Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2007 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İstanbul Hükümetine ve Ayaklanmalara Karşı Önlemleri

T.B.M.M. ülkedeki her türlü güvenlik bozucu olayı önlemek amacıyla 29 Nisan 1920 tarihinde “Hıyanet-i Vataniye Kanunu”nu kabul etmişti. Bu kanuna göre T.B.M.M.’nin yasallığına sözle, yazıyla ya da eylemsel olarak karşı çıkanlar Vatan Haini sayılacaklardı. Vaaz ve konuşmalarında halkı vatana ihanet suçuna kışkırtanlar da geçici kürek cezasıyla cezalandırılacak, bu faaliyetleri sonucu olay çıkarsa idam edileceklerdi. Yasa bu suçları işleyenlerin bidayet mahkemelerince yargılanacakları hükmünü getiriyordu.

Bu yasa uygulamaya konulmuş, ancak bidayet mahkemelerinin yasanın amacına ulaşmasında yavaş ve yetersiz kaldığı gözlemlenmişti. Bunun üzerine, yapılan çalışmalar sonucu 11 Eylül 1920 “Firariler Hakkında Kanun” kabul edildi.

Bu yasaya hükümetin önerisi  ve T.B.M.M.’nin onayıyla İstiklal Mahkemeleri oluşturulacaktı. Bu mahkemelerde görev yapmak üzere T.B.M.M. üyeleri arasından oy çokluğuyla üç mebus seçilecek ve içlerinden biri mahkeme başkanı olacaktı. Mahkemelerin kararları kesin olup,…

Batı Cephesi'nin Yeniden Düzenlenmesi ve Çerkes Ethem Ayaklanması

Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu Mondros Ateşkesi’ni imzalayarak savaştan yenik çıkmıştı. Ateşkesin hükümlerine göre Türk ordusunun silah ve cephanesi elinden alınıyor, tüm askeri kuvveti, jandarma da dahil olmak üzere 50.000 ile sınırlanıyordu. Bu durum karşısında Osmanlı Genelkurmayı ordusunun kadrolarını yeniden düzenlemek zorunda idi. İtilaf Devletleri’nin yetkilileriyle anlaşan Genelkurmay orduyu 9 Kolordu ve 20 Tümen halinde örgütlemeyi kabul ettirdi. Ateşkes’de birlik sayısı değil, insan sayısı sınırlandırılmıştı. Osmanlı Genelkurmayı bu boşluktan yararlanarak, insan sayısı az, fakat ileride mevcutlarının arttırılması ile büyüyebilecek bir iskelet kurmayı tercih etti. Böylece çok sayıda subay birliklerinin başında bulunabilecek, er sayısı çok az olmakla beraber, ordunun iskeleti bulunduğu için,gerekirse er sayısı arttırılabilicekti. 16 Mart 1920’de İstanbul’un resmen işgali üzerine Ankara’da B.M.M.’nin açılması ve Türk Devleti’nin Genelkurmayı’nın kurulmasıyla…

Meclis'e Karşı Tepkiler ve Ayaklanmalar

Amasya Genelgesi ile ulusun bağımsızlığının, yine ulusun azim ve iradesiyle kurtarılacağı ilkesinin ortaya konması, Erzurum ve Sivas kongreleri ile bu yolda, siyasal, askeri, yönetsel örgütlenmeye ve ulusal bilinçlenmeye doğru gidilmesi karşısında, tahtını tehlikede gören Padişah daha başlangıçtan itibaren bu mücadelenin amansız düşmanı olmuştu. Bu nedenle İngilizlerle işbirliği yapmaktan geri kalmamış ve İngilizlerle en iyi anlaşan Damat Ferit Paşa’yı Sadrazam yapmıştı. Onun aracılığı ile de daha kongreler aşamasında M. Kemal’i, daha doğrusu ulusal örgütlenmeyi engellemek için her yola başvurmuştu. İngilizler Padişah aracılığı ile bu örgütlenmeyi boğmayı başaramayınca, Anadolu’daki ulusal hareketi etkisiz duruma sokmak için İstanbul’da Meclis toplanmasına razı olmuşlardı. Oysa bu Meclis Misak-ı Milli’yi kabul etti. Bunun üzerine, önceleri zayıf olan ayaklanmaları, daha sistemli ve güçlü bir silah olarak kullanma yoluna gittiler. İstanbul Hükümeti ve Padişah bu konuda İngilizlerle tam…

