<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnkılap Tarihi &#187; Dış Politika</title>
	<atom:link href="http://www.inkilap.info/category/ataturk-donemi/dis-politika/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.inkilap.info</link>
	<description>İnkılap Tarihi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 Aug 2009 11:55:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Hatay Sorunu ve Çözümlenmesi</title>
		<link>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/hatay-sorunu-ve-cozumlenmesi.html</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/hatay-sorunu-ve-cozumlenmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 02:36:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[T&#252;rk-Fransız ilişkilerini etkileyen başka bir sorun İskenderun Sancağı uyuşmazlığı olmuştur. İskenderun sancağı Misak-ı Milli sınırları i&#231;inde bulunuyordu. Bu uyuşmazlığın başlangı&#231; noktası Milli M&#252;cadele&#8217;ye varmaktadır. Milli M&#252;cadele sırasında Fransa ile silahlı &#231;atışmaya girmemek i&#231;in 20 Ekim 1921&#8217;de Ankara da bir İtilapfname imzalanmıştı. Bu devrede Suriye ile sınırları kesin olarak &#231;izilememişti. 1921 Ankara İtilafnemesi&#8217;nin 7. maddesinde; &#8220;İskenderun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>T&uuml;rk-Fransız ilişkilerini etkileyen başka bir sorun İskenderun Sancağı uyuşmazlığı olmuştur. <br />
İskenderun sancağı Misak-ı Milli sınırları i&ccedil;inde bulunuyordu. Bu uyuşmazlığın başlangı&ccedil; noktası Milli M&uuml;cadele&rsquo;ye varmaktadır. Milli M&uuml;cadele sırasında Fransa ile silahlı &ccedil;atışmaya girmemek i&ccedil;in 20 Ekim 1921&rsquo;de Ankara da bir İtilapfname imzalanmıştı. Bu devrede Suriye ile sınırları kesin olarak &ccedil;izilememişti. 1921 Ankara İtilafnemesi&rsquo;nin 7. maddesinde; &ldquo;İskenderun b&ouml;lgesi i&ccedil;in &ouml;zel bir y&ouml;netim rejimi kurulacaktır. Bu b&ouml;lgenin T&uuml;rk soyundan gelen halkı, k&uuml;lt&uuml;rlerin gelişmesi i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; kolaylıktan yararlanacaktır. T&uuml;rk dili orada resmi bir niteliğe sahip olacaktır&rdquo; a&ccedil;ıklaması yapılmıştır. <br />
Ankara Anlaşması&rsquo;nın 7. maddesi saklı kalmak kaydıyla Sancak, Fransız Mandası altına girmiş oldu. <br />
Fransa&rsquo;da Mayıs 1936&rsquo;da Halk Cephesi iktidara geldi. Fransız H&uuml;k&uuml;meti Suriye temsilcileriyle g&ouml;r&uuml;şerek Suriye&rsquo;ye &uuml;&ccedil; yıl i&ccedil;inde bağımsızlık verileceğini bildirdi. Sancak b&ouml;lgesinin bu durumu Eyl&uuml;l 1936 yılına kadar s&uuml;rd&uuml;. Ardından 8 Eyl&uuml;l 1936&rsquo;da Fransa, Suriye ile bir anlaşma imzalayarak manda rejimine son verdiğini, Suriye&rsquo;ye bağımsızlık tanıdığını a&ccedil;ıkladı. Bu anlaşmada İskenderun Sancağı&rsquo;ndan ve stat&uuml;s&uuml;nden bahsedilmiyordu. Sancak sorunu yeniden ortaya &ccedil;ıkmış oldu. İskenderun Sancağı, 1939 yılına kadar Fransa ile T&uuml;rkiye arasında da uyuşmazlık konusu oldu.</p>
<p>
Fransa, uzun s&uuml;re Suriye ile yapılan anlaşmanın 3. maddesi h&uuml;k&uuml;mlerine dayanarak manda rejimine sona verdiğini, Fransa&rsquo;nın Suriye &uuml;zerindeki t&uuml;m haklarını Suriye H&uuml;k&uuml;metine devretmiş olduğunu a&ccedil;ıklamıştır. Bu durum karşısında T&uuml;rk h&uuml;k&uuml;meti 9 Ekim 1936&rsquo;da Fransız H&uuml;k&uuml;metine bir nota verdi. Bu notada, T&uuml;rk H&uuml;k&uuml;meti Suriye ve L&uuml;bnan&rsquo;a verilen stat&uuml;n&uuml;n Sancağa da verilmesini istedi. Bu notada; &ldquo;Fransa mandasi &ccedil;er&ccedil;evesi i&ccedil;inde Suriye ve L&uuml;bnan&rsquo;ın elde ettiği tekam&uuml;l doğru ve haklı bir benzeyiş sebebiyle İskenderun ve Antakya&rsquo;ya da teşmil edilmelidir ve tabi oldukları vesayetten sonra Suriye ve L&uuml;bnan&rsquo;a bahsedilen istiklal İskenderun&rsquo;un muahebat ile m&uuml;stefid olacağı geniş otonomiden sonra bu mıntıka i&ccedil;inde tanınmalıdır&rdquo; deniliyordu. <br />
