title">Çağdaş Ölçü Birimlerinin Benimsenmesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/sapka-ve-kiyafet-devrimi" rel="bookmark" class="crp_title">Şapka ve Kıyafet Devrimi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/izindeyiz" rel="bookmark" class="crp_title">İzindeyiz</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/yeni-yazi" rel="bookmark" class="crp_title">Yeni Yazı</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/kadin-haklarinin-taninmasi" rel="bookmark" class="crp_title">Kadın Haklarının Tanınması</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/takvim-saat-ve-olculerde-degisiklik">Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/takvim-saat-ve-olculerde-degisiklik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Medeni Kanun’un Kabulü</title>
		<link>http://www.inkilap.info/medeni-kanun%e2%80%99un-kabulu</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/medeni-kanun%e2%80%99un-kabulu#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Feb 2011 14:16:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplumsal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=590</guid>
		<description><![CDATA[Medeni Kanun ’un kabulü (17 Şubat 1926) ile sosyal alanda tam bir eşitlik anlayışı gerçekleştirilmiştir. Osmanlı Devleti döneminde uygulanan ve din kuralları ile yürütülen hukuk işleri, çağdaş bir uygarlığa adım atmış Türk toplumunun gereksinimlerini karşılayamaz görüntüsü veriyordu. İlk olarak Tanzimat döneminde hazırlanan Mecelle ile bir takım yenilikler getirilmiş ancak yeterli olmamıştı. Kişilerin aile kurumu, mülkiyet [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/medeni-kanun%e2%80%99un-kabulu">Medeni Kanun’un Kabulü</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Medeni Kanun ’un kabulü (17 Şubat 1926) ile sosyal alanda tam bir eşitlik anlayışı gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Osmanlı Devleti döneminde uygulanan ve din kuralları ile yürütülen hukuk işleri, çağdaş bir uygarlığa adım atmış Türk toplumunun gereksinimlerini karşılayamaz görüntüsü veriyordu.</p>
<p>İlk olarak Tanzimat döneminde hazırlanan Mecelle ile bir takım yenilikler getirilmiş ancak yeterli olmamıştı. Kişilerin aile kurumu, mülkiyet ilişkileri, miras sorunları, hak ve borçları, satın alma, kiralama gibi bir çok konuda eksiklikler taşıdığından, tam bir Medeni Kanun sayılamazdı.</p>
<p>İşte bu sebeplerden dolayı, İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanan Medeni Kanun TBMM’de kabul edilerek 17 Şubat 1926 yürürlüğe konmuştur. Medeni Kanunun Kabulü ile Türk aile yapısında olumlu değişikliler meydana gelmiştir.</p>
<p><strong>Türk Medeni Kanunu’nun getirdiği yenilikler:</strong></p>
<p>* Ailede kadın erkek eşitliği sağlanmıştır.<br />
* Yapılacak evliliklerde resmi nikah yapma zorunluluğu getirilmiştir.<br />
* Tek eşle evlilik yapılması esası getirildi.<br />
* Kadınlara toplum yaşayışı içerisinde istedikleri mesleğe girebilme hakkı tanınmıştır.<br />
* Mahkemelerde tanıklık yapma ve miras ile boşanma konularında kadın ve erkek eşit hale getirilmiştir.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/turk-medeni-kanunu%e2%80%99nun-getirdikleri" rel="bookmark" class="crp_title">Türk Medeni Kanunu’nun Getirdikleri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/kadin-haklarinin-taninmasi" rel="bookmark" class="crp_title">Kadın Haklarının Tanınması</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/turk-medeni-kanunu%e2%80%99nun-cikarilmasi" rel="bookmark" class="crp_title">Türk Medeni Kanunu’nun Çıkarılması</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/sapka-ve-kiyafet-devrimi" rel="bookmark" class="crp_title">Şapka ve Kıyafet Devrimi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/turkiye%e2%80%99de-laiklesme-surecinin-genel-ozellikleri" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye’de Laikleşme Sürecinin Genel Özellikleri</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/medeni-kanun%e2%80%99un-kabulu">Medeni Kanun’un Kabulü</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/medeni-kanun%e2%80%99un-kabulu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması</title>