I. Meclis Dönemi

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN AÇILIŞI

SİYASAL VE ASKERİ GELİŞMELER

Mustafa Kemal, İstanbul’un er ya da geç işgal edileceğini bildiği için gerekli hazırlıklarını yapmıştır. İstanbul 16 Mart 1920’de itilaf devletlerince resmi olarak işgal edildikten sonra Temsilciler Kurulu üyeleri ile bir durum değerlendirmesi yaparak, 17 Mart 1920’de Mustafa Kemal imzasıyla bütün kuruluşlara ve kamuoyuna açıklanan bir genelge ile, İstanbul’un işgalinin Osmanlı Devleti’nin hayatına ve egemenliğine son verdiği duyurulmuştur. Artık işlevini yerine getiremeyeceği açıkça görülen Mebuslar Meclisi’nin yerine, Erzurum Kongresi’nden beri savunulan “ulusal iradeyi egemen kılacak” bir meclisin oluşturulması gerekiyordu. Mustafa Kemal böyle bir meclisin nasıl toplanacağına ilişkin esasları kapsayan bir taslak hazırlamıştır. Bu taslağı hazırlarken de kolordu komutanları ile bazı valilerin de görüşlerini almıştır.

Bu taslakta aşağıdaki hususular belirtilmiştir:

1- Ankara’da olağanüstü yetkili bir meclis,ulusun i…

Salih Paşa'nın İstifası; Damat Ferit Paşa'nın Yeniden Hükümeti Kurması

Padişah, Ali Rıza Paşa istifa ettirildikten sonra o günkü koşulların zorlamasıyla Salih Paşa’yı istemeyerek görevlendirmişti. İşgal olayından sonra da Müttefiklerin çok güçlü olduklarını, Onlara karşı hiçbir şey yapılamayacağını, dolayısıyla Onların arzuladığı en uygun hükümetin kurulması gerektiğini düşünmüştü. Seçimleri boykot ederek bir süre İstanbul siyasetinin dışında kalan Hürriyet ve İtilaf Fırkası da Salih Paşa Hükümetinden umduğunu elde edemeyince desteğini tamamen çekmiş ve İngilizlerin istediği bir hükümet kurularak kendisinin yeniden iktidara geleceği beklentisi içine girmişti. Müttefikler Temsil Heyetinin Anadolu’daki girişimlerine karşı İstanbul’da gazeteci, yazar ve siyasetçilerden oluşan yeni bir tutuklama hareketine girişmişlerdi. Her yeni tutuklama Padişahın biraz daha ödün verici siyasete yönelmesini sağlıyor ve İngilizlerin isteğini daha kolay yerine getiriyordu.

İstanbul siyasetine tümüyle egemen olmak isteyen Müttefikler 26 Mart 1920’de İstanbul Hükümetine bir no…

İşgallere Karşı Tepkiler; Meclis-i Mebusanın Sonu

Telgrafçı Hamdi Bey işgal olayını merkez telgrafhanesindeki odası işgal edilinceye kadar Ankara’ya bildirmeye devam etmişti. Olaylar M .Kemal’in tahmin ettiği biçimde geliştiği için hangi durumda ne yapılacağına önceden karar verilmiş ve Temsilciler Kurulu İşgale karşı etkin önlemler almıştı. Bu kapsamda:

1. İşgal Komutanlığının İstanbul’dan illere gönderdiği Ulusal Hareketin durması yolundaki bildirisi üzerine halkın galeyana kapılıp Hıristiyan halka karşı olumsuz davranışlara yönelmemesi için, bir genelge yayınlayan Temsilciler Kurulu Hıristiyanlara karşı iyi davranılmasını istemiştir,

2. Ali Fuat Paşa Geyve Boğazını tutup İngiliz güçlerinin Anadolu içlerine girmesini önledikten sonra kolordu komutanlıkları Müttefiklerin Anadolu’daki denetim subaylarını ve askerlerini tutuklatmışlardır,