Uyuşmazlık &uuml;zerine Fransa&rsquo;nın &ouml;nerisi ve T&uuml;rkiye&rsquo;nin kabul etmesiyle Sancak konusu 18 Aralık 1936&rsquo;da Milletler Cemiyeti&rsquo;ne g&ouml;t&uuml;r&uuml;ld&uuml;. <br />
Burada Suriye ve Arapların kışkırtması ile Sancak&rsquo;ta olaylar &ccedil;ıkmıştı. İskenderun&rsquo;daki Fransız temsilcisi Milletler Cemiyeti kararının uygulanmasını g&uuml;&ccedil;leştiren bir takım &ouml;nlemler almıştı. Sancak&rsquo;ta yapılması gereken se&ccedil;imler bir t&uuml;rl&uuml; yapılamıyordu. <br />
Diğer taraftan Paris ve Ankara&rsquo;da s&uuml;rd&uuml;r&uuml;len T&uuml;rk-Fransız g&ouml;r&uuml;şmeleri 4 Temmuz&rsquo;da Ankara&rsquo;da bir Dostluk Anlaşması parafe edilmesiyle sonu&ccedil;lanmıştır. <br />
T&uuml;rk-Fransız anlaşması&rsquo;nın imzalanmasından sonra Sancak&rsquo;ta 24 Ağustos 1938 tarihinde se&ccedil;imler yapılmış ve Sancak Meclisi&rsquo;nde toplam 40 milletvekilinden 22&rsquo;sini T&uuml;rkler almıştır. Sancak Meclisi, ilk toplantısını 2 Eyl&uuml;l 1938&rsquo;de yapmış bu toplantıda Hatay Devleti adını kabul etmiştir. Hatay Devleti&rsquo;nin bağımsız bir devlet olmasından sonra 23 Haziran 1939&rsquo;da Ankara&rsquo;da T&uuml;rkiye ile Fransa arasında bir anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşmaya g&ouml;re, Hatay Devleti&rsquo;nin sınırları ve vatandaşlarının stat&uuml;s&uuml; hakkında h&uuml;k&uuml;mler bulunuyordu. </p>
<p>2 Eyl&uuml;l 1938&rsquo;de kurulan Hatay Devleti bir yıl bağımsız devlet olarak varlığını s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Hatay Meclisi son toplantısını 29 Haziran 1939&rsquo;da yapmış, bu toplantısında Hatay Meclisi oybirliğiyle T&uuml;rkiye&rsquo;ye katılma kararı almıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/hatay-sorunu-ve-cozumlenmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sadabat Paktı</title>
		<link>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/sadabat-pakti.html</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/sadabat-pakti.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 02:35:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=144</guid>
		<description><![CDATA[2 Ekim 1935&#8217;te T&#252;rkiye, Irak ve İran temsilcileri bir araya gelerek &#252;&#231;l&#252; bir anlaşma imzalamışlardır. Bu &#252;&#231;l&#252; anlaşmaya daha sonra Afganistan&#8217;da katılmıştır. Ancak Cenevre&#8217;de temelleri atılan bu Doğu Paktı&#8217;nın ger&#231;ekleşmesi bazı nedenlerden dolayı uzun s&#252;rm&#252;şt&#252;r. Bu &#252;&#231;l&#252; paktın Cenevre&#8217;de parafe edildiği Ekim 1935 ile Temmuz 1937&#8217;de Tahran&#8217;da imzalanan Sadabat Paktı arasında iki yıl ge&#231;miştir. T&#252;rkiye, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2 Ekim 1935&rsquo;te T&uuml;rkiye, Irak ve İran temsilcileri bir araya gelerek &uuml;&ccedil;l&uuml; bir anlaşma imzalamışlardır. Bu &uuml;&ccedil;l&uuml; anlaşmaya daha sonra Afganistan&rsquo;da katılmıştır. Ancak Cenevre&rsquo;de temelleri atılan bu Doğu Paktı&rsquo;nın ger&ccedil;ekleşmesi bazı nedenlerden dolayı uzun s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Bu &uuml;&ccedil;l&uuml; paktın Cenevre&rsquo;de parafe edildiği Ekim 1935 ile Temmuz 1937&rsquo;de Tahran&rsquo;da imzalanan Sadabat Paktı arasında iki yıl ge&ccedil;miştir. </p>