		<link>http://www.inkilap.info/tekke-zaviye-ve-turbelerin-kapatilmasi</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/tekke-zaviye-ve-turbelerin-kapatilmasi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Feb 2011 13:32:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplumsal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=585</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı toplum ve eğitim hayatında önemli bir yere sahip olan tekke ve zaviyeler zamanla yozlaşmış çağ dışı kurumlar haline gelmişti. Toplumda ayrılık unsuru oluşturan bu kurumların laik Türkiye Cumhuriyeti ile bağdaşma olanağı yoktu. Bu nedenle, 30 Kasım 1925’te çıkarılan bir kanunla tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı. Şeyh, derviş, mürid, dede gibi unvanlarda yasaklandı. Atatürk “Türkiye [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/tekke-zaviye-ve-turbelerin-kapatilmasi">Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Osmanlı toplum ve eğitim hayatında önemli bir yere sahip olan tekke ve zaviyeler zamanla yozlaşmış çağ dışı kurumlar haline gelmişti. Toplumda ayrılık unsuru oluşturan  bu kurumların laik Türkiye Cumhuriyeti ile bağdaşma olanağı yoktu.</p>
<p>Bu nedenle, 30 Kasım 1925’te çıkarılan bir kanunla tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı. Şeyh, derviş, mürid, dede gibi unvanlarda yasaklandı. Atatürk “Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler ve müridler memleketi olamaz. En doğru tarikat medeniyet tarikatıdır.” demiştir.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/toplumsal-yasamin-laiklestirilmesi" rel="bookmark" class="crp_title">Toplumsal Yaşamın Laikleştirilmesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/sapka-ve-kiyafet-devrimi" rel="bookmark" class="crp_title">Şapka ve Kıyafet Devrimi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/tevhid-i-tedrisat-kanunu" rel="bookmark" class="crp_title">Tevhid-i Tedrisat Kanunu</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/anayasalarda-yurttaslik-kavrami-ve-gelisimi" rel="bookmark" class="crp_title">Anayasalarda Yurttaşlık Kavramı ve Gelişimi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/milli-egitim" rel="bookmark" class="crp_title">Milli Eğitim</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/tekke-zaviye-ve-turbelerin-kapatilmasi">Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/tekke-zaviye-ve-turbelerin-kapatilmasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çağdaş Ölçü Birimlerinin Benimsenmesi</title>
		<link>http://www.inkilap.info/cagdas-olcu-birimlerinin-benimsenmesi</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/cagdas-olcu-birimlerinin-benimsenmesi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2007 22:36:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplumsal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=123</guid>
		<description><![CDATA[Bireyin ve toplumun güncel yaşamını ilgilendiren önemli bir değişiklik de, zamanı ölçmede kullanılan saat ve takvimdeki karmaşaya son verilerek uluslar arası ilişkilerde uyumun sağlanması oldu. Osmanlı İmparatorluğu’nda, öteki İslam ülkelerinde olduğu gibi ezani saat kullanılmaktaydı. Namaz vakitlerini ve ona çağrı olan ezanı gözettiği için ona bu ad verilmişti. Bunda gün, 24 yerine 12 saatlik 2 [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/cagdas-olcu-birimlerinin-benimsenmesi">Çağdaş Ölçü Birimlerinin Benimsenmesi</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Bireyin ve toplumun güncel yaşamını ilgilendiren önemli bir değişiklik de, zamanı ölçmede kullanılan saat ve takvimdeki karmaşaya son verilerek uluslar arası ilişkilerde uyumun sağlanması oldu.