3. Bazı banka ve sandıkların kasaları denetim altına alınmış ve İstanbul’a para akışı önlenmiştir,

4. Temsil Heyetine karşı tavır alabilecek subaylar denetim altında tutulmuştur.

Temsilciler Kurulunu…

İstanbul'un İşgali

Yeri geldikçe değinildiği gibi, Avrupa devletleri 19.yüzyıldan beri Türkleri Avrupa’dan tamamen atmak istemekteydiler. Birinci Dünya Savaşı sonunda da bu anlamda oldukça önemli bir noktaya gelmişlerdi. Çünkü savaş yıllarında bütün güçleriyle zorladıkları halde geçemedikleri Boğazlardan Mondros’un imzalanmasından hemen sonra donanmalarıyla serbestçe geçip İstanbul Limanına girmişler ve şehri denetim altına almışlardı. Müttefikler bu aşamada Saltanat merkezini İstanbul’dan Anadolu’da bir yere atarak, “Türklerin Avrupa’dan tamamen atılması” siyasetinin son noktasına gelebileceklerini düşünmüşlerdi. İstanbul Hükümeti ve Saltanat Müttefiklerin amaçları için çok önemli bir engel değildi, fakat Anadolu’da gelişen Müdafaa-i Hukuk Hareketi Onların işini engelliyordu. Bu Hareketin mutlaka denetim altına alınması gerekirken, tam tersine Hareket İstanbul siyasetini denetim altına almıştı. Müttefikler istemediği halde seçimler olmuş, Ulusal Hareketten yana milletvekilleri İstanbul’a gelip Misak-ı …

Ali Rıza Paşa'nın İstifası, Salih Paşa'nın Hükümeti Kurması

Misak-ı Milli metni 28 Ocaktan 17 Şubata kadar gizli tutulduğu halde, Müttefikler daha açıklanmadan önce bu kararı öğrenip, tepki göstermeye başlamışlardı. Aslında tepki yalnız Misak-ı Milli metnine değil, esas olarak Ali Rıza Paşa Hükümetinin Ulusal Hareketi önleyecek güçte olmayışına idi. Bu nedenle de çeşitli yollarla Saraya ve Hükümete baskı yapmaya başlamışlardı. Seçimi boykot ettiği için Millet Meclisinde temsil edilmeyen Hürriyet ve İtilaf Fırkası ise parlamentonun milleti temsil etmediğini, bu nedenle Misak-ı Milli’nin de kabul edilemeyeceğini öne sürüyordu. İngiliz işbirlikçisi İstanbul gazeteleri de Misak-ı Milli kararıyla ülkenin yeni bir savaşa sürükleneceğini yazıyorlardı.

Bu tarihlerde direniş bölgelerinde Ulusal Hareketin lehine önemli gelişmeler olmuştu. 21 Ocak-11 Şubat tarihleri arasında süren Maraş savunmasında Fransızlar yenilip şehri boşaltmak zorunda kalmışlar ve bu olay tüm yurtta büyük bir sevinçle karşılanmıştı. Millet Meclisi toplanmasına rağmen ARMHC varlığı…

Misak-ı Milli Kararının Alınması ve İçeriği

Meclis-i Mebusan açıldıktan sonra milletvekilleri, ülkenin geleceğiyle ilgili Meclisin izleyeceği ana ilkeleri belirleyen, üzerinde anlaşabilecekleri ortak bir metin hazırlanmasını istemişlerdi. Genellikle tutanak dışı görüşmelerde ele alınan bu konunun ilk kez nasıl ortaya atıldığı bilinmemekle birlikte, milletvekillerinin Mustafa Kemal ile Ankara’da yaptıkları görüşmede vardıkları ortak kararlardan esinlendikleri kesindi. Nitekim kabul edilen Misak-ı Milli metni Sivas Kongre kararlarına ve Ankara’ya geldikten sonra Mustafa Kemal’in Ziraat Mektebinde yaptığı konuşmasına uymaktaydı. Meclis bu konudaki çalışmalarını sürdürürken M. Kemal daha sonra İstanbul’a başka ek metinler de göndermişti.