<p>T&uuml;rkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında 8 Temmuz 1937&rsquo;de D&ouml;rtl&uuml; Pakt Tahran&rsquo;da Sadabat sarayında imzaladı. Sadabat Paktı beş yıl i&ccedil;in imzalanmıştır. Paktın maddelerine g&ouml;re; Pakta &uuml;ye devletler bir diğer &uuml;ye devletin i&ccedil;işlerine karışmayacaktır, sınırların dokunulmazlığı ve g&uuml;venliğine sadık kalınacaktır; ortak &ccedil;ıkarları ilgilendiren uluslararası konularda fikir alışverişinde bulunulacaklardır, taraflar birbirlerine karış saldırı hareketinde bulunmayacaklar; saldırı hedefini g&uuml;den bir kombinezona girmeyeceklerdir; uyuşmazlıklar Milletler Cemiyeti&rsquo;ne g&ouml;t&uuml;r&uuml;lecek; Briand-Kellogg Paktına uyulacaktır.. <br />
Sadabat Paktı, İkinci D&uuml;nya Savaşı sırasında İran&rsquo;ın İngiltere ve Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmesi &uuml;zerine işlerliğini kaybetmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/sadabat-pakti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Montreux Boğazlar Sözleşmesi</title>
		<link>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/montreux-bogazlar-sozlesmesi.html</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/montreux-bogazlar-sozlesmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 02:34:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=143</guid>
		<description><![CDATA[1933 yılından sonra uluslar arası politikada kamplaşmaların oluşmaya başlaması, Milletler Cemiyeti&#8217;nin &#246;nderliğinde y&#252;r&#252;t&#252;lmek istenen silahsızlanma &#231;abalarının başarısızlıkla sonu&#231;lanması, devletlerin silahlanma yarışına girmeleri ve revizyonist devletlerin uluslararası hukuku hi&#231;e sayıp &#231;iğnemeleri karşısında, Boğazların Lozan&#8217;da belirlenen S&#246;zleşme h&#252;k&#252;mleriyle korunamayacağı ortaya &#231;ıkmıştı. Boğazların silahtan ve askerden arındırılmış olması, uluslararası ilişkilerin bozulmaya başlanmasından sonra T&#252;rkiye&#8217;yi endişelendirmeye başlamıştır. 11 Nisan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1933 yılından sonra uluslar arası politikada kamplaşmaların oluşmaya başlaması, Milletler Cemiyeti&rsquo;nin &ouml;nderliğinde y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmek istenen silahsızlanma &ccedil;abalarının başarısızlıkla sonu&ccedil;lanması, devletlerin silahlanma yarışına girmeleri ve revizyonist devletlerin uluslararası hukuku hi&ccedil;e sayıp &ccedil;iğnemeleri karşısında, Boğazların Lozan&rsquo;da belirlenen S&ouml;zleşme h&uuml;k&uuml;mleriyle korunamayacağı ortaya &ccedil;ıkmıştı. Boğazların silahtan ve askerden arındırılmış olması, uluslararası ilişkilerin bozulmaya başlanmasından sonra T&uuml;rkiye&rsquo;yi endişelendirmeye başlamıştır. <br />
11 Nisan 1936&rsquo;da T&uuml;rkiye, Lozan Boğazlar S&ouml;zleşmesi&rsquo;ne imza koyan devletlere birer nota g&ouml;ndermiştir.<br />
T&uuml;rkiye, bu notada Boğazların askerden arındırılmış olmasının değişen d&uuml;nya koşulları g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde tutulacak olursa T&uuml;rkiye i&ccedil;in &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k tehlikeler doğurabileceğini, bu tehlikeleri g&ouml;rmezlikten gelerek değerini yitirmiş garantilere sarılarak eli kolu bağlı oturmanın sorumluluğunu kabul edemeyeceğini bildirmiştir. <br />