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nda, öteki İslam ülkelerinde olduğu gibi ezani saat kullanılmaktaydı. Namaz vakitlerini ve ona çağrı olan ezanı gözettiği için ona bu ad verilmişti. Bunda gün, 24 yerine 12 saatlik 2 dilime ayrılıyordu. Akşamları güneşin batışı 12 kabul ediliyordu. Osmanlı İmparatorluğu, batı Hıristiyan dünyası karşısında İslam topluluğunun temsilcisi sayıldığından batılılar ezani saati, Türk usulü modası anlamında alla turca/alaturka saat olarak nitelendirmişlerdi. Avrupa’da kullanılan ve Osmanlı ülkesine gelen batılıların bağlı oldukları güneş saatine de, öğlen vakti demek olan zevali 12 kabul ettiği için zevali saat denmişti. Bu saat aynı zamanda alla franca/ alafranga (Frenk usulü) saat diye de tanınır olmuştu.</p>
<p>Alafranga saat kullanımı Kurtuluş Savaşı yıllarında yaygınlık kazanmıştı. Sivas Kongresi ve Temsilciler Kurulu toplantılarının bu güneş saatine göre yapıldığı tutanaklarda açıkça görülmektedir.Bu durum imparatorluk döneminde zamanı belirleme demek olan saat konusunda ülkede birliğin bulunmadığı ve uluslar arası düzeyde de uyum sağlanamadığını göstermektedir. Toplumsal yapının çağdaşlaştırılmasına yönelinmişken bu ikiliğe son vermek uluslar arası ilişkilerde uyumu sağlamak amacıyla 26 Aralık 1925’te TBMM kabul ettiği 697 sayılı yasa ile günü 24 saate bölen vasati güneş saati (alafranga), ülkede tek resmi zaman ölçüsü birimi olarak kabul edildi.</p>
<p>Türklerin başlangıçta kendilerine göre özelliği bulunan, mevsimlerle ve burçlarla ilgili, yılları sayı ile değil 12 Hayvan adıyla sıralayan takvimleri vardı.12 yıllık dilimlere ayrılan ve 60 yılda bir dönem oluşturan bu takvimde yıllara birer hayvan adı verilmişti.</p>
<p>Göktürklerden başlayarak kullanılan 12 Hayvanlı Takvim, Türklerin İslamiyeti kabullerinden sonra yerini Hicri Takvim (Kameri Takvim) denen Arap takvimine bırakmıştı. Ay yılına dayanan bu takvimde yıl 354 kabul edilmişti. Ay yılı güneş yılından 11 gün 6 saat kısadır.Güneş yılında aylar, mevsimlere göre daima aynı zaman gelir. Ay takviminde ise, aylar, aynı mevsimlere isabet etmez. Bu nedenle ay takvimini kullanan ülkelerde yeni yıl gibi sosyal toplantılar, dini bayramlar ve benzer olaylar ancak 36 yılda bir kez gerçek günlerine düşer, Hicri Kameri takvim yılı: güneş yılına göre, her 33 yılda bir yıl geri kalır.</p>
<p>Osmanlı Devleti, ayların başlangıcının her yıl değişmesi yüzünden ortaya çıkan mali zararları ve karışıklıkları önleyebilmek için, 1 Mart 1840’da Hicri esası değiştirmeden güneşin dönüşünü esas alan Juliyen Miladi Takvimi’ni yani Rumi takvimi uygulamaya koymuştur. Mali takvim de denilen bu takvime göre; yıl mart ayının birinci günü başlamakta ve ertesi yılın şubat ayının sonuna kadar devam etmektedir. Rumi takvim de uygar dünyanın kullandığı Miladi Takvim arasındaki uyumsuzluğu gideremedi.Çünkü Rumi ve Miladi takvim arasında 584 yıllık fark vardır.</p>
<p>Batılı takvimi kabul etme girişimleri, İttihat ve Terakki döneminde devam etti. 1332 (1917) Şubat ayında çıkarılan bir kanunla aradaki 13 günlük fark giderildi. Yılbaşı Mart’tan Ocak ayına alındı.</p>
<p>26 Aralık 1925 ‘de TBMM 698 sayalı yasa ile Miladi Takvim’i kabul ederek uluslar arası ilişkileri uyum sağlamak istedi. Bütün uygar devletlerin kullandığı Gregoryen Takvim sistemine geçildi.</p>
<p>13 Ocak 1945’te 4696 sayılı yasa ile de yabancı kökenli ay adları değiştirildi.</p>
<p><em>Uluslararası Rakamların Alınması:</em> Uygarlık dünyası ile sosyal ve ekonomik ilişkileri ayrılmaz bir duruma gelmiş olan Türkiye’de uluslararası sayı şekillerinin kabulü ve kullanılması için 20 Mayıs 1928’de kabul edilen 1288 sayılı yasa ile rakamların yazılışında uluslar arası simgelere geçilip, Romen Rakamları kabul edildi.</p>
<p>Bu değişiklik sisteme değil, biçime ilişkin bir değişiklikti. Ama dünya görüşü, uygarlığı algılama yönünden önem taşıyordu.</p>
