İttihatçıların İktidar Sorunu
23-24 Temmuz 1908’de Meşrutiyetin yeniden ilan edilmesi İttihat ve Terakki Cemiyeti için beklenmedik bir başarıydı. Ancak Padişahın ani olarak direnmekten vazgeçip teslim olmaya karar vermesi, gerek ülkeyi gerekse yönetici kadroyu büyük bir kargaşalığa düşürmüştü. Hükümetin saygınlığı kaybolmuş, bürokrasi hemen hemen tümüyle çalışamaz hale gelmişti. İhtilâl, İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Avrupa’daki çeşitli milliyetçi grupların ortak çabasının sonucu olduğundan, Padişahın Anayasayı yeniden yürürlüğe koyması gerek İstanbul’da ve gerekse taşrada imparatorluğun uzun geçmişinde benzeri olmayan kitle gösterilerine neden olmuştu. Her tarafta çeşitli din ve ırklara mensup Osmanlı unsurları sokaklarda kucaklaşıp sonsuza dek sürecek kardeşlik yeminleri ediyorlardı. Özgürlüğün ne anlam taşıdığını tam anlamıyla kavrayamayan halk çoğunluğu, ortaya çıkan otorite boşluğu içinde, uzun süredir uğradığı haksızlıkların nedeni olarak gördükleri yönetici ve memurlara saldırıyorlardı. Konya ve Bursa’da Abdülhamid’in hafiyeleri hapsedilmekte, kovulmakta; rüşvetçi, ehliyetsiz memurların listeleri valilere sunularak işten atılmaları istenmekteydi. Aydın’da halk hapishaneye saldırarak tüm mahkum ve tutukluları serbest bırakmıştı.