Bu &ouml;neri karşısında, İngiltere, T&uuml;rkiye&rsquo;nin notasına olumlu cevap verdi. &Ouml;te yandan, Almanya&rsquo;nın Ren B&ouml;lgesine asker sokması &uuml;zerine Fransa ile Sovyetler Birliği arasında yakınlaşma başlamıştı. Bu nedenle Fransa&rsquo;da T&uuml;rkiye&rsquo;nin isteğine olumlu yaklaştı. Sovyetler Birliği ise 1923 tarihli Lozan&rsquo;da kabul edilen Boğazlar S&ouml;zleşmesi&rsquo;ne Karadeniz &uuml;lkesi olması nedeniyle pek olumlu bakmıyordu. Revizyonist bir politika izlemeye &ccedil;alışan Bulgaristan ise, Neuilly Anlaşması&rsquo;nın delinebileceği d&uuml;ş&uuml;ncesiyle bu &ouml;neriye muhalefet etmedi. Romanya ise doğal olarak t&uuml;m anlaşmaların değiştirilmesine karşı &ccedil;ıkıyordu. İtalya, T&uuml;rk g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml; karşı &ccedil;ıktı. </p>
<p>Arkasından Mayıs 1936&rsquo;da Belgrad&rsquo;ta yapılan Balkan Antantı Daimi Konsey toplantısında Antantı &uuml;yeleri T&uuml;rkiye&rsquo;yi destekleme karar vermiştir. <br />
22 Haziran 1936&rsquo;da Boğazlar Konferansı Monteux&rsquo;da toplanmıştır. T&uuml;rkiye, 13 maddelik bir tasarı metni sundu. Bu tasarı da T&uuml;rkiye, Boğazlar Komisyonu&rsquo;nun kaldırılmasını istiyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Boğazlar tahkim edildikten sonar ancak Milletler Cemiyeti&rsquo;nin teminatından vazge&ccedil;ilebilirdi. Ger&ccedil;ekten T&uuml;rkiye, Boğazları tahkim ederek b&ouml;lgede askeri kuvvet bulundurmak istiyordu. <br />
20 Temmuz 1936 tarihinde Montreux Boğazlar S&ouml;zleşmesi; T&uuml;rkiye, Fransa, İngiltere, Bulgaristan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Yunanistan tarafından imzalanmıştır.<br />
&nbsp;S&ouml;zleşmenin 14. maddesi savaş gemilerini durumunu a&ccedil;ıklamaktadır. Bu maddeye g&ouml;re, Karadenize kıyısı olmayan devletlerin Boğazlar&rsquo;dan transit ge&ccedil;işlerinde tonaj olarak 15 bin tonalitoyu ge&ccedil;emeyeceklerdir. 18. maddeye g&ouml;re; bu devletlerin barış zamanında Karadeniz&rsquo;de bulundurabilecekleri savaş gemileri 30 bin tonalitoyu aşamayacak, bu gemiler Karadeniz&rsquo;de en fazla 21 g&uuml;n kalacaktır. Karadenize denizaltı ge&ccedil;irebileceklerdir. Yalnız, denizaltılar g&uuml;nd&uuml;z seyrederek, su y&uuml;z&uuml;nden gidecek ve tek, tek ge&ccedil;eceklerdir. <br />
Savaş durumunda T&uuml;rkiye tarafsızca, savaşa katılan &uuml;lkelerin gemisi Boğazlardan ge&ccedil;emeyecektir. <br />
Savaş durumunda T&uuml;rkiye savaşa girmişse, 20. maddeye g&ouml;re, b&uuml;t&uuml;n savaş gemilerinin&nbsp; ge&ccedil;mesi T&uuml;rkiye H&uuml;k&uuml;metinin kararına bağlıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/montreux-bogazlar-sozlesmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balkan Antantı</title>
		<link>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/balkan-antanti.html</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/balkan-antanti.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 02:29:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=142</guid>