<p><em>Hafta Tatilinin Pazara Alınması:</em>Zaman birimlerinde bu dönüşümler yapıldığında hafta tatili, Osmanlı döneminde olduğu gibi Cuma günü olarak sürmüştü. Bu yüzden Pazar günleri tatil yapan ülkelerle ilişkilerde bazı sorunlar giderilememişti. Hafta tatili iki güne çıkmış, işleri aksatmaya başlamıştı. Uluslararası ekonomik ve siyasal ilişkilerde uyumu sağlayabilmek için 1 Haziran 1935’te kabul edilen bir yasa ile hafta tatili cumadan Pazar gününe alınmıştır.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/takvim-saat-ve-olculerde-degisiklik" rel="bookmark" class="crp_title">Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/turkiye-sovyetler-birligi-iliskileri" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye-Sovyetler Birliği İlişkileri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/yeni-yazi" rel="bookmark" class="crp_title">Yeni Yazı</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/saltanatin-kaldirilmasi-1922" rel="bookmark" class="crp_title">Saltanatın Kaldırılması &#8211; 1922</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/turk-harflerinin-kabulu" rel="bookmark" class="crp_title">Türk Harflerinin Kabulü</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/cagdas-olcu-birimlerinin-benimsenmesi">Çağdaş Ölçü Birimlerinin Benimsenmesi</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/cagdas-olcu-birimlerinin-benimsenmesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soyadı Kanunu</title>
		<link>http://www.inkilap.info/soyadi-kanunu</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/soyadi-kanunu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2007 22:33:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplumsal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=122</guid>
		<description><![CDATA[Toplumsal alanda eşitliği sağlamak ve bireyin kişisel ve toplumsal kimliğini belirlenmesini, çizilen ulusal kimlik çerçevesinde özgür yurttaşın yaratılması hedefiyle herkesi tanımlayan bir soy adı vermek için  24 Kasım 1934 tarihinde Soyadı Kanunu çıkarılmıştır.Yasanın üçüncü maddesine göre rütbe memuriyet, aşiret isimleri, ayrıcalık sağlayan niteleyici sıfatlar, yabancı ırk ve ulus isimleri, gülünç ve genel ahlak kurallarına uymayan [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/soyadi-kanunu">Soyadı Kanunu</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Toplumsal alanda eşitliği sağlamak ve bireyin kişisel ve toplumsal kimliğini belirlenmesini, çizilen ulusal kimlik çerçevesinde özgür yurttaşın yaratılması hedefiyle herkesi tanımlayan bir soy adı vermek için  24 Kasım 1934 tarihinde Soyadı Kanunu çıkarılmıştır.Yasanın üçüncü maddesine göre rütbe memuriyet, aşiret isimleri, ayrıcalık sağlayan niteleyici sıfatlar, yabancı ırk ve ulus isimleri, gülünç ve genel ahlak kurallarına uymayan lakaplar soyadı olarak alınamayacaktı. TBMM’nin, çağdaşlaşma siyasetine uygun olarak çıkardığı, feodalizme, gericiliğe ve aşiret hayatına son verip, ulusal değerlere bağlı bir toplum yaratmayı amaçlayan önemli yasalardan biridir.</p>
<p>Soyadı Yasasını bütünleyen, aynı yıl içinde TBMM’nin çıkardığı diğer bir yasa ile “Ağa, Hacı, Hoca, Hafız, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Hanım, Hanımefendi, Paşa ve Hazretleri”   unvanlarının kullanılması yasaklanmıştır. Çünkü bu unvanlar sıradan insanlar için değil toplum üzerinde nüfuzlu kişiler tarafından kullanılıyordu.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/soyadi-yasasinin-kabulu" rel="bookmark" class="crp_title">Soyadı Yasasının Kabulü</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ataturk-devrimleri" rel="bookmark" class="crp_title">Atatürk Devrimleri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ali-riza-efendi" rel="bookmark" class="crp_title">Ali Rıza Efendi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/anayasalarda-yurttaslik-kavrami-ve-gelisimi" rel="bookmark" class="crp_title">Anayasalarda Yurttaşlık Kavramı ve Gelişimi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/bir-cagdaslasma-ideolojisi-ataturkculuk" rel="bookmark" class="crp_title">Bir Çağdaşlaşma İdeolojisi: Atatürkçülük</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/soyadi-kanunu">Soyadı Kanunu</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/soyadi-kanunu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıyafet ve Modernleşme</title>
