Ana içeriğe atla

Planlı Ekonomiye Geçiş

Ekonomi de devletçiliğin uygulamasına geçilmesi, ülke sanayisinin öncelikle nasıl kurulacağı sorusunu gündeme getirmişti. Çözüm için Sovyet Rusya dan esinlenerek sanayileşmenin titizlikle izlenecek bir plana bağlanması uygun görülmüştü. Sermaye azlığı ve sanayii ye elverişli bir iç pazarın zayıflığı, batı kapitalizmine uygun bir sanayileşmeye olanak vermemekteydi. Tarıma dayalı Osmanlı ekonomisi bir toprak sanayi yaratamadığı gibi köylüleri de tam anlamıyla toprak sahibi yapamamıştı.

Bu amaçla çağrılan Prof. Orlof başkanlığındaki bir Sovyet heyeti 1932 Ağustosunda Türkiye’ye gelmişti. Sovyet uzmanlar, kurulması gerekli görülen sanayii kuruluşlarına ilişkin raporlarını iktisat bakanı Celal Bayar’a vermişlerdi. Bakanlıkça gözden geçirilen ve yeniden yazılan raporu 16 Aralık 1933’te bakanlar kurulunda görüşülmesine başlanmıştı. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı olarak kabul edilen planın uygulama görevi Sümerbank’a verilmişti. Birinci beş yıllık sanayii planını hazırlayan Sovyet heyeti dışında, 1933 Haziranında ülkenin ekonomik durumunu incelemesi için Hines başkanlığında bir ABD heyeti de çağrılmıştı. İki hafta boyunca Ankara’da ve İstanbul’da incelemeler yapan heyet kısa bir rapor vererek geri dönmüştü.

Yatırımların dörtte biri Sovyetlerden getirtilecek tesisler ve onlardan alınacak kredilerle gerçekleştirilecekti. Planda belli bir sanayisinin demir sanayisinin Karadeniz Ereğli’sine bağlı yerlerde ve sahilden biraz içerilerde, kağıt sanayisinin de İzmit’te kurulması önerilmişti.

Plan, 15 üretim kolunda 1932’ye kadar olan gelişmeleri inceledikten sonra, 1938 yılı sonuna kadar kurulması öngörülen işletmelerin nerelerde kurulması gerektiğine ve bunların yatırım tahminlerine ilişkin bilgileri içermekteydi. Toplam yatırımlar için gerekli kaynağın % 5’ini İş Bankası geri kalanının da Sümerbank’ça yapılacağı düşünülmüştü.
Birinci beş yıllık planın uygulamasına çalışılırken, 1936’da ikinci bir plan için çalışmalara başlanmıştı. İktisat Bakanı Bayar’ın girişimiyle o yılın ilk günlerinde  Ankara’da bir Sanayi Kongresi düzenlenmişti. Bunun açılışında konuşan Bayar Türkiye’nin hammadde pazarı olmaktan çıkıp sanayileşmesinin zorunlu olduğunu belirttikten sonra, bu girişimde özel sermaye yede yer verileceğini belirtmiştir. Dokuma ve Şeker sanayii kuruluşları için devlet ve özel sektör arasında bire sınır belirlediklerini söylemişti. Kurulması düşünülen Demir ve Çelik sanayii için yatırım bedellerinin bakır ve kurşun gibi madenlerle ödenmesinin istendiğini de eklemişti.

İkinci beş yıllık sanayii planı, hazırlanmış olduğu halde resmen kabul edilip yürürlüğe konmamıştı. 1937’de  3 yıl süreli bir Maden Programının uygulanmasına başlanmıştır. 16 Eylül 1938’de bir bakanlar kurulu kararıyla Dört Yıllık Plan yürürlüğe konmuştu. Böyle olduğu halde savaş olasılıklarının artması bu planın da gerçekleşmesini olanaksız kılmıştı.

Plan çerçevesinde alınan önlemler Türkiye’yi 1932’den başlayarak dünyadaki ekonomik bunalımın etkilerinden kurtarmada büyük etken olmuştu. Ayrıca sanayileşme yolunda atılım yapma olanağı bulunmuştu. 1929’dan sonra ithal edilecek malların hacmi kotalara bağlanarak sınırlanmıştı. Böylece 1932’den sonraki dönemde ticaret bilançosu 1938’e kadar fazla vererek kapanmıştı.

Kamu İktisadi Kuruluşları (KİT)’ler ancak bu önlemlerle kurulabilmişti. Sanayi kuruluşları için gereken kaynakları yaratmak ve bunları yönlendirmek amacıyla 1925’de kurulan Sanayi ve Maden Bankası daha sonraları devlet sanayii ofisinin ve Türkiye Sanayi ve Kredi Bankası diye iki kısma ayrılmıştı. Birinci beş yıllık sanayi planının hazırlandığı 1933’de bunu uygulamak amacıyla bu iki kurum Sümerbank adıyla birleştirilmişti. Yine bu plan çerçevesinde Madencilik ve Enerji kaynaklarını bulmak ve bunları işletmek için 2 Haziran 1935’de Eti bank kurulmuştu. Bunları 1937’de bir KİT olarak örgütlenen Denizbank izlemişti.