		<description><![CDATA[T&#252;rkiye, Lozan Anlaşması&#8217;ndan sonra Balkan devletleri ile ilişkilerini d&#252;zenlemek ve geliştirmek i&#231;in ikili dostluk anlaşmaları yapmıştır. T&#252;rkiye&#8217;nin Yunanistan dışında Balkan &#252;lkeleri ile ilişkilerinde &#246;nemli bir sorunu olmamış, Lozan Anlaşması &#231;er&#231;evesinde belirlenen ilişkiler normal gelişimini izlemiştir. 1930 yılında T&#252;rk-Yunan devletleri arasında yakınlaşmanın ortaya &#231;ıkması Balkan Antantı&#8217;nın kurulmasına yol a&#231;acaktır. Paktın &#231;ekirdeğini, bir taraftan Yugoslavlar ve Romenler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>T&uuml;rkiye, Lozan Anlaşması&rsquo;ndan sonra Balkan devletleri ile ilişkilerini d&uuml;zenlemek ve geliştirmek i&ccedil;in ikili dostluk anlaşmaları yapmıştır. T&uuml;rkiye&rsquo;nin Yunanistan dışında Balkan &uuml;lkeleri ile ilişkilerinde &ouml;nemli bir sorunu olmamış, Lozan Anlaşması &ccedil;er&ccedil;evesinde belirlenen ilişkiler normal gelişimini izlemiştir. <br />
1930 yılında T&uuml;rk-Yunan devletleri arasında yakınlaşmanın ortaya &ccedil;ıkması Balkan Antantı&rsquo;nın kurulmasına yol a&ccedil;acaktır. <br />
Paktın &ccedil;ekirdeğini, bir taraftan Yugoslavlar ve Romenler arasındaki Anlaşma, diğer taraftan da T&uuml;rkiye ile Yunanistan arasında yapılan 14 Eyl&uuml;l tarihli anlaşma oluşturmuştur. <br />
Şubat 1934&rsquo;te T&uuml;rkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya Dışişleri Bakanları Belgrad&rsquo;ta bir araya gelerek Balkan Antantı tasarısını hazırlamışlardır. Ardından 9 Şubat 1934&rsquo;te Balkan Antantı Atina&rsquo;da imzalanmıştır. <br />
Anlaşma &uuml;&ccedil; maddeden oluşmaktadır. <u>Bu maddeler ş&ouml;yledir; </u></p>
<p>
Madde 1: T&uuml;rkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya, b&uuml;t&uuml;n Balkan sınırların g&uuml;venliğini olarak &uuml;stlenirler. <br />
Madde 2: Anlaşmada belirlenen &ccedil;ıkarların tehdit edilmesi durumunda alınacak &ouml;nlemler konusunda birbirlerine danışırlar. Paktı imzalamamış herhangi bir Balkan devletine karşı birbirine &ouml;nceden haber vermeden siyasi hi&ccedil;bir harekette bulunamazlar. Taraflardan birinin oluru olmaksızın diğer herhangi bir Balkan &uuml;lkesine karşı siyasi hi&ccedil;bir y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;k altına giremezler. <br />
Madde 3: Bu itilafname imzalanmasıyla birlikte y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe girer. İtilafname, her Balkan devletine a&ccedil;ık bulunacaktır.</p>
<p>
Balkan Antantı&rsquo;nın başarısı 1936&rsquo;a kadar devam etmiştir. İtalya&rsquo;nın Ekim 1935&rsquo;te Habeşistan&rsquo;a saldırması ve Milletler Cemiyeti&rsquo;nin bu devlete karış zorlama kararı alması ve bu kararın uyulmasına Balkan Antantı &uuml;lkeleri birlik halinde uymuşlardır. Ayrıca T&uuml;rkiye&rsquo;yi Boğazlar rejiminin değiştirilmesi i&ccedil;in desteklemişler ve Montreux Konferansı&rsquo;nda birlikte hareket etmişlerdir. Ancak 1936 yılından sonra Almanya&rsquo;nın Balkanlar&rsquo;ı ve Ortadoğu&rsquo;yu n&uuml;fuzu altına alma girişimi ve İtalya&rsquo;nın Balkan Devletleri&rsquo;nin birbirinden koparma politikası karşısında Balkan Antantı &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeye başlamıştır. Bu &ccedil;&ouml;z&uuml;lmede İngiltere ve Fransa&rsquo;nın bu iki saldırgan devlete karış yatıştırma politikası uygulaması da etkili olmuştur. Ocak 1937&rsquo;de Yugoslavya&rsquo;nın revizyonist Bulgaristan&rsquo;la bir dostluk anlaşması imzalaması Balkan Antantı&rsquo;nı temelinden&nbsp; sarsmıştır. Bu gelişmeden sonar Başbakan İn&ouml;n&uuml; ve Dışişleri Bakanı Tevfik R&uuml;şt&uuml; Aras, Balkan Antantı&rsquo;nı ayakta tutmak i&ccedil;in Balkan Devletlerini ziyaret etmişler, ancak bir sonu&ccedil; alamamışlardır. Balkan devletleri son toplantısını 1940 yılında Belgrad&rsquo;a yapmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/balkan-antanti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye-Fransa İlişkileri</title>