		<link>http://www.inkilap.info/kiyafet-ve-modernlesme</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/kiyafet-ve-modernlesme#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2007 22:32:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplumsal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=121</guid>
		<description><![CDATA[İnsanların giyim ve kuşamları toplumsal ya da ulusal kültürü yansıtan en belirgin ölçütlerden biridir. Kültürün her alanında olduğu gibi giyimde de toplumsallığı belirleyen ve değişmelere neden olan bazı temel etkenler vardır. Bu etkenlerden çoğu inanç, zevk, ekonomik koşullar, psikolojik eğilimler vb..gibi bireye bağlı olup giyimde ve kuşamda değişikliğe neden olmaktadır. Osmanlı’daki giyim kuşam ise ulusallıktan [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/kiyafet-ve-modernlesme">Kıyafet ve Modernleşme</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>İnsanların giyim ve kuşamları toplumsal ya da ulusal kültürü yansıtan en belirgin ölçütlerden biridir. Kültürün her alanında olduğu gibi giyimde de toplumsallığı belirleyen ve değişmelere neden olan bazı temel etkenler vardır. Bu etkenlerden çoğu inanç, zevk, ekonomik koşullar, psikolojik eğilimler vb..gibi bireye bağlı olup giyimde ve kuşamda değişikliğe neden olmaktadır. Osmanlı’daki giyim kuşam ise ulusallıktan çok ümmet anlayışını, geleneksellikten çok karmaşayı doğuran bir derlemenin egemenliğini yansıtmaktaydı. Osmanlı’da giyim kuşam sosyal ve dini farklılaşmaları kuvvetlendirici niteliktedir.</p>
<p>Türkler Orta Asya’da giyim eşyalarını derinden yapmışlar ve biniciliğe elverişli bir biçimi tercih etmişlerdi. Hunlarla birlikte deriden yapılmış kalpak, kalpağın içinde keçeden yapılmış börk giyilmeye başlanmıştır. Türklerin İslamiyeti kitleler halinde benimsemesiyle birlikte, batıya yönelip, İran üzerinden Anadolu’ya yerleşmesi ve çeşitli kültür çevreleri ile içi içe bir yaşam dönemine geçişi giyim kuşamda da büyük değişmelere yol açmıştır. İnanç değişikliği, kadın ve erkek giyimlerinde farklılaşma yaratmakla kalmamış, kadında örtünme(tesettür) denilen yeni bir uygulamayı da getirmiştir.</p>
<p>İslamiyet’e geçişten sonra en büyük değişiklik başlıklarda olmuştur. Kalpak yerine Arap başlığı olan sarık, Müslüman erkeğin simgesi haline gelmiştir. Kavuk, külah ve sarıklar çok değişik adlarla çoğalırken, bu farklılıklar, ilmiye, tarikat ve ordu mensupları ile resmi görevlilerin rütbe ve derecelerini belirleyen bir simge niteliğine de bürünmüştü. Ölülerin mezar taşlarına bile onların hayatta iken giydikleri sarığın şekli kazınmaya başlanmıştı.</p>
<p>Osmanlı toplumu, din temeline dayanan cemaatlerden oluştuğu için<a href="http://www.inkilap.info">,</a> her cemaatin kendi geleneklerine göre bir kıyafet kullanması belirlenmişti. Müslüman olmayan kişi ve topluluklar da sarık kullanmışlar ve onlara belirli renkte sarık sarma ya da işaret koyma zorunluluğu getirilmiştir. Örneğin; III. Selim döneminde, Müslümanların serpuş (başlık) ve ayakkabıları için sarı, Ermeniler için kırmızı, Rumlar için siyah, Yahudiler için de mavi renk kabul edilmişti.</p>
<p><strong>Fesin Öyküsü: Şapka Devrimi ve Anlamı</strong></p>