KİT’ler aracılığıyla yapılan yatırımlar sonucunda Türkiye’deki sermaye oluşumunda büyük artışlar sağlanmıştı. Bunun gayrı safi milli hasılaya oranı, 1926 yılında % 2 iken, 1939’da % 6’ya çıkmıştır. Yalnızca İmalat sanayi ve madencilik kesiminde ise oran % 50’yi bulmuştu. Sanayii yatırımlarının toplam yatırım içindeki payı da % 30’a yükselmişti.

1924’de Demiryolu, Bankacılık, Ticaret, İmalat, Madencilik, Elektrik, Hava gazı vb. alanlarda iş gören 94 yabancı sermayeli şirketten 22’si satın alınarak  millileştirilmişti. Bu arada yabancıların elindeki Demiryollarının tümüde satın alınmıştı. Cumhuriyet’ten önce yapılmış olan 4.177 km karşı, 2.954.680 km. daha eklenerek demiryollarının uzunluğu 7.132.135 km’ye çıkarılmıştır. Yabancı sermayeye dayanan sanayileşme modeli yerine öz kaynaklara dayanan “yarı-otarşik” bir sistemim uygulanmasına özen gösterilmiştir. Öyle ki 1939 yılına gelindiğinde Türkiye Şeker, Çimento, kereste, kauçuk ve deri ürünleri alanlarında kendi gereksinimlerini tümü ile karşılayacak duruma gelmişti. Ulusal gereksinimlerin yeterlilik yünlü dokumalarda % 83’e, pamuklularda % 43’e, kağıt ve mukavvada % 32’ye ve cam eşyada % 63’yükselmişti.

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı: Bu ön planlama deneylerinden sonra, ekonomik buhranın etkilerinin Türkiye’de yoğun biçimde hissedilmeye başlandığı 1932 yılında ilk çalışmalar başlatıldı.

Birinci sanayi planı başlıca iki kısımdan meydana gelmiştir. Birinci kısmında dokuma, maden, selüloz, seramik, kimya sanayisi dallarında kurulması önerilen yirmi fabrika hakkında raporlar, ikinci kısmında iktisat vekaletinin yeniden kurulması için yapılan öneriler yer almıştır. Çok sınırlı alanda öneriler getiren plan Sümerbank’ın elinde uygulanma olanağı bulunca, bir yandan 4 yılda 5 yıllık plan sloganıyla uygulama hızlandırılmaya çalışılmış, öte yandan planlama faaliyeti başka sektörleri de kapsayacak şekilde yaygınlaştırılmıştır. Dış ticaret açığını kapamakta başvurulabilecek yollardan biride maden çıkarılmasını ve dışsatımını gerçekleştirmekti. Birinci sanayi planı uygulanırken bu yolda da adımlar atılmaya başlanmış; 1935 yılı Haziranında da Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, Elektrik İşleri Etüt İdaresi ve Etibank kurulmuştur. Etibank, Sümerbanka benzer bir şekilde maden çıkarımı ve elektrik üretimi konularında hazırlanacak projelerin finansman ve uygulama örgütü olacaktır. Böylece maden ve enerji kesiminde araştırma örgütleri, plan ve Etibank birbirini tamamlayan bir kompleks oluşturacaktır. Birinci sanayi planının kapsadığı sektörlerde yeni bir program hazırlanması gereksinmesinin ortaya çıkması daha 1936 Ocağında ikinci sanayi planının hazırlıklarına girişilmesine neden olmuştur.

İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı: İkinci sanayi planı 1936 Ocağında İktisat  Vekaleti kendine bağlı araştırma kurumları ve yatırımcı bakanlıklar, genel kurmay ve milli müdafaa vekaleti temsilcilerinin katıldıkları bir sanayi kongresi toplayarak ikinci sanayi planının temel çerçevesinin saptamıştır. Bu planı stratejik seçmeleri büyük ölçüde birinci sanayi planının devamıdır. Yalnız bu planda, dış ticaret açığının kapanması için dışsatımın artırılması istenmektedir. Bu planda, hazırlanan sanayileşmenin gerektirdiği dışalım artışını karşılamak için dışsatım istenmektedir. Bu nedenle bu planda ithal ikamesinden çok dışsatıma arttırmaya ağırlık verilmiştir.