Milletvekilleri bir yandan başkanlık seçimiyle ilgilenirken, diğer yandan sözü edilen ortak metnin hazırlanması için Mecliste bir komisyon oluşturmuşlardı. Bu komisyon eldeki metinlerden ve ortaya atılan görüşlerden yararlanarak 27 Ocak 1920’de tüm milletvekillerinin imzalayabileceği ant niteliğind…

Temsilciler Kurulu’nun Ankara’ya Taşınması

Komutanlar toplantısında Temsilciler Kurulu'nun, İstanbul’a gidecek milletvekilleriyle daha yakından ilişki kurabilmeleri için Seyitgazi’ye taşınması önerilmişti. Fakat daha sonra Kurul bu konuda Ankara’nın daha uygun olacağına karar vermişti. Bunun üzerine 18 Aralıkta Sivas’tan ayrılan Temsilciler Kurulu, halkla ve yetkililerle görüşmeler yaparak Kayseri, Hacıbektaş ve Kırşehir’den geçip 27 Aralık 1919 günü Ankara’ya gelmişti. Ankara’nın köklü ailelerinin, din adamlarının Kolordu Komutanı ve Valinin de katıldığı kalabalık ve coşkulu bir halk kitlesi tarafından karşılanan Kurul, bundan sonraki çalışmalarını sürdüreceği Ziraat Mektebine yerleşmişti. İngiliz ve Fransız temsilcileri de önleyemedikleri bu olguyu izlemek ve fotoğrafını çekmekten başka bir şey yapamamışlardı.

28 Aralıkta Ziraat Mektebinde toplanan halka bir konuşma yapan Mustafa Kemal, Müttefiklerin Wilson İlkelerini ve Ateşkes hukukunu çiğnediklerini ve haklı mücadelesini sürdürme konusunda halkın kararlı olduğunu açık…

Meclis-i Mebusan Seçimleri Öncesi Gelişmeler ve Seçim Kararının Alınması

Osmanlı Anayasasına göre 21 Aralık 1918’de dağıtılan Osmanlı Millet Meclisi için, 4 ay içinde seçim yapılması gerekiyordu. Özellikle İzmir’in işgalinden sonra yurt çapında meydana gelen gelişmeler hakkında Millet Meclisi mutlaka bir karar almalıydı. Gerek Tevfik Paşa, gerekse Ferit Paşa Hükümetleri halkın seçim beklentisi karşısında Meclisin yeniden toplanacağını duyurdukları halde bir türlü seçime yapılamamıştı. Sivas Kongresi Padişaha Ferit Paşa hakkında suç duyurusunda bulunurken, söz verildiği halde 8,5 aydan beri seçim yaptırmadığı da belirtilmişti.

Sürekli ulusal iradeye başvurulması gerektiğini savunan Temsilciler Kurulu 13 Eylül 1919’da bir genelge yayınlayarak, Müdafaa-i Hukuk örgütlerinin denetiminde ve komutanların sağladığı güvenlik ortamında en kısa zamanda seçimlerin yapılmasını istedi. Temsilciler Kurulu Başkanı Mustafa Kemal de ayrıca milletvekilliği için adaylık başvurusunun ARMHC adına yapılmasını istemiş, buna dayanarak bazı bölgelerde adaylar belirlenmişti. Fakat a…

Temsilciler Kurulunun Yeni Hükümet ile İlişkileri, Amasya Protokolleri

Temsilciler Kurulu Başkanı Mustafa Kemal Paşa Sivas Ulusal Kongresi’nden sonra aldığı çabuk ve etkin karar ve uygulamalarla, İstanbul Hükümetini etkileyip hükümet değişikliğini sağladığı gibi, gerek yerli gerek yabancı basının ilgisini çekerek Ulusal Hareketin tanınmasını da hızlandırmıştı. Yine bu çalışmaları sonucunda bazı konularda arkadaşlarının muhalefetiyle karşılaşsa da hareketin gerçek lideri haline gelmişti.

Bu gelişmeleri bilerek sadrazam olan ve kabinesinde Harbiye Bakanı Mersinli Cemal (Küçük) ve Bahriye Bakanı Salih Paşa gibi Ulusal Harekete eğilimli bakanlara yer veren Ali Rıza Paşa’nın yeni hükümeti kurması Ulusal Hareket açısından kazanılmış bir başarıydı. Nitekim Harbiye Nazırı Cemal Paşa Amasya Kararlarında söz sahibi komutanlardan birisi, Bahriye Nzırı Salih Paşa ise komutanlarla Amasya Görüşmesini yapacak kişiydi.

Ali Rıza Paşa da göreve gelir gelmez ARMHC ile ilişkiye geçti, Ferit Paşa döneminde İngiliz Muhipleri Cemiyetinin kışkırtması ve maddi desteğiyle Ekim-Ka…