<p>Osmanlı’da giyim kuşam, II.Mahmut’un yeni kurduğu askeri birliğe yeni bir başlık giydirmesi ile büyük değişikliğe uğramıştır. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra oluşturulan birliğe 1829’da yürürlüğe giren bir tüzükle fes giydirilmesine karar verilmişti. Frikyalılardan başlayarak Grek kolonilerinde ve Roma İmparatorluğu döneminde kullanılan fes daha çok Kuzey Afrika’da tutunmuş, oradan da Yunan adalarına yayılmıştı. II.Mahmut askere fes giydirmek istediğinde Şeyhülislam Mehmet Tahir Efendi, bunun şeriata aykırı olduğunu ileri sürmüş, padişah şeyhülislamı azledip, Tunus’tan 50.000 fes getirtmişti. Bir süre sonra ilmiye sınıfı dışındaki devlet görevlilerinin de fes giymelerine karar alınmış, Tanzimat döneminde fes yaygınlaşmıştı.</p>
<p>Bu arada daha çok Müslüman olmayan tebaanın, özellikle de Yahudi hekimlerin ve sarrafların giydikleri kalpak da güncellik kazanmaya başlamıştır. Orta Asya kökenli olan kalpak, fes ve sarığın yanında üçüncü bir tür başlık olarak yaygınlaşırken II.Abdülhamid 1903’de topçulara ve süvarilere fes yerine kalpak giydirmek istemişti. Fakat, evvelfesi şeriata aykırı bulup karşı çıkanlar bu kez de fesi savunup kalpağa karşı çıkmışlardı. Fes bir süre sonra bir dini sembol haline geldi.</p>
<p>Önceleri devlet gücüyle giydirilen fesin köylere kadar yayıldığı XIX. Yüzyılda aydınların kasket ve şapka giyme eğilimi gösterdikleri de dikkati çekmektedir.</p>
<p>Ulusal Bağımsızlık Savaşı yıllarında şapkaya Hıristiyan Avrupalılara özgü bir başlık gözüyle bakılıyordu. Bu nedenle de şapka giyenler gavur ya da Frenk taklitçisi diye suçlanıyordu.<br />
Erkeklerin şapka giymelerine ilişkin bir yasanın çıkartılmasına ve kıyafetteki değişikliklere işte bu aşamalardan geçildikten sonra gelinmiştir. Bu yoldaki ilk adım da Şeriye ve Evkaf Bakanlığı’nın kaldırılmasından sonra hukukçuların giysileri ile atılmıştı. 3 Nisan 1924’de kabul edilen “Hakimler ve Adliye Mensuplarının Resmi Kıyafetleri” hakkındaki yasa ile, hukukçuların görevleri sırasında giyecekleri üniforma belirlenmişti.</p>
<p>1925’de ordu mensuplarına şems siperli (güneşe karşı korumalı) bir başlık giydirileceği açıklandı. İçişleri Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı birimlerinde memurlar şapka giymeye başladılar.</p>
<p>Görüldüğü gibi başlık konusundaki gelişmeler halktan çok bürokrat ve askerler arasında gelişme göstermişti. Atatürk, düşünce değişikliğini yalnız kafanın içinde arayıp, dışının eskisi gibi bırakılamayacağını da biliyordu. Kıyafet ve şapka devrimleri konusunda bütün sorun halkın da kıyafetini laikleştirmek, bu sayede dinsel hayatın sembollerini günlük yaşayıştan uzaklaştırmak, kafalarda yer alan batıl inançları söküp atmak, şapka ile ortaya çıkan batı düşmanlığı zihniyetini ortadan kaldırmak  amaçlanmıştı.</p>
<p>Atatürk 24 Ağustos 1925’te başlayan Kastamonu- İnebolu yöresindeki geziye elinde bir Panama Şapka ile çıkmıştı. Konuşmalarında “Uygarım diyen Türkiye’nin gerçekte uygar olan halkının, baştan aşağı dış görünüşü ile de uygar ve ileri insanlar olduğu göstermek zorunda” bulunduğunu vurguluyordu. Giydiği başlığın adının şapka olduğunu da belirterek, bunun giyilmesinin din açısından doğru olmadığı öne sürenlere de “Yunan başlığı olan fesi giymek caiz olur da şapka giymez neden olmaz?” sorusunu yöneltiyordu.</p>
<p>Atatürk’ün bu gezisi hemen etkisini göstermişti. Devlet görevlilerinden olduğu kadar halktan da bir kesim fesi çıkartıp şapka giymeye başlamıştı. 2 Eylül 1925’te yayınlanan bir Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile, devlet memurlarının “halkın kendiliğinden giymeye başladığı şapkayı giymeleri zorunluluğu” getirilmişti. Bununla resmi görevlilerin giyimdeki çağdaşlaşmaya öncülük etmeleri düşünülmüştü.</p>
<p>25 Kasım 1925’e gelindiğinde konu bir hükümet tasarısı olarak değil milletvekilleri önerisi olarak Meclis’e getirildi. Şapka İktisası (Giyilmesi) Hakkında Kanun olarak yasalaştı.Yasa’nın 1.maddesi şöyle düzenlenmişti: “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile genel, özel, yerel yönetimlere ve bütün kuruluşlara bağlı memurlar ve hizmetliler, Türk ulusunun giymiş olduğu şapkayı giymek zorundadır. Türkiye halkının da genel başlığı şapka olup buna aykırı bir alışkanlığın sürdürülmesini hükümet yasaklar.” Söz konusu yasa kadın giyimine ilişkin bir hüküm içermemekte, erkek giyiminde de yalnızca şapkayı kapsamına almaktadır.</p>