İkinci plan, birinci plana göre daha büyük bir programdır. 100 yeni tesisin yapılmasını öngörmektedir. Birinci planda 45 milyon TL. yatırımla 15.500 kişilik bir istihdam yaratılması öngörülürken, ikinci planda 112 milyon TL.’lik yatırımla 35.000 kişilik bir istihdam yaratılması öngörülmüştür.  İkinci planda, birinci plana çok az yer almış olan madencilik, enerji santralleri, toprak sanayi, gıda sanayi, makine sanayi ve kimya sanayisine yer verilmiştir. Sanayii kuruluşlarının yer seçiminde de iki plan arasında farklılıklar vardır.  Birinci planda fabrikalar demiryolu güzergahı üzerindeki küçük Anadolu kentlerine dağılırken, ikinci planda kömüre dayalı enerji santralleri etrafında bir sanayi kompleksi oluşturacak biçimde sanayilerin toplandığı görülmektedir.

Bu plan 1936 yılında hazır olmasına karşın finansman sağlanamadığından hemen uygulamaya konulamamış, önce 1937 yılında planın madencilik kesimi bir Bakanlar Kurulu kararıyla “Üç Yıllık Maden Programı” adıyla uygulamaya konulmuş, 1938 yılında ise İngiliz ve Alman dış yardımının sağlanması üzerine 1938 Eylül’ünde İkinci Planda önemli değişiklikler yapılarak Üçüncü Sanayi Planı hazırlanmıştır. Bu plan Sümerbank, Etibank, Denizbank, Toprak Ofisi, Emlak ve Eytam Bankası eliyle 168 milyon liralık yatırım öngörmekteydi. Ama İkinci Dünya Savaşı’nın ufukta belirdiği bir dönemde bu planın uygulanmasına gidilmeyip, 1939 Nisan’ında, savaş çıkarsa bu koşullarda ülkenin kendine yeterliliğini arttıracak yatırımlara öncelik veren, çok dar kapsamlı bir, İktisadi Savunma Planı hazırlanmasına gidildiyse de savaşın çıkması üzerine bu plan da uygulanamamıştır.

Yorumlar

  1. Beş yıllık kalkınma planlarının oluşturulmasına 1961'de Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulmasıyla başlanmış ve kalkınma planlarının ilki 1963'te yayınlanmıştır. Sizin bahsettiğiniz beş yıllık sanayi planlarıdır.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Meşrutiyet Dönemi Düşünce Akımları

Siyasal hayatımızın yakın döneminde meşrutiyetin ikinci kez ilanı, tek sesli uygulamadan çok sesliliğe geçişe benzeyen yapısal değişmelerin de başlangıcı olmuş ve çağdaş anlamda siyasal hayat, hiç değilse kuramsal olarak kurulmuştur. Meşrutiyetin ilanında temel özellik, siyasallaşma sürecinin başlaması ve ona kaçınılmaz bir şekilde bağlı olarak; dernekleşmenin, partileşmenin ve toplumsal hayatta çok seslilik dönemin açılmış olmasıdır. Bu dönemde, özellikle İttihat ve Terakki’nin tek parti yönetimini kurduğu 1914 yılına değin Osmanlı Devleti’nde bir çok düşünce yanyana bulunabilmiştir. Bu bakımdan bu dönem Türk tarihinin en renki evrelerinden biri olmuştur.

Bu dönemdeki tartışma konuları Osmanlıcılık, İslamcılık, Batıcılık, Milliyetçilik/Türkçülük, Merkeziyetçilik-Adem-i Merkeziyetçilik ana başlıkları altında toplanabilir. Bu akımların temsilcilerinin ortak noktası; İmparatorluğu içinde bulunduğu durumdan kurtarmak ve eski görkemli günlerdeki durumuna getirmek amacıyla çaba harcamış ol…

İzmir'in Yunanlılara Verilmesi ve İtalyan İstekleri

Birinci Dünya Savaşı çıktığında tarafsız kalan Yunanistan’ı kendi yanlarına çekmek isteyen İngiliz Dışişleri Bakanı Grey 15 Ocak 1915’te Yunan Hükümetine bir nota göndererek savaşa katılmaları halinde Yunan Megali İdeası için çok önemli olan İzmir ve çevresinin Yunanistan’a verileceğini bildirmişti. Öneriye olumlu bakmayan Yunan Kralı Konstantin, Venizelos’un zorlaması ile tahttan indirildikten sonra Yunanistan Haziran 1917’de savaşa girmişti. Oysa yukarıda değinildiği gibi Nisan 1917’de imzalanan St. Jean de Maurienne Anlaşması ile diğer bazı illerle birlikte İzmir’in İtalya’ya verilmesi kabul edilmişti. Bu nedenle Mondros’tan sonra Yunanistan ile İtalya İzmir bölgesinin egemenliği yüzünden çelişkiye düşmüşlerdi. Yunan siyaset ve basın çevreleri Yunanistan’ın eski Bizans’ın varisi olduğunu, dolayısıyla Batı Anadolu, Trakya ve İstanbul’un kendilerine verilmesi gerektiğini yayıyorlardı. İngiliz Başbakanı Lloyd George da bölgenin Yunanistan’a verilmesinin İngiltere’nin çıkarına olacağın…