		<link>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/turkiye-fransa-iliskileri.html</link>
		<comments>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/turkiye-fransa-iliskileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 02:27:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.inkilap.info/?p=141</guid>
		<description><![CDATA[Türk-Fransız yakınlaşması 20 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Ankara Anlaşması ile başlamıştı. Fransa, yeni Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerini dikkatli bir biçimde geliştirmek, iki ülke arasında çözümlenmesi gereken sorunlarda çıkarlarını en iyi şekilde gözeterek sonuçlandırmak istemekteydi. Osmanlı-Fransız ilişkileri düşünülecek olursa, Fransa’nın bu konuda diğer Batılı devletlere göre daha deneyimli olduğu kabul edilebilir. Ancak, Lozan Konferansı sırasında Fransa, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk-Fransız yakınlaşması 20 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Ankara Anlaşması ile başlamıştı.</p>
<p>Fransa, yeni Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerini dikkatli bir biçimde geliştirmek, iki ülke arasında çözümlenmesi gereken sorunlarda çıkarlarını en iyi şekilde gözeterek sonuçlandırmak istemekteydi. Osmanlı-Fransız ilişkileri düşünülecek olursa, Fransa’nın bu konuda diğer Batılı devletlere göre daha deneyimli olduğu kabul edilebilir.</p>
<p>Ancak, Lozan Konferansı sırasında Fransa, Türkiye ile kapitülasyonlar konusunda sonuna kadar mücadele etmiştir. Osmanlı borçları ve bunların tasfiyesi Lozan’de tümüyle çözüme kavuşturulamamıştır. Bununla birlikte iki ülke arasındaki ilişkileri en fazla etkileyen konu Fransa’nın mandasında bulunan Suriye ile Türkiye arasındaki sınır sorunu olmuştur.</p>
<p><span id="more-142"></span>Fransa ile Türkiye arasında Çözümlenmeyen diğer bir konu da Osmanlı borçlarının tasfiyesidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun vermiş olduğu kapitülasyonlardan en fazla faydalanan ülke Fransa idi. Bu nedenle borçların tasfiyesi en fazla Fransızları ilgilendiriyordu. Lozan Konferansı sırasında çözümlenemeyen bu konu, Konferans sonrası Fransız vatandaşları ile Türkiye Hükümeti arasında Paris’te yeniden görüşmeler neden olmuştu. 13 Haziran 1928’de Paris’te, Paris Büyükelçisi Fethi Bey’le altı devletin alacaklıları adına hareket eden Osmanlı Düyunu Umumiyesi arasında varılan bir anlaşmayla sonuçlandı.</p>
<p>Anlaşmaya göre Osmanlı İmparatorluğu’nun 124.634.000 Türk altın karşılık olan borçların 86.860.000 altını Türkiye Cumhuriyeti tarafından ödenecekti. Böylece Düyunu Umumiye tarihe karışıyordu. 1 Aralık 1928’de TBMM Osmanlı Borçları anlaşmasını kabul etmiştir.</p>
<p>Ancak, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı bu borç anlaşmasının uygulanmasını zorlaştırmış ve borç ödemelerinin yeniden düzenlenmesine gidilmiştir. İki devlet arasındaki görüşmeler sonucunda 22 Nisan 1933’te Paris’te yeni bir anlaşma imzalanmış, borçların ödenmesi yeni koşullara bağlanarak bu sorun çözümlenmiştir.</p>
<p>Diğer bir anlaşmazlık konusu, 1929 yılında Adana-Mersin demiryolunun satın alınması sırasında çıkmıştır. Türkiye Hükümeti, satın almak istemiş, Fransızlar buna karşı çıkmışlardı. Adana-Mersin demiryolu hattını kendileri işletiyorlardı. Bu anlaşmazlık 22 Haziran 1929 tarihinde Ankara’da imzalanan bir anlaşma ile çözümlenmiş ve demiryolu satın alınmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.inkilap.info/ataturk-donemi/dis-politika/turkiye-fransa-iliskileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