<p>Şapka giyilmesine ilişkin yasadan yıllarca sonra 3 Aralık 1934’te “Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun” adını taşıyan 2596 sayılı yeni yasa daha yürürlüğe konmuştu. Bununla hangi din ve mezhepten olursa olsun, din adamalarının, yalnızca ibadet sırasında ve törenlerde özel kıyafet taşımalarına izin veriliyordu, bunun dışında dinsel kisvelerin giyilemeyeceği hükme bağlanıyordu.</p>
<p>Şapka bir başlık olarak değil, hür fikir ve düşüncenin sembolü olarak kabul edilmişti. Atatürk bu devrimle kafanın içindeki batıl inanışları söküp atmak istemiştir, Bir düşünce devrimidir.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/sapka-ve-kiyafet-devrimi" rel="bookmark" class="crp_title">Şapka ve Kıyafet Devrimi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/ataturk-devrimleri" rel="bookmark" class="crp_title">Atatürk Devrimleri</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/toplumsal-yasamin-laiklestirilmesi" rel="bookmark" class="crp_title">Toplumsal Yaşamın Laikleştirilmesi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/medeni-kanun%e2%80%99un-kabulu" rel="bookmark" class="crp_title">Medeni Kanun’un Kabulü</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/laiklik-ilkesi" rel="bookmark" class="crp_title">Laiklik İlkesi</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/kiyafet-ve-modernlesme">Kıyafet ve Modernleşme</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/kiyafet-ve-modernlesme/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Toplumsal Yaşamın Laikleştirilmesi</title>
		<link>http://www.inkilap.info/toplumsal-yasamin-laiklestirilmesi</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/toplumsal-yasamin-laiklestirilmesi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2007 22:29:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplumsal Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[Devlet ve hukuk düzeni laikleşirken toplumsal yaşayışın ve günlük hayatında laikleşmesi gereklidir. Dinin toplumsal kurumlarının ve görüntülerinin bir kısmının ortadan kaldırılması, toplumu Arap-Doğu kültüründen uzaklaştırıp, Batı kültürüne yakınlaştırabilmek, laik düzen ve yaşayışı sağlayabilmek ve eşitli k esasına dayalı vatandaş kavramının yerleştirilmesini sağlayabilmek için toplumsal alanda da devrimler gerçekleştirilmiştir. Tekke, Zaviye Ve Türbelerin Kapatılması Osmanlı İmparatorluğu’nda, [...]<p><a href="http://www.inkilap.info/toplumsal-yasamin-laiklestirilmesi">Toplumsal Yaşamın Laikleştirilmesi</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Devlet ve hukuk düzeni laikleşirken toplumsal yaşayışın ve günlük hayatında laikleşmesi gereklidir. Dinin toplumsal kurumlarının ve görüntülerinin bir kısmının ortadan kaldırılması, toplumu Arap-Doğu kültüründen uzaklaştırıp, Batı kültürüne yakınlaştırabilmek, laik düzen ve yaşayışı sağlayabilmek ve eşitli k esasına dayalı vatandaş kavramının yerleştirilmesini sağlayabilmek için toplumsal alanda da devrimler gerçekleştirilmiştir.</p>
<p><strong>Tekke, Zaviye Ve Türbelerin Kapatılması</strong></p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nda, Müslüman halkı dinsel konularda bilgilendirmek ve kendi anlayışları doğrultusunda Tanrı’ya ulaşma yollarını göstermek amacıyla kurulmuş tarikat adı verilen kurumlar vardı. Tarikatlar etkinliklerini asitane, tekke, dergah, han kah, zaviye adı verilen ve her tarikata göre farklı özellikler taşıyan yapılarda sürdürürlerdi. Kuruluşunda dinsel ve felsefi konularda halkı olumlu yönde yönlendiren bu kurumlar, zaman içinde temel amaçlarından uzaklaşmışlardı. Önceleri üyelerine sevgi, hoşgörü, birlik tohumlarını aşılayan bu kurumlar; giderek kendi savundukları görüşlerin en doğru dinsel bilgileri oluşturduğunu savunmaya başladılar. Böylece, hoşgörünün sınırlarını daralttılar, başka tarikat üyeleri arasında kin ve düşmanlığa varan ayrılıklar yaratarak, birer parti merkezi ve bölücülük yuvası haline geldiler.</p>
<p>Bu kurumların çoğunda din, farklı yorumlanarak çalışmadan uzak bir yaşam benimsenerek, toplumun din duyguları sömürülerek, halkın sırtından geçinme yöntemi seçilmiş, bunlar birer dinsel, ekonomik ve siyasal çıkar merkezi haline gelmişti. Yapılan devrimlere karşı birer tepki yuvası haline dönüşmüştü. Şeyh Sait İsyanı’nda olduğu gibi siyasal etkinliği ele geçirmek için ayaklanmalar çıkartmışlar, karşı devrim sürecinin içinde yer almışlardır. Hükümet, girişilen devrimin toplumda kabul görmesi ve korunması için yalnız tekke ve zaviyelerin değil ölülerden yardım beklenen türbelerin de kapatılmasını da uygun görmüştü. Şeyh Sait İsyanı sonucunda 28 Haziran 1925’de ayaklanma bölgesindeki tarikatlar kapatılmıştı.</p>
<p>Aklı ve bilimi topluma rehber olarak seçen Atatürk 30 Ağustos 1925’de Kastamonu’da yaptığı bir konuşmada, ölüleri yardıma çağırmanın uygar bir toplum, ulus için yüz karası olduğunu, bilimin, teknolojinin uygarlık ışıkları günümüzde parlarken, şu ya da bu şeyhin yol göstermesiyle mutluluk aramanın ilkellik sayılması gerektiğini vurguladıktan sonra; “Ey ulus! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat, uygarlık tarikatıdır..”</p>
<p>2 Eylül 1925’de Bakanlar Kurulu, tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasına ve din görevlilerinin kıyafetlerine ilişkin bir kararname yayınladı. Tekke, zaviye ve türbelerle ilgili yasaklama ve kapatma kararı, 30 Kasım 1925’de 677 sayılı yasa ile gerçekleşti. Bu kanunla kapatılmış olan tekke, zaviye ve türbeleri açanlar, yeniden kuranlar, tarikat töreni için yer verenler, yasaklanan kılık kıyafeti giyenler için 3 ay hapis ve 50 liradan az olmamak koşuluyla para cezası yaptırımı da getiriyordu. Aynı kanunla: şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, muskacılık gibi unvan ve sıfatların kullanılması ve bunlara ait hizmetlerin de yapılması yasaklandı. Kanun bu yerele sahip olanların mülkiyet haklarına dokunmadığı gibi, cami, mescit olarak kullanılanların ise ibadet için açık tutulmasını öngörüyordu.</p>
<p>Bu kanun, kişi ile Tanrı arasına giren çıkarcıları ve vicdan istismarcılarını ortadan kaldıran, Türk toplumunu laik anlayışa yönelten önemli bir adım olmuştur. Atatürk, dini değil yalnızca çağdışı düşünüşü ortadan kaldırmak, vicdanları baskıdan, sömürülmekten kurtarmak, toplumu özgürleştirmek istemiştir. Atatürk, böylesi bir kararla halkın gündelik yaşamına kadar girmiş ve kökleri yüzyılların derinliklerinden gelen mistik doğulu anlayışa, devrimci bir atılımla son vermek istemiştir.</p>
<p>1 Mart 1950 günü 5566 sayılı yasa ile Türk büyüklerine ait olan veya büyük sanat değeri bulunan türbelerin açılmasına imkan verildi. Böylece Ertuğrul Gazi, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş, Mimar Sinan gibi şahıslara ait türbeler açıldı.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.inkilap.info/tekke-zaviye-ve-turbelerin-kapatilmasi" rel="bookmark" class="crp_title">Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/sapka-ve-kiyafet-devrimi" rel="bookmark" class="crp_title">Şapka ve Kıyafet Devrimi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/anayasalarda-yurttaslik-kavrami-ve-gelisimi" rel="bookmark" class="crp_title">Anayasalarda Yurttaşlık Kavramı ve Gelişimi</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/kiyafet-ve-modernlesme" rel="bookmark" class="crp_title">Kıyafet ve Modernleşme</a></li><li><a href="http://www.inkilap.info/laiklik-ilkesi" rel="bookmark" class="crp_title">Laiklik İlkesi</a></li></ul></div><p><a href="http://www.inkilap.info/toplumsal-yasamin-laiklestirilmesi">Toplumsal Yaşamın Laikleştirilmesi</a> is a post from: <a href="http://www.inkilap.info">İnkılap Tarihi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/toplumsal-yasamin-laiklestirilmesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

